FUAT AKYÜREK- HALK VAZGEÇMİYOR!

Mısır halkı diktatör Hüsnü Mübarek’i, yolsuzluğun olmadığı onurlu bir yaşam ve demokrasi için göndermişti. Milyonlarca Mısırlının günler boyu süren eylemleri sonucu Mübarek pes etmek zorunda kalmıştı. Ancak Mübarek’in arkasında duran güçler Mübareksiz bir Mübarek yönetimi için sahneye çıkmış, Mısır halkının ayaklanmasının kazanımlarının üzerine yatmak istemişlerdi. Ancak halk bunu kabul etmedi. Halkın mücadelesi sonucu, eski güçlerin sahnenin önünde olduğu Mübareksiz bir Mübarek yönetimi kurulamadı. Tartışmalı bir seçimin ardından Müslüman Kardeşlerin adayı Mursi seçimleri kazanıp cumhurbaşkanı oldu.

Ancak seçimleri muhalefetin önemli bir kısmı boykot etmiş katılım yaklaşık yüzde 50 olmuştu. Mursi bu yüzde ellinin yarısının oylarını alarak Cumhurbaşkanı oldu. Yani genel olarak seçmenlerin yüzde 25’inin oylarını almış oldu. Mısır’ın demokrasi yönünde alması gereken epeyce bir yol bulunuyor. Ama Mursi, Mısır halkının istemlerini ve kazanımları dikkate almayan bir yolda yüremek istedi. 22 Kasım’da yayınladığı bir kararname ile yetkileri artırdı ve demokratik bir anayasa yönündeki isteklerin önünü kapatmak istedi.

Mursi’nin kararnamesinde, şeriat kurallarının hukukun temeli olacağı, İslam hukuku ile ilgili konularda Sünni İslam’da yetkin otorite olarak görülen El Ezher Üniversitesi’ne danışılacağı gibi maddeler yer alıyordu. Bunlar açıkça Mısır halkının büyük çoğunluğunun demokrasi ve laik bir yönetim isteğine ters düşüyordu. Mursi oldu bittiye getireceği bir anayasa referandumu ile bu ve benzer hükümler içeren maddeleri kabul ettirmek istedi. Bunun üzerine Mısır halkı yeniden alanlara ve sokaklara çıktı. Başkanlık sarayını kuşattı. Mursi’nin yardımına ordu birlikleri yetişti. Ancak halkın öfkesi çok açıktı ve Mursi karanameyi iptal etmek zorunda kaldı.

Bütün bu gelişmeler ne anlama geliyor? Gelişmelerin ilk anlamı Mısır halkının demokratik ve laik bir yönetim istediği ve halkın büyük çoğunluğunun bu isteklerinden vaz geçmemekte kararlı olduğudur. Mısır halkın istekleri gerici çevreler tarafından Mübarek sisteminin savunulması olarak yansıtılmaya çalışılmaktadır. Oysa alanlara çıkan kitlelerin talepleri açık ve nettir. Onlar demokratik hükümler içeren bir anayasa ve laik bir yönetim istiyorlar. Mursi ise eski sistemi İslami bir görünüm altında sürdürmek, Mübarek’in sistemini ele geçirerek kılıfı değiştirmek, hatta içeriğini daha da gericileştirmek istiyor. Halk bu oyunu yutmayacağını açıkça gösterdi ve karanameyi geri aldırdı.

Öyle görülüyor ki, daha baştan da görüldüğü gibi Mısır Devrimi henüz bitmedi. Halk kitleleri son sözlerini daha söylemediler. Bir kez ayağa kalkmış, yılların uyuşukluğunu ve korkusunu üzerinden atmış olan halk yeni bir diktatörlük, gerici bir yönetim istememektedir. Müslüman Kardeşler gibi örgütler, diktatörlüklerin hüküm sürdüğü İslam ülkelerinde, diktatörlüklerin halka açtıkları tek “muhalefet kapısı” olarak işlev gördüler ve bunun avantajlarını kullanarak en örgütlü güç oldular. Ama Mısır halkı Tahrir’de gösteriler başladığında orada Müslüman Kardeşlerin olmadığını, onların başta Mübarek olmak üzere, ABD gibi ülkelerle gizli pazarlıklar yürüttüklerini çok iyi biliyor.

Ama göstericilerin kararlılıkları görüldüğünde Müslüman Kardeşler’de gösterilere katıldılar. Müslüman Kardeşlerin muhalefetin diğer kesimlerine göre daha örgütlü olma gibi bir avantajları vardı ve bunu da çok iyi kullandılar. Mısır ayaklanmasını deyim yerindeyse adeta çaldılar! Ancak halk kitleleri buna izin vermeyeceklerini açıkça ortaya koydular. Yani, yeni ve gerici bir yönetim kurmak için Müslüman Kardeşler ve Mursi’nin yolu açık değil ve halk bu yöndeki girişimlere karşı mücadele etmekte son derece kararlı.

Bundan sonra neler olabilir? Elbette kahin değiliz ve neler olabileceğini tüm ayrıntıları ile bilemeyiz. Ancak bugünden görünen o ki, Mısır halkı yeni bir diktatörlük yönetimi istememektedir. Üst sınıfların, emperyalizmle işbirliği içindeki egemen güçlerin ne istediği ise bellidir. Onlar bölgede emperyalizmin temel direklerinden birisi olacak Mübarek sistemine benzer ama cilalanmış işbirlikçi, gerici bir yönetim istemekte, bu yönde gizli açık girişimlerde bulunmaktadırlar. Kesin olan şudur ki: Mısır’ın gelecekte hangi yöne doğru ilerleyeceğini bütünüyle Mısır halkının mücadelesi belirleyecektir. Dier yandan Tunus’da benzer gelişmelere sahne olmaktadır. Mısır ve Tunus, halk kitlelerinin doğrudan işin içinde olduğu, çok çabuk politize olduğu, yılların uyukşukluğunu bir kaç ayda attığı ülkelerdir. Ayağa kalkmış halkların yeniden köleliğin hiç bir biçimini kabul etmeyecekleri görülmelidir. Mısır’ı ve Tunus’u dikkatle takip etmek gerekiyor.