FUAT AKYÜREK- GÜÇLÜ BİR HAYIR İÇİN

Ülke 16 Nisan’da yeni bir referanduma gidiyor. Yapılacak referandumun konusu doğrudan doğruya ülkenin siyasi rejiminin gelecekte alacağı biçimin ne olacağıdır. AKP ve MHP tarafından Meclis’ten geçirilen anayasa değişikliğine ilişkin maddeler, eğer halk tarafından kabul edilirse, ülkenin tek adam, tek parti diktatörlüğüne geçişini garantiye alıyor. Bugün “fiilen” uygulanmakta olan yönetim biçimi daha da ağırlaştırılmış bir biçimde anayasal rejim haline getirilmek isteniyor. Bu açık bir diktatörlük rejiminin kurulması anlamına gelecektir.

Yapılmak istenen anayasa değişikliği ile birlikte yasama, yürütme ve yargı tek adamın kontrolüne veriliyor. Böylece olağan bir siyasi demokraside ve demokrasi konusunda sorunlu olsa da parlamenter sistemlerde genel kabul görmüş olan kuvvetler ayrımı ilkesi tarihe karışıyor. Ülkenin olağanüstü hal ve kanun hükmünde kararnamelerle yönetilmesinin kapısı ardına kadar açılmış oluyor. “Cumhurbaşkanlığı sistemi” olarak cilalanan bu rejimle ülkenin kaderi, aynı zamanda parti lideri de olacak tek kişinin iki dudağı arasından çıkacak olan kararlara bağlı hale getirilmek isteniyor.

Şimdi AKP ve resmi MHP yönetimi –MHP içerisinde bu değişikliğe karşı olan ciddi bir muhalefet bulunuyor- halktan “ülkeninin geleceği”, “devletin bekası”, “yönetimin istikrarı” için bu anayasa değişikliklerini onaylamasını istiyor. Buna karşın CHP, Emek Partisi, HDP, ÖDP, TKP vb partiler yapılan bu anayasa değişikliğine karşılar ve referandumda hayır oyu verilmesi için ciddi bir kampanya yürütüyorlar. Hayırcılar elbette bunlardan ibaret değil, çeşitli inanç gurupları, toplumsal örgütler, yöresel dernekler vb. bu yapılmak istenen değişikliğe karşı çıkıyorlar, herkesi hayır oyu vermeye çağırıyorlar.

Bu anayasa değişikliğinin halk tarafından reddedilmesi gerekiyor. Bu red ne kadar güçlü bir biçimde ortaya çıkarsa Erdoğan ve partisi AKP’nin sadece bu anayasa değişikliği ile ülkeyi sürüklemek istedikleri açık bir diktatörlük rejiminin önü kesilmiş olmayacak, aynı zamanda fiilen yürütülmekte olan yönetim anlayışına da ciddi bir darbe vurulmuş olacak. Halk güçleri moral toplamış, daha ileri mücadelelerin yolunu açmış olacaklar. Açıkçası, “eğer anayasa değişikliği reddedilirse eski biçim olduğu gibi devam eder” anlayışı ve tutumu da ciddi bir darbe yemiş olacak, şimdiye kadar yapılanların meşruiyeti de tartışılır hale gelecektir.

Bir süredir yurt dışında yaşayan vatandaşlar da oy kullanabiliyorlar. Bu referandumda da gidip hayır oyu kullanmak, sadece kullanmakla yetinmeyip hayır oyu kullanabilecek hemen herkesi de oy kullanmak için seferber etmek büyük önem taşıyor. Çünkü verilecek her hayır oyu, ülkeyi karanlık bir geleceğe sürüklemek isteyenlere karşı yükseltilen güçlü bir itiraz olacaktır. Elbette bu da yeterli değildir. Hemen herkesin kopup geldiği ülkede bir yakını, tanıdığı bulunmaktadır. Haberleşme olanaklarının son derece geliştiği günümüzde bu tanıdıkları da hayır oyu vermeye çağırmak, eğer tereddütleri varsa bunları gidermek gerekmektedir.

Elbette referandum ve hayır oyu kullanmak her şeyin başlangıcı ve bitişi değildir ve öyle de olmayacaktır. İşçi ve emekçi halkın mücadelesi her koşulda sürüyor ve sürecek. Ama önümüze gelen her politik dönemeçten güçlenerek, moral toplayarak ve saflarımızı sıklaştırarak daha geniş kesimlere doğru yayılmış olarak çıkmak son derece önemlidir. Bugün önüne konan sandığa hayır oyu atmak, yarın mücadelenin farklı biçimlerini sürdürmek halk kitlelerinin kaçınamayacakları kaderleri durumundadır.

Haydi güçlü bir hayır için tüm olanaklarımızı seferber edelim!