FUAT AKYÜREK- “Dayanıklı Dinamizm” Olanaklı mı?

Bu yılki Davos toplantılarının ana teması dayanıklı dinamizmdi. Bu başlık altında özellikle Avrupa’da krizde bulunan bazı ülkelerin durumu ve ekonomilerin dayanıklı bir dinamizme sahip olması için izleyecekleri yol tartışıldı. Toplantılarda tartışılan konulara ve katılımcılara verilen, oradan tüm dünyaya yayılan mesajlara bakılırsa, bu mesajların uluslararası burjuvaziye moral vermek olduğu açıkça görülür. Açıkçası bu yılkş Davos toplantısı uluslararası burjuvazi için adeta toplu terapi seansına dönüştü.

Ama aynı günlerde gazetelerin ekonomi sayfalarına düşen haberler hiç de iç açıcı değildi. İngiltere ekonomisi 2012’nin son çeyreğinde binde 3 oranında daralmış. İngiliz ekonomisi bir önceki çeyrekte olimpiyat oyunlarının da etkisiyle binde 9 büyümüştü. Gelen son rakam ekonominin yeniden durgunluğa girmekte olduğunu kanıtlar nitelikte. Diğer yanda kriz içerisindeki bir ülke olan İspanya’da gençlerde işsizlik oranı yüzde 55’e ulaşmış durumda. İspanyol hükümetinin öngördüğü genel işsizlik oranı ise resmi olarak yüzde 24.6’dır. Yani çalışabilir durumdaki her 100 İspanyol’dan yaklaşık 25’i işsizdir. Bu eğilimin devam edeceği bildirilmektedir. Yunanistan, Portakiz, İtalya gibi ülkelerden gelen haberler daha iyi değilidir. Yani terapi büyük sermaye için ne kadar moral düzeltici olursa olsun, gerçekler o kadar iç karartıcı ve moral bozucu.

Davos toplantılarının kapanış oturumunda konuşan IMF Başkanı Lagarde “Avrupa’nın son 18 ayda yaptıkları muhteşem, bu yolda devam etmeleri gerekiyor” diyor. Bu “muhteşem” işler geçen yıl Avrupa’da 4.5 milyon işçiyi işsiz bıraktı. Bu yıl ise bu rakama yaklaşık 5 milyon daha ekleneceği tahmin ediliyor. Sosyal ve ekonomik hakların büyük ölçüde budanması, ücretlerde geriye gidiş de yapılan bu “muhteşem” işler arasında. Başta krizin en ağır biçimde göründüğü Yunanistan, İspanya, Portekiz gibi ülkeler olmak üzere, istisnasız tüm Avrupa ülkelerinde işsizlik oranı arttı. Bu yıl işsizliğin düşme değil, artma yönünde ilerleyeceği ise açıkça görülür durumda.

Şu sıralar Avrupa’da işsizlik ortalaması yüzde 12 dolayında bulunuyor. Ekonomilerde genel bir durgunluk eğilimi devam ediyor. Avrupa ekonomisinin motor gücü olan Almanya’nın bü Avrupa ekonomisinin motor gücü olan Almanya’nın büyümesi durmuş durumda. Önemli ekonomiler olan Fransa ve İngiltere genel olarak durgunluk içerisindeler. Ekonomilerin dinamizm göstermesi gibi bir gelişme ufukta görünmüyor. Buna karşın Davos toplantılarında özellikle bankalar alanında önemli gelişmeler olduğuna vurgu yapıldı. Kredi geri ödemeleri beklenenden daha iyi gerçekleşmişti vb.

“Ama gevşememek gerekiyor.” Toplantılara katılan bazı Avrupa ülkelerinin maliye bakanları “gevşememek gerektiği, krizin devam ettiği” yönünde uyarılarda bulundular. Bu uyarılardan anlaşılıyor ki, söz konusu edilen “dinamizm” işçi ve emekçi halklara karşı alınan önlemlerin devam etmesinde kendisini gösterecek. Bu önlemlerin devam etmesi için Avrupa burjuvazisi toplu terapi seanslarından geçirildi. Ancak ekonomilerin durumları gizlenemeyecek kadar ortada duruyor. Ancak onlara halka karşı aldıkları önlemlerin devam etmeleri için “dayanıklılık” aşılanmaya çalışıldı. Demek ki bütün bunlardan şöyle bir sonuç çıkarmak olanaklı: halka karşı saldırıda dinamik ve dayanıklı olun. İşçi ve emekçilerin muhalefeti ve mücadelesi size geri adım attırmasın!

Ancak Yunanistan, İspanya, Portekiz, İtalya gibi ülkelerden gelen haberler Avrupa’yı yönetenler için iç açıcı ve moral verici değil. Grevler, genel grevler, sokak gösterileri devam ediyor. Avrupa’nın işçi ve emekçileri krizin bütün yükünün kendi sırtlarına yıkılmasına karşı mücadele ediyorlar ve mücadele etmeye kararlı olduklarını eylemleriyle gösteriyorlar. Kuşkusuz bu mücadele sadece Avrupa’da sürmüyor. Mısır halkı yeni bir diktatörlük kurma peşinde olan Mursi ve Müslüman Kardeşlere karşı mücadelesini sürdürüyor ve başlattıkları devrimlerine sahip çıkıyorlar. Tunus’ta da mücadele sürüyor. Mali’de Fransız sömürgeciliğine ve işgaline karşı direniş büyüyor. Kısacası dünya halkları siyasi, ekonomik, askeri saldırılara karşı mücadelelerini yükseltiyorlar. Buna karşın Davos toplantılarından saldırılarda dinamizm ve halkın öfkesine karşı dayanma çağrıları yapılıyor. Ancak rüzgarın yönü değişmeye başladı. İşçi ve emekçi halkların sermayenin saldırılarını püskürtmek için giderek daha fazla saflarını sıklaştırıyorlar. Mücadelede kararlı olanlar genellikle kazandılar.