Ezilenler ırk ayrımı yapmadan bir araya gelmeli

1

Batı Lozan’da ilk kez 450 kişinin bir araya geldiği Hızır Cemi’ne katılan Hüseyin Gazi Metin Dede ile arkadaşımız Ali Korkmaz konuştu:

Lozan Alevi Kültür Merkezi’nin daveti üzerine Hızır cemi gerçekleştirmek için burada bulunuyorsunuz, Lozan’a hoş geldiniz.

Hoş bulduk, beni buraya davet eden kültür derneğinize, yönetim kuruluna, burada emeği geçen herkese, beni buraya laik görenlere tüm üyelere ve sizlere teşekkür ederim.

Bir Alevi dedesisiniz, farklılığınız aynı zamanda işçi kökenli ve aktif sendika faaliyetlerinde bulunmuş olmanızdır.

Dilerseniz sohbete sizi tanıyarak başlayalım….

Ben, Hızır paşaların halen bulunduğu, Pir Sultanların da susmadığı bir yerden geliyorum, Sivas’ın Divriği kazasının Çamçukü yöresinden geliyorum, baba ocağı olarak, Hüseyin abdal  evlatlarındanım, ve Divriği’nin maden ocaklarından emekliyim, işçilik yaptım, sendikacılık yaptım temsilcilik yaptım, maden ocaklarından geliyorum.

Neler yaşadınız işçilik yıllarınızda?

Orada şunu gördüm; işçiler emekçiler, Alevi demeden, Sünni demenden, Kürt demeden, Türk demeden, ırk ayrımına girmeden birliklerini sağladıkları zaman, haklarını alabiliyorlardı. Ne zaman ki işverenlerin oyunuyla bölündüler, o zaman haklarının ellerinden alındığını gördüm, emekçilerin ezilen halkların toparlanması için örgütlenmesine çok önem veren bir Alevi dedesiyim, ayriyeten de halk ozanıyım. Divriği demir madenlerinde 12 Eylülleri yaşadık suçumuz insanları örgütlemek, emeğin hakkını almaktı. Hırsızlık yapmadık, kimseyi de öldürmedik, ama emekçileri uyarmak için elimizden gelen gayreti gösterdik. 12 Eylül askeri darbesi gerçekleşti, bütün arkadaşlarımızla birlikte bizi sorguya çektiler ve bizleri zorunlu emekli etiler. Bizlerde Ankara’ya dönerek Pir Sultan Alevi derneklerinde örgütlenmemize devam etik.

Son günlerde artan bir şekilde  “Alevilik İslam’ın içinde midir dışında mıdır?” tartışmaları yürütülüyor….

Şimdi imanım, içinde mi dışında mı göğsünün nakşında mı? diyor ozan.

Şimdi içine gidiyoruz Emevi İslamcıları oraya koymuyorlar, İslamsınız Müslüman sanız camiye gelin. Dışına çıkıyoruz bizim alevi yobazlarımız  koymuyor, İslam’ın özü de biziz gözü de biziz diyorlar, güzelde biraderim bizi niye öldürüyorlar? Alevilerin tarihteki adlarından biri de ışık toplumudur. Karanlıkta çıkarı olanlar aydın adamlardan korkuyorlar, ışık aydınlıktır. Tarihe baktığımızda, Kerbela’dan bu yana bütün ışık tutanları katletmişler, çünkü karanlıkta çıkarları var. Hüseyin direndi. Emevi Halifeleri’ne karşı direnç gösterdi, çocuklarıyla birlikte susuz bıraktılar. Ama Hüseyin’in düşüncesini katledemediler. Dağda taşta hak aranırken, Hallâcı Mansur Ene-l Hak dedi, hak benim, hak bende dedi, kollarını bacaklarını kestiler, bin bir işkenceyle katlettiler ama düşüncesini katledemediler. Bu gün hala bu toplum helal hak diyor. Nesimi’nin diri diri derisini yüzdüler, Şeh Bedrettin yarin yanağından başka ortaklığı savundu idam ettiler, Baba İlyasları Baba İshakları idam etiler. Hiç uzağa gitmeye gerek yok, karanlık düşünceli adamlar Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı gibi yazarları katlettikleri gibi, Mahir, İbo, Deniz, Sinan gibi devrimcileri de katlettiler. Işık tutan fikirleri yok etiler, bu toplumda sevmedikleri için mum söndürüyorlar dediler, ışık söner mi? fikir söner mi? onların  fikirleri halen ışık tutmaya devam ediyor. Erenlerin birine sormuşlar; beş şartın biri sizde yok sizin neyiniz var demişler? Beş şartın dışında ne varsa hep bizim demiş. Alevi toplumunu şarta bağlayamazınız, çünkü kendini yenileyen bir toplum, değişen bir toplum, çağın koşularına göre yürüyen bir toplum. Aslında Alevilik zıtlara karşı yasaklara karşı kurulmuş bir kurum. Din, dil, ırk mezhep, renk, kadın erkek gavur İslam ayrımı yapmaz.

Sivas olaylarında sizin üç yiyeniniz katledilmesi sizi nasıl etkilemiştir?

Sivas’ta yananların hepsi benim yakınlarımdır, hepsi yeğenlerim. Sivas’ı baştaki hükümet zaman aşımına uğrattı, çıkan karar vatanımıza milletimize hayırlı olsun dedi, bir defa daha görevini yaptı, çünkü hep yakanlardan taraftı. Görevlerini yaptılar ama şunu unuttular; Bu toplum Kerbela’yı zaman aşımına uğratmadı, bu toplum Hallâcı zaman aşımına uğratmadı, seyit Nesimi’yi, Pir Sultan’ı, Şeyh Bedretin’i, Denizleri, Mahirleri, İboları, Dersimi, Koçgiriyi, hiç bir olayı zaman aşımına uğratmadı bu toplum.

Son olarak eklemek istediğiniz var mı?

 Ben işçi ve emekçilerden çok şey öğrendim ve bu da bana bazı kalıpları aşmada çok yardımcı oldu. Dedenin görevi; su efsunlamak değil, iplik düğümlemek değil, dedenin görevi dua veya beddua falan değil, dedenin görevi uyarmak, ocağın görevi hamları has etmek, çiğleri pişirmek. Bu toplumdan son olarak rica ediyorum, mutlaka bir şekilde örgütlenin, ezilenler ırk ayrımı yapmadan bir araya gelsin ki hakkımızı çiğnetmeden alalım. Söylemekle bitmez bizdeki dertler

Aydın yolda birleşmeli yiğitler.