Erwan Kerivel: Dersim Aleviliği melez bir kimlik

1

Bugüne kadar Dersim için birçok tez öne sürüldü. Aslında benim için bu tezlerin hiçbiri tatmin edici değil. Yüzyıllar boyunca melez topraklar olan Dersim’in tarihine baktığımız zaman günümüzdeki Alevi nüfusun farklı etnik kökenlerin özgün bir sentezi olduğunu görüyoruz : Ermeni, İran Deylem, Kürt ve Türkmen. Bu yüzden Sigest Yayınları’ndan çıkan “Güneşin çocukları, Dersimli Aleviler ve Ermeniler” kitabımda bu toplulukları “Kürt Alevi” ya da “Zaza Alevi” olarak değil “Dersimli Aleviler” olarak tanımlamayı tercih ettim.

Erwan Kerivel

Dersim, dört dağ içinde;
Gülü var bağ içinde
Dersimi Hak saklasın
Bir gülüm var içinde.

Bu dizeler, Dersim`li alevi arkadaşlarım tarafından çok sevilen bir türkünün ilk sözleri.
Ermeniler için, “Şam`ın Ülkesi”(Nuh`un oğullarından biri) veya “Simun/Simeon`un Ülkesi” (Farsça İncil`i vaaz eden Zelot`lu Simun) Kürtler için “Gümüş Kapısı”, Dersim, Doğu Anadolu`nun efsanelerle ve sınırlarla çevrili bölgesi.

Bu sözler Sigest yayınlarından Haziran 2015`de Türkçesi çıkan Erwan Kerivel`in ikinci kitabı olan “Güneşin Oğulları- Dersim Ermenileri&Alevileri” önsözündeki giriş yazısıdır. Fransızcası Eylül 2013`de çıkan kitabı türkçeye çeviren Gamze Aygün.

“Hak insandadır, Türkiye’nin Alevileri” (La Vérité est dans l’Homme, les Alévis de Turquie”/2011-Ermenice Nişan 2013- 4. baskı Nisan 2015 ) kitabından sonra Dersim Ermenileri ve Alevileri arasındaki akrabalıkları ve kültürel farklılıkları ortaya koymaya çalışan Erwan Kerivel; “Bu kitabı yazarken, benim yaklaşımım yine dostluk adına bir hediye amacındadır, köprüler sadece yeniden ve sıkıca inşa edilmek için bekliyorlar” diyerek önsözünü noktalamış.

On yıllık uzun çalışmalar ve araştırmalardan sonra ilk kitabını “Fransızlara ya da fransızca konuşan insanlara aleviliğe anlatmak ” isteğiyle çıkaran Erwan Kerivel, ikinci kitabında Dersim`i, Dersim Ermenilerini, Alevilerini tarihsel olgularıyla, bir çok araştırmalarla ve çeşitli kaynak ve belgeleriyle, aralarında oluşan akrabalık, kültürel farklılıkları anlatmaya çalışmış, günümüzdeki Dersim Ermenileri ve Alevileri tartışmasına ışık tutmaya çalışmış.

Erwan Kerivel bir Fransız. 43 yasında, evli ve demiryolu işçisidir. Türkçe öğrenmiş, Anadolu`nun çeşitli köylerine gitmiş, araştırmalar yapmıştır. Bir işçi, bir devrimci, bir yazar, bir emekçi olan Erwan Kerivel ile sizler için söyleştik.

- Erwan Kerivel kimdir?

43 yasındayım. İspanyol ve Bretagne karışımı bir aileden geliyorum. Ailem Franko İspanya’sından Galiçya bölgesinden kaçıp Fransa’ya gelmiş. Bu bölge çok kısa sürede Frankocu’ların eline geçtiğinden, iç savaş başlar başlamaz ülkeyi terk edip Fransa`ya gelmişler. Baba tarafım Broton- Bretagne Bölgesinden.

3

- İlk kitabınız “Hak insandadır, Türkiye’nin Alevileri” ve ikinci kitabınız “Güneşin Oğulları- Dersim Ermenileri&Alevileri” neden bu alanda yazma ihtiyacı duydunuz?

Uzun yıllardır bir çok Alevi ve Kürt arkadaşım var. Burada Fransa`da bir çoğu da Dersimli, Pazarcıklı. Hem onların dostluğu, paylaşımcılığı, insana ölan sevgileri, hem de benim bir işçi ve devrimci bir aileden gelmem bizleri yakınlaştırmıştı. Aleviliği öğrenmek, nasıl ortaya çıktığını bilmek, anlamak istiyordum. Okul yıllarımdan tarihi sevdiren öğretmenlerim olmuştu. Sanırım bunların hepsi birleşince ortaya böyle bir çalışma çıktı.
Ayrıca Türkiye`ye eşimle birlikte yaptığımız ziyeretlerde Aleviliğin kökenlerini sorduğumda net bir cevap alamıyordum. Başlangıç neresidir, nerede başlamıştır. Bu beni daha çok teşvik etti.

- Sanırım ilk kitabınızın ortaya çıkması bu şekilde oldu. Peki ikinci kitabınız “Güneşin Oğulları” hangi ihtiyaca cevap veriyor. Nasıl doğdu böyle bir kitap?

“Hak İnsandadır, Türkiye`nin Alevileri” kitabım sadece Fransızca basılmıştı. Zaten amacım Aleviliği Fransızlara Fransızca konuşanlara anlatmaktı. Türkçe`ye çevirmedik çünkü çok yeni birşeyler anlatmıyordu Türkiyeliler için. Ama yayıncı bulmak kolay olmadı. Birçok yayıncıyla görüştüm sadece Sigest bana olumlu cevap verdi. Varoujan Sırapian İstanbul Ermenisi ve bu kitabı hemen yayınlamak istedi. Çünkü Alevilik üzerine çok az kitapları vardı. Bu benim için bir şanstı. Çünkü otodidakt bir yazarım, lise mezunu bir işçiyim. Ermenice`ye çevirdik. Ermenistan’a gittik Dersimliler ile. Erivan`da “El yazması müzesi” gördük. Aleviler üzerine çok belgeler vardı, onlara tanıştırmak için yazdım. Birde Avrupa’da ve Fransa’da Ermeni diasporasında Dersim Ermenileri çok tartışılıyor. Bu tartışmaya yer aldım. Profesör Hranüsh Kharatyan ile tartıştım. Ve Erivan Devlet Üniversitesi `de bunu açıkladık. Orada yaptığımız görüşmeler bende yeni düşünceler ve projeler geliştirmişti. İşte “Güneşin Oğulları” bu şekilde ortaya çıktı.

- Dersim, Ermeniler ve Aleviler.. Kadim halklar, katliamlara uğramış, bedeller ödemiş bu halkları araştırmak, belgeler bulmak sizin için kolay olmamıştır. Biraz buradan bahsedebilir misiniz bize. Karşılaştığınız zorluklar, insanların yaklaşımları, sizi etkileyen gelişmeler neler oldu?

Öncelikle kolay olmadı benim için. Zaman ve ekonomi çok önemli. Ben bir işçiyim, geçimimi işçilik yaparak sağlıyorum. Ekonomik olarak bir beklentim yok yaptığım bu çalışmalardan. Ben bir devrimciyim ve araştırmalarımı bu yönde yapıyorum. On senelik bir çalışma, on senelik Türkiye’ye seyahatlar, aleviler ile yaşamak, dedeler ile konuşmak ve sonra herşeyi bir kitapta toplamak. Ama Avrupa’da 25 senedir ki beraber yaşıyoruz alevilerle.
Dersim Melez bir halktır. Ermeniler, Aleviler, Zazalar, Kürtler.. Bu bir zenginliktir. Mesela bir örnek veriyorum; İsviçre`de yaşayan müsahibim var. Kendisi Ermeni soyundan alevidir. Dersim-Ovacık`lidir. . Kendisine Ermeni diyor, Zaza dili için çok mücadele ediyor ve alevi inancında yaşıyor. Bu Dersim melez kimliğidir ve en büyük zenginlikdir bana göre.

Ve ben sadece Ermeni ve Türk kaynaklarından faydalanmadım. Farklı yazarların kaynaklarından da faydalandım. Kitabımda kaynakça diye bir bölüm var. Orada hangi kaynaklardan olduğu yazdım. Türk, Kurd, Ermeni, Avrupalı birçok yazarın kitaplarını inceledim, araştırdım. İki kitabımda 10 yıllık bir emeğin sonucunda ortaya çıkmıştır. Fransızca, İngilizce, Rusça, kim “Kızılbaş” ları anlamaya çalışmış ve onların gelenek ve görenekleri hakkında yazmışsa ulaşmaya çalıştım. Dersim Ermeni papazları komşuları Aleviler hakkında birçok referans verdiler. Ben kitapta hem benim araştırmalarımı hem de bu kaynakları bir araya getirdim.

Ve sonra Ermeniler soykırım yaşarken sadece Kızılbaşların onlara nasıl yardım ettiklerini anlatıyorlar. Bu yönde Ermenilerin ifadeleri var. Hazarlı Vazken Andréassian`ın tanıklıkları var. Bu yönden çok önemlidir. Hıristiyan ve Ermeni aileleri ile Kızılbaş Alevileri arasındaki kıvrelik ilişkiler vardı. Ben de çok atalara sahip olan Dersim Ermeni Alevi`lerinin anlattığı bu tanıklıklardan, dile getirdikleri gerçeklerden etkilendim. En zor olanı, bazen insanlar hala onların talihsizlikleri, katliamlarını anlatmaya korkuyor, kendi geçmişi hakkında konuşmak için korkuyor olmasıdır.

Bunun gibi birçok örnek vermek mümkün. Bunları açıklamak, tarihi belgeleriyle ortaya koymak, katliamlardan bahsetmek, Dersim, Dersimli demek sucken, bunun üzerine Ermenileri, Ermeni katliamlarını anlatmak. Türk devleti sevmez benim araştırmalarımı tabi. Son zamanlarda tehdit mesajları aldım öncelikle bozkurtlardan, bu sene Türkiye’ye gitmedim, durum tehlikeli.

- Evet Dersim demek, Dersimli olmak hala suç günümüzde.. Güneşin Oğulları`nı Türkçeye çevirdiniz. Ama ilk kitabınızı çevirmemiştiniz. Neden son kitabınızı Türkçeye çevirme ihtiyacı duydunuz?

Bu kaynakları, bilgileri hala Türkiye`deki halklar bilmiyor. Bunlar Dersim Alevi yasamina dair yeni bilgiler sunmakta ve insanların bilmesini istedik. Sonra benim tezim Alevilik Dersim kökenli Rae Hak olarak yapılandırılmış eski İranlı din Mithraizm`den gelmiş olmasıdır. Bu yeni bir tez ve biz bunu Türkçe konuşan okuyuculara sunmak istedik. Yüzyıllar boyunca melez topraklar olan Dersim’in tarihine baktığımız zaman günümüzdeki Alevi nüfusun farklı etnik kökenlerin özgün bir sentezi olduğunu görüyoruz : Ermeni, İran Deylem, Kürt ve Türkmen. Bu yüzden Sigest Yayınları’ndan çıkan “Güneşin çocukları, Dersimli Aleviler ve Ermeniler” kitabımda bu toplulukları “Kürt Alevi” ya da “Zaza Alevi” olarak değil “Dersimli Aleviler” olarak tanımlamayı tercih ettim. Bunları türkçeden anlatmak istedik.

- Alevi derneklerinin ve Ermeni kurumlarının kitaplarınıza ilgisi nasıl oldu? Bu konuda panellere, konferanslara davet alıyor musunuz? Orada karşılaştığınız sorular hangi yönde, insanların ilgisi nasıl. İlginç yaklaşımlar oluyor mu?

Evet, konferanslara davet edildim. Panellere katıldım. Fransa’da ve Avrupa’da Alevi ve Ermeni derneklerinin düzenlediği bu toplantılarda konuşmalar yaptım. Katılımcıların ilgisi, yoğunluğu, Aleviler ve Ermeniler için çok iyi oluyor, çok ilginç tartışmalar yaşanıyor. Bu zamana kadar, toplumlar hep kendi yaşamlarını sürdürmüşler ve hiç karşılaşmamışlar. Kitap üzerinden toplantılar düzenledik. Aleviler ve Ermeniler arasında bir köprü olduğuna inanıyorum bu toplantıların. Ve buralarda bu yönde düşüncelerini paylaşan birçok insan oldu. Ben Türk yönetenleri tarafından ezilen bu iki halk arasındaki bağlantıları bulmak için çalıştım. O mazlum halkların direnişi bir yolu göstermektedir, bir eksendir.

- Türkiye gündemini takip ediyor musunuz? Alevilerin, Kürtlerin günümüzde yaşadığı sorunlara dair, bölgede yaşanan bir savaş var ve Türkiye bir iç savaşa sürüklenmek isteniyor. Bu konularda neler söylemek istersiniz?

Türkiye’deki durum sivil savaşın eşiğinde olduğunu göstermektedir. Erdoğan’ın siyasi İslamcılığı ve aşırı milliyetçi Kemalizm. Bu iki kol, İslami faşist sentez hep halkları ve ezilen azınlıkları katletmiş . Türkiye`deki alevi arkadaşlarım için çok endişeliyim. Suriye’deki durumu çok iyi biliyoruz. Cihatçı barbarlar Ezidileri, Hristiyanları, Alevileri katlediyorlar. Bir gün bu durumun Türkiye’ye doğru genişlemesinden endişe duyuyorum.

Kürtler yıllardır katliamlar yaşamış. Türk devletinin baskısı ve uyguladığı Anti-Kürt ırkçılığı Türk toplumunda bir zehir gibi yayılmış. Erdoğan’ın istediği savaşa karşı barış sesini yükseltmek gerekiyor . Toplumsal muhalefet demokratik siyaset için çalışmalıdır. Bu şekilde Erdoğan`ı ve savaş politiklarini durdurmak olanaklı olacaktır.

HDP seçimlerde alternatif olduğunu göstermiştir. Demokrasi mücadelesinde halklara alternatif olmuştur. Ama biz Türkiye`de demokrasi olmadığını biliyoruz. Gerçek demokrasi yoktur ve seçimlerle gerçek demokrasi kazanılmaz. Sosyalizm olmadan gerçek demokrasi olmaz.

- Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz.

Faşizme karşı, islam faşizmine karşı ezilenler birlikte mücadele etmelidir. Aleviler, Kürtler ve diğer azınlıklar için bir ölüm kalım meselesidir bu. Ermenilere bakın! Onlar soykırım kurbanı oldular. Anadolu bir kez daha kendi çocuklarını kaybetmemelidir.

- Okuyucularımız adına size teşekkür ederiz. Çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Ben teşekkür ederim. Son bir not olarak eklemek istiyorum.

Kitaplarımı  http://editions.sigest.net/page0001016a.html   ve  http://www.amazon.fr/  adreslerinden temin edebilirler.

İsmail Şimşek