Ergün ÖZALP- Yangına körükle koşmak !

Gençliğin düşürüldüğü umutsuzluğu yazmayı düşünürken, omurgasını gençlerin oluşturduğu Gezi Parkı direnişi patladı. Hükümet yetkilileri yangına körükle gidiyor. Bu yazı yazılırken , sanatçılara bedel ödettireceği tehditini savunan başbakan ve heyeti , Polat Alemdar’la görüşerek , direnişi kırmak için onun sözlerinden medet umuyor, poliste biber gazlı saldırıları sürdürüyordu.
Ne oldu da Türkiye halkı, hükümete karşı tarihinin en kapsamlı en uzun süreli direnişinisürdürüyor? Olaylar bilindiği gibi Taksim gezi Parkındaki ağaç kesiminden başladı, polisin gaddarca biber gazlı saldırılarıyla binlerce insanı yaralaması ve ölümlere yolaçmasıyla gelişti.Türkiye’deki farklı tüm toplumsal kesimlerin AKP hükümetinin diktatörce uygulamalarına karşı bir direnişe dönüştü. Ama hareketin bir anda patlak vermesinde 0n yılların biriktirdiği sindirilmişlik ve köşeye sıkıştırılan kitlelerin ruh halinin patlar noktaya gelmesi vardı. Teğet geçtiği söylenen ekonomik kriz sonrasında, bu yılki büyüme rakamları 2.5’a indirilmişti.İşşizlik çığ gibi artmış, büyüme durmuştu. İşçiler, memurlar, gençler her kesim hak arama eylemliliği içindeydi.Tüm bunların üzerine AKP hükümetinin, halkın yaşam alanlarına, yediğine, içtiğine ,doğuracağına karışması, eğitim alanındaki gerici düzenlemelere başvurması , çevreyi ve yeşil alanları yandaşlarına , rantiyerlere , peşkeş çekmesi, cezaevlerini, aydınlarla, gazetecilerle, yasal politika yapanlarla tıka basa doldurması; Tayyip’in açıktan başkanlık hesapları yapması, daha karanlık günlerin geleceği duygusunu milyonlara vermişti.Alevi kesimi rencide edecek tarzda 3. Köprünün adının Alevi katliamlarıyla ünlü Yavuz Sultan Selim olarak tepeden belirlenmesi, Taksime AVM ve Kışlanın yapılacağının bizzat Tayyip Erdoğanca açıklanması herşeye tuz biber ekmişti. Yani bu koşullarda bir patlamanın olmaması şaşırtıcı olurdu. Son iki yıldır toplum mühendisliği yapılarak, basın sansürlenerek , kürtlerle yürütülen savaş, kitleleri bölmüş ve beyinleri boşaltmıştı adeta. Öcalan’ın bu yıl, Newrozla başlattığı ateşkes, gerillanın sınır dışına çıkışı ve demokratik siyasete şans tanıma hamlesiyle, kan dökülmesinin 7-8 aydır durması. Özellikle Türkiye’nin batı illerinde halkın savaşın yalan şartlandırıcı etkilerinden kurtulması, toplumsal hafızanın da tazelenmesine yol açtı. Ayrıca Ortadoğu’daki halk isyanları ve yanıbaşımızda Esad Hükümetine karşı T.Erdoğan’ın Suriye’ye yönelik saldırgan ve savaş isteyen söylemleri, zaten ülkede süren savaştan bunalmış halka güven vermiyor ,onu tedirgin ediyordu. Birikmiş öfkenin, bu nedenlerle rantiyer yandaşları hariç, tüm toplumsal kesimleri karşına almış olan T. Erdoğan Hükümetine yönelmesi, eşyanın doğasına uygun bir durumdu. Tahrikçi, hükümet ve onun başı T.Erdoğan’ın tutum ve söylemleriydi.
Hükümet ve başbakan halkın direnişinden yanlış sonuçlar çıkararak, eylemcileri, çapulcu terörist , marjinal ilan ediyor, sanatçıları yeniçeriler gibi davranmakla suçluyor ve tehdit ediyor. Bu tarzda, yangına körükle gitmek, ‘’ben polisimi$ valimi kimseye yedirtmem, Tayyip değişmez ‘ demek isyanı daha da büyütecektir…Halkın eylemi şimdilik,barışçıl sınırlar çerçevesinde bir protesto hareketi olmasına karşın, birçok etkiye ve gelecekte farklı biçimlere evrilme potansiyeli ve kararlılığı taşıyor. Eyleme katılanların sadece yüzde otuz kadarının politik bir parti taraftarı olduğu, yüzde yetmişin ilk kez eylemlere katılması, gençlerin ve kadınların çoğunluğu oluşturması ve milyonların biber gazı ve polis şiddetiyle yakından tanışması gözetildiğinde, eylem sürecinde bilinçlerde dönüşümün de hızlanacağı açıktır. Şimdiden bir ay önce birbiriyle kavgalı olan futbol taraftarlarının, Kürtün , Türkün Alevinin, Sünninin aralarındaki ayrılıkları önemsemeden barikatların başında dayanışması, halkların kardeşliğinin ve eylemde birliğinin sarsılmadan gelişeceğinin göstergeleridir.
T.Erdoğan, bu direnişi, faiz lobisine,dış mihraklara bağlamaya nafile bir çaba olarak başvurmaktadır. Onlar, ABD’nin Ortadoğu taşeron gücü olarak, Beyaz Saray’ın eşiğini aşındırırken; halk önündeki eşiği çoktan aşmıştır, korku duvarını yıkmıştır. Bu direniş nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, kalıcı olan da halkın bu zaferi olacaktır.