Ergün Özalp- Onurlu aydınlarımız da var!

Son 7 aydır devlet ve AKP hükümeti tarafından, kürtlere ve onların özgürlük mücadelesini destekleyenlere karşı sürdürülen karşı-devrimci terörist saldırıla; kuşatma ve hendek edebiyatı ekseninde yapılan algı yönetimi; gelinen yerde, öncelikle kürt halkının kendini savunma (özsavunma ) amacıyla açtıkları hendeklere toslamış durumda. Yüzlerce sivil insan, yaşlı ,kadın ve çocuk; tank ve keskin nişancı ateşiyle katledilmesine karşın, halkın direnişi halen sürüyor..

Halk direnişinin uzaması sonucunda, Türkiye’nin batısında uzun bir süredir cılız olarak sürdürülen protestolar da arttı.Sendika ve kitle örgütlerinin destek eylemleri, açlık grevi vb protestolar çoğaldı. Ülkenin namuslu ve onurlu aydınları‚ 89 üniversiteden 1128 akademisyen ortak imzaladıkları kürtçe ve türkçe bir açıklamayla “Devletin bölge halklarına karşı uyguladığı katliam ve sürgün politikalarından vazgeçmesi gerektiği ve sorumluların cezalandırılması”nı isteyerek ‚Bu  savaşın suçuna ortak olmayacağız‘ dediler. 12 Eylül döneminde, faşist askeri Cuntanın uygulamalarına yönelik Aziz Nesin öncülüğünde bir grup aydın tarafından hazırlanan aydınlar dilekçesi dahi, kamuoyunda bu ölçüde yankı bulmamıştı. Açıklama, doğru bir zamanlamaya denk geldi, üstelik T. Erdoğan’ın da kimyasını bozdu. Erdoğan, aydınlara yönelik ağzına geleni sayarak akademisyenleri ‘‘aydın müsvedesi, vatan haini ‘ olarak suçlayınca; ‘aydınların açıklaması‘nın yankısı, beklenenin üzerinde oldu.Tüm dünya üniversitelerinden, Almanya, Amerika, İngiltere‘ den ve ülke içindeki akademi dünyasından aydınlara destek yağdı . T. Erdoğan’a yönelik tepkiler, onun ‘Hitler müsveddesi ‘ olduğuna dair açıklamalar, giderek çoğalıyor.

Dünya Tarihinde birçok örnekte olduğu gibi, kritik dönemeçlerde, aydınları bedeli ağır olsa da böylesine humanist, onurlu tutumlar almaya iten; toplumsal gelişme, halkın refah ve mutluluğuna özgürce, bilimsel katkıda bulunabilme sevdasıdır. Aydınların sırtında , insanlığın onlara bindirdiği – halkın ve toplumun vicdanı olmak , onlara doğru yönü göstermek,aydınlatmak gibi – önemli bir yük vardır. Bu yükü hakkıyla taşıyanlar, halkın onurlu evlatlarıdır, aydınlarıdır. Hakim sınıflara yalakalık yaparak, kariyer ve para kazanma hırsına gömülmüş olanlar; kendini satanlar; mürekkep yalamı , eğitim görmüş olsalar da; halka ihanet içinde olduklarından , onları entellektüel-aydın olarak adlandırılamaz.

Dünya aydınları gibi, Türkiye aydınlarının da sinesinden olumlu ve olumsuz örnekler çıkmıştır. Aydınların tutumlarındaki ilerlemeler ve gerilemeler evrensel düzeydeki altüst oluşlar, toplumsal hareketteki ilerleme ve gerilemelere paralel bir seyir izlemiştir. Bu nedenledir ki, aydın olmak, bir kere kazanıldıktan sonra ömür boyu yenecek miras olamıyor. Aydın olmak, akademik kariyer sahibi olmak değildir. Kuşkusuz aydınlar eğitimlidir, ama birikimleri halk için, onları aydınlatmak içindir. Aydın olma sıfatı , sürgit, statik olarak taşınan bir rütbe değildir. Nitekim dönekleşenleri, birikimini tarihin ilerleyen çarkına ters yönde kullananları, eğemenlere hizmet eden prof . etiketli sahtekarları, üçkağıtçıları, yalakaları, kandan beslenenleri; aydın olarak değerlendirmek; aydın kavramını lekelemek olmaz mı?. Literatürde bunlara ‚dönek‘ denmektedir. Nitekim Doğu Perinçek , Yalçın Küçük ve Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu gibi, açıkca devletin katliam politikalarına planlayıcı güç ve borazan olarak katılanlar, bugün kürtlere yönelik yürütülen imha savaşının, açık ya da sessiz destekçisi olanlar; taşıdıkları akademik kariyer ne olursa olsun, aydın değildirler.

1128 imzalı açıklamayla , kürtleri yoketme amacıyla sürdürülen savaşa ortak olmayacağını, her türlü bedel ödemeyi göze alarak ilan eden aydınlarımız; aynı zamanda ezen ulus şovenizmini de parçalayarak suskunluğu kıran öncüler oldular.. Onların açıklamasını destekleyen gazeteci, sinemacı, tiyatrocu , yazar, sporcu, akademisyen ve sendikacılar; bu toplumun ezilen halklarının yüzakıdırlar..

Düzenin faşist bekçilerinin ve yargı mekanizmalarının aydınlar ve akademisyenlerimiz hakındaki kararı ne olursa olsun; onlar şimdiden tarihin onurlu köşesinde yerlerini yeraldılar ve halklarımızın yüreğinde de sonsuza dek yaşayacaklardır.