Ergün Özalp-İŞİD’in nesebi belli mi?

 

ABD’nin, Irak’ı önce işgal etmesi, daha sonra çekilişiyle birlikte geride neler kaldı? TRT’de bir foto muhabirinin aktardığına göre, Irak halkı;’ ABD’nin kendilerini Uydu anteni ,telefon ve Kola ile tanıştırdığını! ‘söylüyor.Ama ABD oradan ne alıp götürdü, neleri çaldı, geride ne bıraktı? Bunlar pek söylenmiyor.Geride bıraktığı yıkıntıların arasında , gayri sahih nesepli, tecavüz mahsülü çocuklar ve istikrarsızlığın sürmesi amacıyla kurduları El- Kaide artığı piyon örgütler de var. Saddam ordusunun artıkları ve sünni aşiretler ile birleşerek Maliki’ye karşı güçlenen bu çetelere, lojistik destek , silah ,mühimmat ve serbest geçiş hizmetini ; baştan beri Türkiye ,Katar ve Suudi Araplar sağlıyordu..İster El-Nusra, ister İŞİD olsun bu çeteler; islamı ve şeriatı referans alıyorlar, Şeriat ve Cihat bayrağı ile kan döküyorlar.Bunlar zaten Esad’ı devirebilselerdi Şeriata dayanan bir devlet kuracaklardı.

İslamı, cukka doldurma amaçlı politikalarının dolgu maddesi olarak kullanan bazı AKP dalkavuklarıda diyor ki, ‘İŞİD gerçek islam değil, gerçek islam bu değil..’’ Oysa gerçek islam, tam da budur. İŞİD’in belki tek olumlu katkısı,islamın ne olup olmadığının tartışılmasına zemin hazırlamak oldu.. Gerçekte ise, Kuranı arapça dua ezberlemek zanneden ve aydınlanmamış saf müslümanlar bir tarafa , herkes biliyor ki, Kuran’da, savaşta var, savaş ganimeti denen şey de.. işkenceyle ölüm, kadınlara tecavüz, onların cariye alınması ve köle pazarında satılması da var . Birden çok kadınla nikah, örtünmeyle ilgili birçok ayet de vardır. Gerek Hz. Muhammed gerekse dört halife ve sonrasında müslümanlığı yayma cihat ve fütuhhat savaşları,hep islam ve şeriat adına yapıldı.Emevi ve Abbasi devletlerinin sınırları, Osmanlı’nın fetih seferleri sonucu üç kıtadaki hakimiyeti; kelle uçurarak gerçekleşti. Kazanılan topraklardaki Türklere, Kürtlere,acemlere bir çok halka işkence ve tecavüz edilerek müslümanlığın dayatıldığı, dinlerinden döndürüldüğü ise, tarihsel bir gerçektir. Şimdi müslümanlığın o günkü günlerini özlemle bekleyen fanatiklerin, bu amaçlar için militanlarını nasıl kandırdıklarını İsveç’ten haber geçen Murat Kuseyri’ arkadaşın, gazetemizde de yayımladığımız ‘’Eski IŞİD’çiden kan donduran itiraflar ’ haberinde görmek olanaklı. İtirafçı Omar ; ‘’insanların kafalarını kesmeden önce bunun eğitiminin Tavuk ve diğer hayvanlar üzerinde yapıldığını, savaşta şehit olurlarsa cennetin kapısında 72 bakirenin kendilerini karşılayacağını ve akrabalarının cehenneme gitmekten kurtulacağını,müslüman olmayan tutsak kadınların karılarımız olacağını, allahın bunu istediğini, İŞİD saflarına katılan kadın militanların vücutlarını Cihadçılara sunmalarına cihat için seks’ dendiğini, bu hizmeti sunan kadınların cennete gideceklerini , intihar eylemcisi olan militanlar için tecavüzün serbest olduğu’’ vb. anlatmaktadır.Aslında islamdaki bu ve benzer uygulamalar dönemin alimleri tarafından, korkuyla ve üstü örtülü de olsa geçmişte eleştirilmişti: İranlı şair Firdevsi,‘’Arap peygamberin, kendi dinini halkların soyulması için sadece bir bahane olarak uydurduğu’ yönünde saptamada bulunurken; Toplumbilimin öncüllerinden biri olarak tüm dünyaca tanınan bilim adamı İbn-i Haldunise, yazdığı tarih kitabının birinci cildinde, sanki Firdevsi’yi tamamlarcasına, arapların neden düz ovada savaştıklarını şöyle açıklıyor: “Araplar, dağlık bölgelere değil, düzlük alanlardaki yerleşim bölgelerine baskın yapma eğilimindedirler, çünkü bu halk, barbarlığından ötürü yağma ve yakıp-yıkma eylemini sever, dağlık bölgelerde ise bu amacına ulaşması zordur.” İŞİD’in mirasçısı olduğu, dünyayı islami kurallarla yönetme sistemi; ganimet, yağma, talan işkence ve tecavüz, köleştirmeye dayanıyordu. Şimdi ise ,dünya eğemeni emperyalistlerdir, islamın ve şeriatın kılıcı olduğunu söyleyen şeriatçılar ise, emperyalizmin koçbaşı rolünde ve onların paralı devşirme ordularına asker yazılıp mazlum halkların ve müslüman halkların boğazını cihad adına kesiyor.Şeriat adına yapılan bu savaşın geçmiştekilerden tek farkı buradadır.Onlar bu kez haçlı ordularının hizmetinde ve onların kötü emelli planlarının parçasıdırlar.

Peki böylesine şeriatçı bir çete olan İŞİD’in soyu sopu, yani nesebi belli mi? A. Haydar Kaytan arkadaş, Özgür Politika’da İŞİD için,’’ nesebi gayri sahih’’ diye yazdı. Bu Medeni Kanunda yeri olan, resmi evlilikten doğmayan çocuklar için kullanılan bir ifade ve babası daha sonra ortaya çıksa tanısa da, nüfus kütüğüne böyle kaydediliyor. Aslında bir çok yönden IŞİD için cuk oturan bir kavram. Çünkü ne kurucuları ne de destekçileri resmi olarak bu çeteyi şimdiye kadar üstlenmediler.Aslında Eski CİA ajanı Snowden; IŞİD’i kimlerin kurduğunu bir süre önce açıkladı ve kurucuların İngiltere, ABD ve İsrail olduğunu söyledi. Ayrıca IŞİD şefi Bağdadi’nin, İsrail vatandaşı olduğuna dair belgeler yayınlandı. Durum böyleyken Türkiye’nin verdiği lojistik hizmetlerin ötesinde IŞİD ile resmi müzakereler yürütmesi ve babalık iddiasıyla kuyruğa girmesi; İŞİD’in anasının ‘’7 kocalı Hürmüz’ü pek de artmayan ilişkiler içinde olduğunu gösteriyor.

TC hükümeti ve başbakan Davutoğlu, en son T. Erdoğan ‘nın ABD ziyareti sonrasında İŞİD’e karşı koalisyona destek konusunda ikna edilmesi ve Musul Konsolosluğundaki sözde rehin alma tiyatrosunu bitiren ,rehinelerin MİT’e teslimi sonrasında İŞİD’e , ‘’ Barbar ve cahil’ demeye başladı.ABD ve koalisyon planlarına eklemlenen Türkiye, Rojava kürt oluşumunu, baştan beri hedefe koymuştu ve tampon bölge dümeniyle yoketmek istiyordu.Şimdi ardığı fırsatı bulmuş gibidir. ABD şimdilik tampon bölgeye açık destek vermese de yok da demiyor.Batı Kürdistan’daki kürtler, üç ayrı kantonda, tüm halkların demokratik ve eşit olarak temsil edildiği federe yapısıyla, Ortadoğu halklarına barış ve kardeşliğin sağlanması yolunda bir örnek oluşturdular. Emperyalistler ve işbirlikçisi gerici bölge devletleri, Türkiye ve Kürt gericiliği , şimdi bu yapıyı boğmak istiyor, İŞİD’İ en başta Türkiye bu amaçla kullanmaktadır.Kobene düşerse de kurtarıcı olarak bölgeye girmeyi ve yerleşmeyi planlamaktadır…

Bu nedenle, 15 Eylül’den bu yana , Rojava bölgesinin Kobane Kantonu’ nu kuşatan çeteler karşı , Kobeneli kürtler ve onların örgütü YPG kendi özgücüyle kahramanca direniyor. Kobaneli kürtler, şimdi tüm ortadoğu halklarının özgürlük eşitlik ve kardeşliği için cephede, kadın erkek yaşlı genç vücutlarını fedaice siper ederek direniyorlar.Kobene’yi savunmak, IŞİD çetelerine karşı direnişi desteklemek, Ortadoğu halklarının, devrimcileri,demokratları ve emekçileri açısından bugün insanlık görevi haline gelmiştir.