Ergün ÖZALP- Güvenlik neye dayanmalı?

Modern çağlarda güvenlik nasıl sağlanıyor? Can güvenliği, ulusal güvenlik, uluslararası güvenlik amacıyla oluşturulan toplumsal kurum ve yasalar düzeniyle. İlk akla gelen de polisiye ve askeri tedbirler, yani zora dayalı olanlardır. Fakat insanlık sosyalist düzenle birlikte, özyönetimsel güvenlik anlayışlarıyla da tanıştı, bunu atlayamayız.. Güvenlik, kuşkusuz toplumsal yaşamda bireylere verilen güven ve güvenlik duygusu ve özdenetim temelinde yükselebilir. Bu da elbette, dayanışmacı, insanlar arasında özel mülkiyetçi bir rekabetin yaşanmadığı ekonomik ve toplumsal ilişkileri öngörür.

Geçenlerde, Ekim Devrimi‘nin yıldönümü vesilesiyle, Rusya’da Pravda Gazetesi‘nde, Sovyetik dönem ile sosyalizmin kapitalizme evrildiği günümüz Rusya’sındaki güvenliği karşılaştıran bir yazı yayınlandı ( bkz. Pravda, News info, ‘‘Sovyet Dönemi‘nde insanların birbiriyle savaşı yoktu‘‘ başlıklı yazı ) Yazıda özetle; ‘‘Sovyetik dönemde polis devriyesinin, jop ,kelepçe ve silah taşımadığı, polise karşı koymanın olmadığı, güvenlik firmalarının bulunmadığı, dükkan ,okul ve hastahanelerde güvenlik görevlisinin olmadığı,evlerin giriş kapıları üzerinde güvenlik telefonu ve giriş kodları olmadığı, Moskova Şehir Konseyine girişte kimlik kontrolü yapılmadığı, oysa günümüz Rusyası’nda; kapitalistlerin kendilerini ve çocuklarının kaçırılıp fidye istenmesinden korumak amacıyla güvenlik talebinde bulunduğu, polis memurlarının çelik yelek, jop ve hatta otomatik silah taşıdıklarını, okulların kale gibi inşa edildiğini,alışveriş mağazalarındaki güvenlik elemanı sayısının satış elemanlarından fazla olduğunu, ve tüm bu önlemlerin de güvenliği garanti etmediğini‘‘ vurgulamaktadır. Yazıda ayrıca, ‘‘Genç kız ve delikanlıların hatta çocukların bile suça bulaştığı toplumun, ölümcül bir hastalığa yakalanmış olduğunu, azgın suçların sorumlusunun televizyon ve film endüstrisi olduğu, şiddet sahnelerindeki gerçekliğin çocukların psikolojisi üzerinde onarılmaz yaralar açtığını,Sovyet Dönemi’nde dedektif hikayeleri ve savaş sahnelerinde, gerçekçi doğal çekimlerinin yapılmadığını, kavanoz içindeki canlı insan bedenleri ve organları yerine, otopsi odasındaki vücut şekil ve resimlerine, askerlerin kahramanlığına odaklanılarak, izleyenlerde merak ve araştırma isteğini uyandırmaya çalışıldığı‘‘ belirtiliyor, suçların artışı ve günümüzdeki güvenlik kaygısının ana nedeni:‘‘ Kitlesel medyanın insan psikolojisi üzerinde etkisiyle ilgili değildir, Ana neden, insanlardaki özel mülkiyet hırsıdır.‘‘ saptaması yapılıyor. Kuşkusuz, Sovyet dönemi ve sosyalist topluma dair, birçok şey daha söylenebilir. Fakat sosyalizmi yaşayan ve gelinen yerde kapitalizmin hastalıklarıyla yüzyüze kalan Rusya halklarının; güvenlik endişelerinin ve bu yüzleşmenin, ülke basınında yapılıyor oluşu, önemlidir. İnsanların birbirleriyle iş ve mülkiyet için dövüşmesinin, polislerin barış döneminde bile, neden silah taşıdıklarının esas sorumlusu olarak, özel mülkiyet düzeninin kurum ve kurallarının işaret edilmesi; çok yerinde bir saptamadır.Sosyalizm döneminde üretim araçlarında toplumsal ortaklaşa mülkiyet vardı, bireye değil, herkese aitti ve onları kendi malımıyçasına korurlardı. Fabrikalar, bankalar, toprak alınıp satılmazdı. Herkes bedel ödemeden barındıkları eve sahipti, özel mülkiyet arzusu, minimum düzeye düşürülmüştü.Bugün bazılarına hayal gibi gelse de, Sovyet insanı, onlarca yıl, iki büyük dünya savaşı yaşamasına karşın; kapitalizmin pisliklerinden, özel mülkiyet kavgasından uzak, kapılarına kilit vurmadan güven içinde yaşadılar. Sosyalizmi kurma mücadelesine katılan kuşağın oğulları ve torunlarının, yaşadıkları eski günleri özlemle anmaları; Rusya halklarının gelecekte, yine sosyalizmi kurma yolunda ilerleyeceğini gösteriyor.

Günümüz dünyasında suç oranlarındaki artış, insanlardaki güvensizlik duygusu ve gelecekten umutsuzluk, polisiye tedbirlere dayanan güvenlik anlayışı; tüm dünyada kapitalist sistemin eğemenliğinden ötürüdür. Eğitim sistemi ve sermaye medyası; bireyciliği, rekabetçiliği, özel mülkiyet hırsını, milliyetçi, ırkçı duyguları körüklüyor. Dış düşman yaratılarak emperyalist paylaşım savaşları, ulusal düşmanlık ve mezhep çatışmaları temelinde körükleniyor. Böylesi bir dünyada, sadece ateş çemberine dönen Ortadoğu değil, hiçbir ülke ve hiçbir kimse güven içinde değildir. Atomik silahların varlığı, salgın hastalıklar, GDO‘ lu ürün satışlarının yarattığı güvenlik endişesi de cabası. Kapitalist ülkelerde silahlı polis ve askerin işlevi; sermayenin korunması, güvenliğinin alınmasıdır. Halkın vergileriyle halka karşı oluşturulmuş bu mekanizmaların yarattığı sayısız güvensizlikler ve ölümler; dünyamızda hergün yaşanıyor. Cezaevleri, yoksul ‘kader mahkumları‘, gerçekleri dile getiren, kurulu düzene muhalif gazeteci ve akademisyenlerle doludur. Dünya böyle de ,bizim ülkemiz çok mu farklıdır? Elbette değil, kişi güvenliğinin tehdit altında olduğu ülkeler sıralamasında en önlerdeyiz. Sermaye dünyası içinde Türkiye’nin güvenilir olmadığına dair raporlar yayınlandı. Zaten son iki – üç yıldır patlatılan bombalarla tehdite edilen halkın güvenliği; 15 Temmuz Faşist Fetöcü darbe girişimiyle iyice yokedildi. Tüm dinsel ve siyasal islamcı cilasına karşın, çatışan güçlerin temel güdüsü de yine kârdı, pastadan daha fazla pay kapmaktı.Dün ortaklaşa rantı paylaşanlar,(Tüsiad, Müsiad ya da Tuskon cu sermaye klikleri farketmiyor) pastayı tümden lüplemek, sömürü dümenini ele geçirmek için, asker, polisle, halka kurşun sıktırdılar. Halkın tepesine uçakla, helikopterle, tankla bomba yağdırdılar, yüzlerce sivili öldürerek halkın güvenliğini yokederek; halkı, güvensizlik ve korku girdabına yuvarladılar..

Sonuç olarak, Türkiye halkları, sermaye düzeninin güvenlik gücünün; güvensizlik kaynağı olduğunu, bir kez daha yakından yaşayarak gördü.. Tüm bu olayların gösterdiği, yaşanılır bir dünyanın, ancak özel mülkiyet hırsını ve rekabeti tarihe gömecek emekçi halkların çabasıyla kurulacak olduğudur.Yaşananlar, elbette siyasal bilince de dönüşecektir. 2017 yılının, güvenliğin, emekçilerin elleriyle sağlanacağı Tam Bağımsız Demokratik Türkiye’nin kuruluşuna; barış, kardeşlik ve özgürlüğe , bir adım daha yaklaştığımız yıl olması dileği ve umuduyla..