Ergün ÖZALP- Gençlik umut tazeliyor

Dünya  gençliği, son yıllarda, ana gövdesiyle halk hareketlerinde yeniden boy göstermeye başladı.Bunda elbette, dünyada yaşanan ekonomik krizin cenderesi ve  işşizliğin pençesinde bunalan gençliğin; bıçak sırtında oluşunun  payı büyük.
Dünyadaki genç çalışabilir nüfustaki işşizlik oranı yüzde 25’i aşmış bulunuyor. Avrupa ülklerinde işşizlik oranları gençler arasında daha da yüksek. İspanya’da yüzde 55, Yunanistan’da yüzde 60, İtalya ve Portekiz’de yüzde 38, Fransa’da yüde 27. İsviçre’de ise, geçen günlerde gazeteler, 55 bin gencin Lehrstelle aramak için başvuruda bulunmuş olduğunu resmen açıkladı.Türkiye gibi geriden gelen kapitalist ülkelerin durumu ise, daha vahimdir. Gençlik, tüm dünyada sadece işşizlikle değil; ayrıca burjuva hükümetlerinin gerici ve robotlaştırıcı eğitim müfredatlarıyla, yüksek okul harçları, mezuniyet sonrası  staj yeri bulamama gibi sorunlarla da boğuşuyor.
Kapitalist gerici hükümetler, yıllardır  gençliğin uyanışını geciktirmek için, onlara bireyciliği, rekabetçiliği, marka düşkünlüğünü, ırkçı milliyetçiliği, dini cemaatlere katılmayı, seks kölesi olmayı, uyuşturucu kullanımını seçenek olarak sundular ve dayattılar. Onların gençliğini enerjilerini sömürüp, intihara yönelttiler.Halk gençliğini ‘’ıslah etmek’’, yola getirmek  amacıyla dayatılan gerici yaptırımlar, köleleşmeye karşı direnenlere  yöneltilen polis terörü; sadece Ortadoğu’da Mısır ve Tunus’ta değil, ABD’ de Walstreet  eylemlerinde, Yunanistan, İtalya, Fransa , Almanya ve  Brezilya’da ve son olarak Türkiye’de-  Gezi eylemlerinde olduğu gibi- gençliği, ana gövdesiyle  eylem alanlarına, sokak protestolarına, diktatörlük güçleriyle hesaplaşmaya yöneltti. Gençliğe dayatılan proğram, onları sistemin dişlisi olarak  eğitmeyi, yaratıcı düşünceyi öldürmeyi, kariyerli uysal köleler olarak  sermayenin hizmetine koşmayı, ya da  sözde  ‘ülke bütünlüğünü koruma’ adına, emperyalist, haksız  savaşlarda ölmeye ve öldürmeye  şartlanmış robotlar olarak kullanmayı; içeriyordu.Gençlik sürgit bunları kabul edemezdi, etmedi de..
Gençler, özellikle 80’lerden sonra  sosyalizmin aldığı geçici yenilgi, emek örgütlerinin zayıflığı  ve Marksist akımın görece zayıflaması sonucu, kapitalist bireyciliğin, idealist felsefenin binbir çeşit türevinin, envai-çeşit  modern dinsel akımın, ideolojik saldırısına, uyuşturucu etkisine; daha  yoğun biçimde maruz kaldı. Fakat gelinen yerde gençlik kitlesinin bilinci, kendi sorunları sarmalında sıkışmışlığının ötesinde; kapitalizmin krizi, savaşçı saldırganlık, ırkçı uygulamalar, burjuvazinin uyduruk sandıksal oylamaları, işçi hareketinin tekrar yükselişe geçmesi vb. nesnel etkenler sayesinde; sistemin gerçek yüzünü görmede ve olan biteni anlama yönünde; ivme  kazanmış bulunuyor.Dünya gençliği, kuşkusuz şu an, karamsarlıklarını umuda dönüştürme yolunda anti-otoriter bir pratik içinde bulunuyor.Bu süreçte, elbette geçmiş tarihten öğrenme yoluna girenler olacaktır ama, geniş  gençlik yığınları, görece hareketsiz geçen yılların ardından, pratik deney ve tecrübe akışının  kesilmesindeki eksikliği; kendi pratiklerinden öğrenerek doldurmayı da bilecektir.Ve giderek  doğru bir örgütlenmeye ve önderliğe kavuşarak; Tayyip gibi diktatörlere de, darbeci generallere de, daha çok, ecel teri döktürecektir.
Türkiye gençliği, son Gezi eylemleriyle kendi zincirlerini kırmakla kalmadı, sınırlı  sayıdaki olan politik öncü gençliği, ana gövdesiyle de  buluşturdu. Ayrıca kır saçlı anna, baba ve dedeleriyle de  eylem alanlarında saf tuttu. Yine yıllardır, faşist zulme asimilasyona karşı direniş içinde olan Kürt gençliğiyle, aradaki yapay, şoven duvarları parçalayarak  birleşti, küçümsenemeyecek kazanımlar elde etti.

Gençliğin eylemliliği ve uyanışı, dünya ve Türkiye’de başlattığı yeni süreç; gelecek için umut veriyor. Emekçi sınıflar ve  gençliğin bu  birleşik eylemi, sermayenin köhnemiş düzenini heryerde yarmaya aday görünüyor..