Ergün ÖZALP- Ekonomi ve güvenlikte ayar kaçtı !

7 Haziran seçimleri sonrasında Türkiye‘ yi yönetenler kaosu tercih etti, şimdiyse bu kaos ve kaygı zemini üzerinden başkanlık sistemi planlanıyor. 12 Eylül Faşist Evren Cuntası döneminin ürünü olan mevcut anayasada, yasama ve yargının biçimsel olan rolü de , yeni faşist yamalarla ortadan kaldırılıyor.
Aydınlara, akademisyenlere yönelik tutuklama ve baskılar, yüzlerce gazete, TV, dernek vb . kapatılması, HDP genel başkanları 11 milletvekilli ve onlarca belediye başkanlarının, binlerce üyesinin tutuklanması, HDP’li belediyelere kayyum atanması; OHAL koşullarını aşan bir darbe koşulları altında, Anayasa Referandumu tezgahlandığını gösteriyor..Tüm bunların yanısıra 15 Temmuz faşist darbe girişiminin ardındaki sinsi tezgahların üzerinin örtülmeye çalışılması ve siyasi sorumluların gizlenmesi; farklı eğemen kliklerin planlı saldırılarıyla savaş sahnesi haline dönüşen Türkiye’nin kaotik, gerilimli ortamına, daha da ivme kazandırıyor; siyasi dengesizlik, asimetrik olarak zaten bozulan ekonominin iflasını giderek öne çekiyor. Turist ler, zaten bir yıldır gelmiyordu. Can güvenliği olmayışından ülkedeki alışveriş merkezleri de eskisi kadar kalabalık değil, vatandaş yeni yılı, meydanlarda, eğlence merkezlerinde değil, evlerinde karşıladı.Halk, toplantı olan kalabalık yerlerden can korkusuyla uzak duruyor. Terörü lanetleyen bayraklı mitinglere de öyle koşarak gitmiyor, ya da 200 metre ötesinde İstiklal marşı okunduğu için hazırolda durup beklemiyor..Baskı , sansür ve tutuklanma korkusu vatandaşı ezop dili kullanmaya ve mizaha yöneltiyor. Bazı taksi şöförleri ; ‘ekonomi, siyaset, reis‘ muhabbetine girecek olsanız, ‘‘abi, ama ışıklarımız güzel değil mi?‘‘ diyorlar…
Halk kendini güvende hissetmiyor. Zaten sonuçta devlet otoritesinin ağır yaralar aldığı ve kendini onlarca yılda onaramayacağını, konunun uzmanları da hergün TV lerde söylüyor.Onbinlerce bakanlık bürokratının, asker ve polisin, istihbarat elemanının ve öğretmenin tutuklanması yüzbinlerin görevden el çektirilmesi. Zaten işlemeyen çarkın iyice laçkalaşması, düzeysizliğin, yeteneksizliğin artışı anlamına da gelmektedir. Üstelik, ‘Kervan yolda dizilir‘ misali Suriye batağına girildi. Kervan yolda mı düzülecek, Dimyata pirince giderken bulgurdan mı olunacak ? Sonuç, önümüzdeki aylarda netleşeceğe benziyor..
Büyük kentlerdeki önemli bir vatandaş kitlesi, ekonomik yoksunluk ve can güvenliği kıskacında yaşamını sürdürmeye çalışırken; bir elinde akıllı telefon, oğlundan, kızından, yakınlarından ‘sağlık haberi‘ almaya, ama öte yandan da döviz kurunun seyrini izlemeye çalışıyor..Son yapılan anketler de, bu durumu gözler önüne seren, saptayan verilerle doludur. AG araştırma şirketinin 42 ilde 3011 kişiyle yaptığı ‚ ‘2017 nasıl bir yıl olacak ?’ anketinin sonuçlarına göre, katılanların % 79.6 sı,‘‘terör bitsin, ekonomi düzelsin, iş olsun‘‘ dileklerinde bulunmuş! Ankette bir diğer sonuç, yaşlı nüfus daha iyimser, gençlerin daha karamsar oluşudur.
Yılbaşı öncesi 3.60 sınırına ulaşan dolar, bir ara dalgalanıp 3.30 lara kadar indikten sonra , yılbaşı tatilini bitirip tekrar yükselişe geçti ..Bu yazı yazılırken 3.78 le yeni rekor kırmıştı. Yani T. Erdoğan’ın ‘‘ Dolar bozdurun TL. Ya da altına yatırın‘‘ öğütleri işe yaramadı. Halkın bozduracak bir şeyi kalmamış durumda, küçük hesapları olanlar da aksine Euro ya da dolar satın almakta. Döviz bürolarında gözlemlediğimiz son durumda buydu. Herkes dolar alma telaşındaydı. Kredi değerlendirme kuruluşu Fitch ’inde bu ay notunu açıklayacak oluşu, Trump’ın bu ay görevi devralacak olması, ABD’nin faiz oranlarını tekrar yükselteceği beklentisi; TL.‘ daki aşınma değersizleşmenin, hızlanacağının göstergesidir..
Salt kürt düşmanlığı üzerinden ulusal duyguların okşanması ve ‘Yenikapı‘ ruhu çağırmaları giderek etkisini kaybediyor, kaybedecek.. Ekmek kavgası ve can güvenliği kıskacı arasındaki halkın, korktuğu ve geleceğinden kaygı duyduğu bir gerçektir.. Farklı yönlerden, farklı mihraklardan gelen algı oluşturma çabaları ve son bir ayda gerçekleşen terör eylemleri Kayseri, Başiktaş, Rus Büyükelçi Karlov suikastı ve Ortaköy Reina saldırısı ve İzmir’deki eylem girişimi; vatandaşta doğru bir bilinç oluşumunu da kösteklemektedir. Bu ortamda iktidarın algı yönetim çabalarının da, başarı şansı düşüktür. Çünkü sorgulanacak şey çok, ama inandırıcı hiç bir cavap yoktur.Yönetenlerin, bizatihi kendisi güven aşımına uğramıştır. Güven verecek ve olayları doğru açıklayacak ve çözebilecek yeteneğe sahip görünmüyorlar.15 yıldır ülkeyi yöneten AKP hükümetinin, hiçbir özeleştiri yapmadan ,‘‘Çatlasanızda patlasanızda yapacağımızı yapacağız‘‘ tavrından vazgeçmemesi; şimdiye kadar gördüklerinizin daha beterini size yaşatacam anlamına gelmektedir ki; bu tutum eninde sonunda halkların sağduyusuna, direnişine çarpacaktır.
Kaos ve gerilim politikasını , stratejik hesaplarına dayanak yapanlar bilmelidirler ki, bu tür faşist politikanın – yani denize düşenin yılana sarılmaya mecbur bıraktırılması- başarı şansı;geniş kitlelerin en az bir dönem, ekonomik ve güvenlik açısından rahatlatılmasına bağlıdır. Önümüzdeki dönem, bu rahatlığın sağlanamayacağı ve ufukta görünenin tufan olduğu; Hükümetin, dolardaki ve terördeki artışı durdurma kapasitesi bulunmayışından da bellidir. Umut, halkın birleşik direnişinde; özgürlük, ekmek ve güvenlik için, kendisine bu karanlık günleri yaşatanlara gereken cevabı vermesindedir