Ergün Özalp: ‘‘Algı yönetemezlik‘‘

Türkiye kuruluşundan itibaren toplum mühendisliği yapılarak,kesip biçilerek, kitlelerde yanlış algılar yaratılarak yönetildi. İstatistik yalanlar,dinsel,tarihsel mitler,‘vatan millet, allah,kuran‘ edebiyatı üzerinden sürekli dış ve iç düşmanlar yaratıldı; kitlelerin hassas noktaları kaşınarak, duygu ve tepkiler, sünni türk – islam eksenine, yönlendirildi.. Ama 15 Temmuz Fetöcü darbe girişimiyle, hırsızlık ve canilikte ortaklık, türkçülük soslu din istismarcılığı- ‘siyasal islam’, duvara tosladı. Adeta,‘Ilımlısı böyleyse islamın, radikali acep nasıl olur?‘ dedirtti.

Devletin Faşizan algı yönetimi cephaneliğinde,15 Temmuz Fetöcü darbe girişimiyle önemli delikler açıldı. Kaos durumuyla kitlelerde yaratılan güvenlik kaygısı, at izinin it izine karışması, eğemenlerin algısal denetimini, yalan ve palavralarını da güçten düşüren etkenler oluyor.. Generallerin kafasına yaverleri tarafından silah dayandı, bütün kanatlarıyla, Fetöcü ya da Milli görüşçü ya da İŞİD ci versiyonlarıyla, alnı secdeye varan paşalar, emniyetçiler, istihbaratçılar, ağzından Allah ve Kuran lafını düşürmeyenler;birbirlerinini kurşunlayıp,halkı katletti,meclisi bombaladı. Şimdi ise, rütbe atlayarak Fetöcü kadroların yerini alan ergenekoncuların baştacı ettiği Z. Akasakal’ı, kafa kesen ÖSO ‘cu canilerle, Carablus’ta sarmaş- dolaş izliyoruz. Bu da, yeni ‘milli cephenin‘, kürt düşmanlığında birleşen bir ‘kokteyl organizasyon‘ olduğunu gösteriyor. Dinci tarikatların hepsinin kökü, Amerika’da 1950‘lilerde, NATO ülkelerinde kurulan Kontr-gerilla yapılanmasına dayanıyor. O tarihlerden günümüze,Türkiye‘de siyasi cinayet ve işkenceli ölümlerin,toplu katliam ve bombalamaların, tüm faili meçhul olayların ardında bu örgüt vardır.Suriye’de ve Türkiye’de kürtlere yönelik sürdürülen düşmanca savaş koşulları, 5 Temmuz faşist darbe girişimiyle, devletin bu ‘derin‘ yapılarındaki çıkar çatışması ve paylaşımını; silahlı boyuta sıçrattı.Oysa dün de bugün de Ortadoğu‘da ve ülkedeki huzurun yolu; kürtlerle kardeşlik ve barışın tesisinden geçiyor.

Sözde bazı akademisyen, itirafçı ve güvenlik uzmanları tarafından, Fetoya lanetler yağdırılarak; ‘‘Fetönün kökü dışarıda, Amerika’da CİA’nın kucağında,üst akıl tarafından yönetiliyor,dinimizi istismar ediyor,Türkiye’yi işgal edeceklerdi ‘‘ vb. söylemleri eşliğinde;‘peygamberle rüyada konuşulur,emir alınır mı, cinlerle manüplasyon olur mu, hipnoz olur mu ‘‘ vb. uyduruk gündemlerle, hepsi aynı yolun yolcusu olan islamcı diğer tarikatlar, bu arada aklanmaya çalışılıyor. İşine geldiğinde Radikal islamcı İŞİD teröristlerine ‘asi çocuklar‘ diyerek kürtlere, devrimcilere ve emekçilere yönelik bombalı eylemlerde kullananlar, on yılı aşkın Fetöcü sözde ‘ılımlı islam’a ,‘ne istedilerse vererek‘ ülkeyi ortaklaşa yönetenlerin, Obama ve Putin ile birkaç dakika görüşmek pahasına kapılarının önünde, her türlü taklayı atanların, şimdi kalkıpta Feto‘yu amerikancılıkla, emperyalistlerin piyonu olmakla suçlamaları, yüzsüzlük değilmi dir? Feto zaten biliniyor, o tescilli, peki ya siz nesiniz? ‘Ilımlı islâm‘ımı, yoksa İŞİD’ ci radikal islamcı selefi çetesini mi, BOP’un hangi ABD versiyonunu temsil ediyorsunuz? Hükümetin, ‘ne geldiyse başımıza yanlış Suriye politikamızdan geldi‘,‘Kandırıldık, allah bizi affetsin‘ söyleminin samimi olmadığı,aynı politikayı izledikleri ve izleyecekleri; burunlarını,Carablus’tan Suriye içlerine sokmalarından da bellidir.

Algı yönetiminin ekonomik ayağına bakıldığında,orası da en çürük dönemini yaşıyor.Metro, Köprü ve otoban açılışları, kitlelerin yoksulluğa sürüklenişinin üzerini örtemeyecek.Başbakan Binali Yıldırım,15 Temmuz sonrası bir demecinde;‘‘Dünya ve Avrupa’da borçların milli gelire oranı ortalama % 90, oysa bu oran Türkiye’de % 30, yani Türkiye ekonomisi çok güçlü‘‘ diyerek, koca bir yalanla algı yönetimi yaratmaya, ekonominin iflas durumunu gizlemeye, halka moral vermeye çalıştı.Türkiye ekonomisi, Ruslarla uçak krizi sonrasında en azından 30 milyar dolardan fazla kayıp yaşadı, turizm sektö- rü yerlerde sürükleniyor, fetocu faşist darbe girişimiyle de şimdilik, 100 milyar dolarlık kayıp yaşadığı açıklandı.Toplam dış borçlar 500 milyarı çoktan geçti. Önümüzdeki yıl 250 milyar dolar dış borç ödemesi var; tüm bu açıkları kapatmak için elde kalan son kamu varlıklarını, müflis tüccar gibi, haraç mezat satmaya yönelik bir torba yasa içinde KHK hazırlandı. Herkes Binali’nin sözüne değil, yediği ekemeğin büyüklüğüne bakıyor! Gelinen yerde ülkenin genel manzarası özetle şöyle:

- Devlet iktidarının medya tekeli ve yüzlerce TV kanalına karşın; gericiliğin algıları yönetmesi, barış koşullarındaki gibi, uzun ömürlü olamıyor.Sahada patlayan bomba ve silahlar, bir süre sonra algısızlığa ve tepkisizliğe yolaçabiliyor. Kafası netleşmiş inançlı ve örgütlü kesimler ise, sonucu belirlemeye aday görünüyor. Güçlü görünen, aslında güçsüzdür. Yalana dayalı algının ömrü, mezarlıktan geçerken ıslık çalmak gibi. Bazen de korkudan nefesler tutuluyor, ıslık bile çalınamıyor!

- İster ılımlı ister radikal islam, ister ulusalcı-lâik olsun, kürtlere ve demokratik özgürlüklere düşman cephe; kaygı ve güvensizlik içinde, kağıt üzerindeki mutabakata karşın, birbirinin arkasını kollamakla meşgul.‘Milli Mutabakat‘ cephesine, CHP ve Kılıçdaroğlu ekibi, stepne olarak iliştirilerek; sarsılan imaj, kurtarılmaya çalışılıyor. Meclisteki 3. Büyük parti olan HDP ise, dışlanıyor. Öte yandan halk, birbirini Fetöcü diye jurnallemeye‚ ‘cadı kazanı’nda kaynatmaya çağrılıyor, saflaşma hızlanıyor, kitleler daha da bölünüyor.

- Türkiye’de ve Avrupa’da halkın önemli bölümü, elinde tespih, yüzünde uzun sakal, kara çarşaflıları, arapça konuşanları, potansiyel intihar eylemcisi olarak algılamaya başladı.

- Carablus’u tek mermi atmadan, İŞİD’in elinden teslim alarak ÖSO’ya devreden TSK; amacının YPG’yi yok etmek olduğunu ilan etse de, Türkiye‘deki savaş cephesinden hergün onlarca yüzlerce polis – asker cenazeleri gelirken,Suriye batağına saplanmadan bunu nasıl başaracak?

- Bir yıl önce Dünyanının iflas eşiğindeki 10. ülkesi seçilen Türkiye’de Ekonomi, dış açıklarla yüzyüzedir.Enflasyon ve işşizlik artıyor, ekmek tekneleri‘ kapanıyor, halkın ekmeği küçülüyor.

Gerçekler daha acıtıcı ve öğreticidir. Psikolojik savaş taktikleri, ekonomisi, iç huzuru güçlü ve güvenlik kaygısı duymayan halk üzerinde geçici bir başarı sağlayabilir.Son iki yıldır ve 15 Temmuz faşist darbe girişiminden sonra Türkiye eğemenleri, tarihinin en zayıf dönemini yaşıyor. Kürtlerle müzakere masasına dönülerek, onurlu bir barış, eşit vatandaşlık temelinde kardeşlik sağlanamadığı sürece, devlet kurumlarıdaki çürüme, dizboyu yoksulluk ve yolsuzluk, cinayet ve katliamlar sürdükçe; kitlelerdeki algı aşınması ve çaresizlik, yaşamdan bıkkınlık; dönüp dolaşıp ülkeyi yönetenleri de vuracaktır. Hitler’in propaganda aygıtı bile, cepheden gelen yenilgi haberleri,yaşanan açlık ve alman kadınların kocasız kalması karşısında iflas etmişti. Suriye savaşına doğrudan katıldığımız şu günlerde, Osmanlı’nın halifelik ve diktatörlük özlemini taşıyanların; anımsaması gereken ilk ders budur.