Emekli öğretmen Jacques Depellens:‘Eğitim programı çok eksik ve klasik’

Yeni dönem eğitim ve öğretim yılı başladı. Bu dönemde de bir çok öğrenci ve aileleri farklı sorunlarla karşı karşıya kalacak. Eğitim ve öğretim sistemi kantonlara göre büyükten küçüğe farklılıklar içeriyor. Dolayısıyla eğitimde sorunlar ve çözümleri irdelenirken,  tek bir sorun ve çözümünden bahsetmek elbette olanaklı değil. Arkadaşımız Alı Korkmaz, başlayan eğitim ve öğretim yılı vesilesiyle, Emekli Öğretmen Jacques Depellens ile konuştu.

Sizce İsviçre eğitim sistemin de temel yapısal sorunlar nelerdir?

Eğitim programı çok eski, bugün 50 yaşındaki öğretmen kendisi 10 yaşında okuldayken öğrendiklerini öğrencilerine öğretiyor. Örnğin Almanca, Fransızca, İngilizce derslerinde klasik hep aynı romanlardan örnekler veriliyor; 17. Yüz yılda Molière, 18. Yüz yılda Voltaire, 19. Yüz yılda Balzac tarafından yazılmış kitaplar ve şiirlerden örnekler alınıyor, bu da günümüzdeki öğrencilere artık çok klasik geliyor.

Siz Fransızca öğretmeniydiniz. Sizde Molière’i, Voltaire’i veya Balzac’ı örnek almıyor muydunuz ?

Hayır, litaratürde ben daha ziyade 20. Yüz yıllarda yaşamış yazarları örnek alıyordum, birde sadece Avrupa’da yaşayan yazarlar değil, Avrupa dışında yaşamış yazarlarıda örnek alıyordum.

Örneğin?

Mesela Nazım Hikmeten, Şili’de yaşamış Pablo Neruda, Bertolt Brect, Max Frisch gibi yazarlardan da örnekler alıp öğrencilerimle paylaşıyordum, bu konuda öğretmenlerin seçenekleri olabiliyor. Tabiki çok zamanımı alıyordu bu yazarları okuyup araştırmak, ama İlginçti. En azında klasik olmuyordu. Çok klasik oldu mu eğitim seviyesi düşüyor.

Milli gelir dağılımının Eğitim hizmetleri üzerindeki etkisi nedir ve işçi ailelerinin çocukları durumu nedir sizce? Bir eşitlikten bahsedilebilinir mi?

Hayır bir eşitlik söz konusu değil. Örneğin; bir öğretmenin yaşam standartları ile bir işçi ailesinin yaşam standartları arasında çok fark var; öğretmenler izin konusunda da avantajlılar, gündüz sadece 8 saat çalışmaları ve gelirleride bir işçinin gelirinden çok olması onların daha rahat olanaklara sahİp olmasını sağlıyor. Bir işçi gerektiğinde ekonominin ihtiyaclarına göre gece de çalışabiliyor 3 veya 4 vardıyalıda çalışıyor, düşük ücretle düzensiz iş koşulları, zor koşular altında da çalıştığında, gerek kendisine zaman ayırmada, gerekse çocuklarına yardımcı olmada hem enerjisi kalmıyor hem de zamanı. Sosyal yaşamı olanaksız oluyor.

Göçmenlerin büyük çoğunluğuna göre, okularda göçmen çocuklarına açık veya gizli ayrımcılık yapılıdığı düşünülüyor, ayrıca çocukların üst okulara yönlendirilmesinde eşitsizlik ve haksızlık olduğu kanısı yaygın. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Evet bu konudada haksızlık söz konusu, istatistikler de bunu belirliyor. Örneğin Renens de 9. sınfa, zorunlu eğitime kadar % 70 yabancı öğrenci sınıflarda varken daha sonra Lise ve diğer okullarda İsviçreli çocuk sayısı % 80 oluyor. Bu % 50 ye yakın yabancı öğrenciler nereye gidiyor! Meslek kötü değil ama eşitsizlik bu. Göçmenlerin çocukların kendi ana dilerinden haftada üç saat de olsa ders almaları en azından kültürel zenginlik, o yabancı öğrencinin kendine öz güveni geliştirir ve kültüründen uzak olmamasını sağlar.

Okullarda var olan sosyal danışmanlık (médiateur, médiatrice) işlevini gerçek anlamda getirebiliyor mu?

Eskiye göre şimdi biraz daha iyi, sosyal asistanları çok iyi seçmek gerekir, okul dışında da gidip ailelerle ilişkiye geçip diyalog kurup işini yapması gerekir. Ben belediyenin meclisindeyken okul direktörüne, sosyal asistanlığı çok iyi yapabilecek birini önermiştim ama o dönem direktör kabul etmemişti.

Zorunlu okuldan sonra, göçmen gençleri meslek bulmada çok zorluklarla karşılaşıyorlar, bu sorun sizce nasıl çözülebilinir ne tür yöntemler uygulanabilir?

Anonim öz geçmişler (CV) hazırlanabilinir, yani isim soyisim belirtilmeden ülkesi belirtilmeden, ikamet etiği belediye belirtilmeden olabilir, bu konuda yetkilileri uyarıp onlara anonim başvuruları kabul etmelerini sağlamak gerekir. Örneğin Fransa’da St-Denis belediyesinde oturulduğu öz geçmiş de yazılırsa o başvuruyu dikkate bile almıyorlar.

Ayriyeten o kadar çok geçici işçi iş yerlerine alınacağına dah çok çırak alınabilinir. Bu anlamda çırak alan iş yerlerinin, politikacıların ve sendikaların duyarlı hale getirilmesi sağlanmalıdır.

Konuştuğumuz bu sorunlar üzerine daha başka eklemek istedikleriniz var mı? Eğitim sistemi daha verimli hale nasıl getirilebilinir?

Öğrenci, aile ve okul yetkilileri arasında iyi bir uyum sağlamak için, öğretmenlerin düzenli bir şekilde yetkinleşme kursları almaları gerekir. Herkesin yaşadığı çağdaş dünyaya eş değer  bilgi sahibi olmaları da gerekir!

Ekonomi hakında büyük kararlar alanları tanımak (biraz politik yetkilileri tanıyoruz, fakat şunuda biliyoruzki onun üstünde, dünya çapında ve ülke çapında yaşamımızı etkileyen ve yerimize kararlar alan ekonomi ajanları da var)

Modern büyük göçleri tanımak.

Başka kültürleri tanımak, özelikle İsviçre’ye yerleşmiş kişilerin. Daha iyi anlaşabilmek ve önemsemek açısından.

istenildiği taktirde, yabancıların dili ve kültürü okularda uygulanmalı, insanların asimilasyona zorlanacağına, zengin kökeni 2 veya 3 kültür de herkes kendini zenginleştirmeli.

İsviçre bazı riyakarlıkları terk etmesi gerekiyor.

Röportaj  Ali Korkmaz