EMEKÇİLERİN TANRISI SON KEZ SİLAH DÖVDÜ- Yaşar Atan

Achilles-And-Thetis atan kose

atanyasar@yahoo.de

 

 

 

“Tanrıça Tetis, tanrı Hefaystos’a dövdürdüğü silahları oğlu Ahilleus’a verirken.“

 

EMEKÇİLERİN TANRISI SON KEZ SİLAH DÖVDÜ

Yunanlı Başkomutan Agamemnon’un Troya’yı işgali sırasında Yunanlı komutan Ahilleus, savaş denen afetin, iğrenç bir yağma kavgası olduğunu anlayınca, savaşlara veda deyip hemen çadırına çekildi. Ne var ki can dostu Patroklos’un Troyalı komutan Hektor’un kılıcıyla can verdiğini duyunca da çılgına döndü! Ege denizinin dibindeki konağında oturan anası tanrıça Tetis’i yardımına çağırdı hemen: “Bana güçlü silahlar bul anacığım, silahlar! Dostumun öcünü alacağım!” diye uzun uzun ağladı sızladı…

Tetis, katılacağı bir savaşta kesinlikle öleceğini biliyordu oğlu Ahilleus’un. Onun ölümünü hiç olmazsa biraz geciktirecek silahlar dövdürmek için Olimpos’ta oturan Dünya Emekçilerinin Tanrısı ve çok sevdiği topal Hefaystos’un sarayına gitti doğruca,,,

TETİS DE HİÇ SEVMİYORDU SAVAŞLARI

Topal tanrı Hefaystos, bir ana gibi sevdiği tanrıça Tetis’i çok candan ve coşkuyla karşıladı evinde. Hemen elini ellerine alıp; “Sevgili tanrıçam, hoşgeldin! Pek geldiğin yoktu Olimpos’a?.. Doğrusu çok sevindim!…” dedi. Biraz hoşbeşten sonra, insanların ve tanrıların dünyasından sözettiler karşılıklı… Ama hemen yaşlı gözlerle; “Bak, sevgili Hefaystos,” diye derdini dökmeye başladı Tetis. “Şu tanrıçalar arasında benden daha dertlisi var mı acaba? Baştanrı Zeus, deniz tanrıçaları arasında bir tek beni evlendirdi bir ölümlüyle! Korkumdan mı, bilmiyorum, nedense isyan etmedim o zamanlar! Neyse, o ölümlü kraldan bir oğlum oldu. Ama oğlum ölümlüydü!.. Onu ölümsüz kılmak için bütün bedenini daha bebekken ateşler üstünde tavladım. Ne var ki elimle tuttuğum topuğu ateş görmediği için, orası onun ölüme açık yeri olarak kaldı!.. Eh, hep bildiğimiz gibi, dünyadaki halklar da, biz tanrıların ve onların temsilcileri olan egemenlerin dayatmasıyla, birbirlerini kırıp geçiriyorlar!. Velhasıl benim oğlumu da o aşağılık kral Agamemnon, Troya’ya açtığı sözde “namus temizleme savaşı” için alıp götürdü!.. Belki sen de duymuşsundur: O alçak Agamemnon, oğlumun sevgilisi Briseis’i elinden alıp çadırına götürmüş! Tabii oğlum da, dile gelmez bir öfkeyle savaşlara veda deyip çadırına çekilmiş. Daha sonra Yunanlı ordular, Troyalılar önünde üstüste yenilmeye başlayınca, oğlum Ahilleus’un yeniden savaşa katılması için yalvaryakar olmuş Yunanlılar… Oğlum da fazla direnememiş, kendi silahlarıyla donattığı o can dostu Patroklos’u yollamış savaş alanına. Ama Troyalı Hektor, o can dostunu öldürünce haliyle deliye dönmüş oğlum!.. Üstünde hiç silah yok şimdi! İlle de öcümü alacağım diye tutturdu…“

ÜZÜLME TETİS, OĞLUN İÇİN SON KEZ SİLAH DÖVECEĞİM

Burada birsüre sustu Tetis. Hefaystos ve karşı koltukta oturan karısı, cankulağıyla dinliyorlardı onu. “Evet, sevgili Hefaystos,” diye konuşmasını sürdürmeye başladı Tetis. “Şimdi silahsız kalan oğlum için silahlar dövsen diyorum. Bu konuda tek güvendiğim sensin.  Biliyorum, o gül fidanı gibi bakmaya kıyamadığım oğlum, daha nice masum gençler gibi, Troya’dan evine dönemeyecek!.. Ama hiç değilse onun ölmünü biraz öteleyecek bir kalkan, bir tolga, ne bileyim, çelik bir zırh dövsen işliğinde, diyorum. Bak, dizlerine sarılıyorum, Hefaystos. Biliyorum, sen dünya emekçilerinin, ezilenlerin tanrısısın artık. O yüzden mutlaka o iğrendiğin savaş aygıtlarından  üretmiyorsun. Sen de ben gibi savaşların kökünü kazımak istiyorsun… Ama n’olur, bu oğlum için…”

Hefaystos, birden araya girip; “Üzüldüğün şeye bak, sevgili Tetis!” diye gülerekten gürledi. “Sen hiç üzülme, oğlunu koruyacak silahları dövüp getireceğim. Sen burada otur, beni bekle!”

DÜNYA EMEKÇİLERİ, KÖLELİĞİ VE SAVAŞLARI BİTİRECEKLERDİ

Hefaystos birden doğruldu ve topallaya topallaya, doğruca işliğine gitti. Ama bu arada döveceği silahlar üzerinde düşünmeye başladı. Evet, savaştan ve silahlardan ne kadar iğrenirse iğrensin, kendisini yetiştiren ve bugünkü emekçilerin tanrılığı gibi bir düzeye ulaştıran o tanrıça Tetis’i kıramazdı! Kendi anası Hera ve babası Zeus, onu topal diye horlayıp Ege Denizi’ne fırlatıp  atmışlardı da denizin dibinde yaşayan tanrıça Tetis analık etmişti ona; demirci işliklerine çırak olarak göndermişti. Bugünkü sanatını ve dünyaya olan aşkını ona borçluydu. Tetis de dünyayı, tanrılar ülkesi Olimpos’tan çok daha fazla seviyordu. Kendisi de, Tetis’i tanıdıktan sonra, Olimpos’tan kopmuş, dünyaya yepyeni bağlarla bağlanmıştı… Kadın cinsini de zaten kendi elleriyle yaratan biri olarak Hefaystos biliyordu ki, bütün dünya emekçileri el ele verip, içlerinde saklı olan o inanılmaz yetenek, akıl ve yürekleriyle dünyayı dönüştürecekler; savaşları, insanın insana köleliğini gündemden çıkaracaklardı. Emekçilerin kendi el ve zekalarıyla üretecekleri robotlar, insanların yardımcıları olacaklardı… Zanaatçıların tanrısı Hefaystos, bunları düşünerekten, insanlara armağan edeceği kendi robotlarına buyruklar yağdırmaya başladı. Robotlar, demirci ocağını tutuşturan oniki körüğü çalıştırdıhemen … Kendisi de iş önlüğünü giydi.

Bütün buyrukları eksiksiz yerine getiriyordu Hefaystos’un cansız robotları…