EKİM DEVRİMİ – BAŞARILI BİR PROLETER AYAKLANMANIN KLASİK BİR ÖRNEĞİ

14

Ekim Devrimi, silahlı ayaklanma taktiklerinin klasik bir örneği olarak, bilimsel sosyalizmin kurucuları Marx ve Engels’in büyük varisi ve takipçisi Lenin tarafından dikkatle incelenmişti. Ekim Devrimi, dünya proleterlerinin mücadelesinin tecrübesiyle birleştirilmiş ve bu devrimci yolun sonu Bolşevik Partisi tarafından belirlenmişti. Petrograd proleterlerinin cesur mücadelesi, silahlı ayaklanmanın, politik mücadelenin özel bir şekli olduğunu ve özel kurallara tabi olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Belki de Marksizmin ikinci enternasyonal tarafından en fazla çarpıtılan görüşü bu konudaki yaklaşımıydı. Enternasyonal Menşevizm, Marksist devrimci fikirleri hayata geçirmeye çalışan herkesi anarşist olmakla; ayaklanmanın özel yasalarının incelenmesi gerektiğinde diretenleri de Blankist olmakla suçlar. Blanqui –tanınmış Fransız devrimcisi–, devrimi, küçük bir grup komplocu tarafından düzenlenen ve uygulanan bir hükümet darbesi olarak algılamaktaydı. O, küçük bir grubun ciddi bir saldırı ile bir başarı elde edeceği ve bu esnada yığınları uyandıracağı iddiasındadır. Ancak bu yolla bir devrim başarılabilir.

Oysa Marksizmin bu komplocu teori ve onun uygulamalarıyla hiçbir ortak yanı yoktur.

Ekim Proleter Devrimi, Marksist silahlı ayaklanma teorisinin pratikte uygulanmasına çok iyi bir örnektir. Ekim 1917’de Petrograd’da yapılan silahlı ayaklanmanın öğrettiği en önemli politik ve taktik dersler nelerdir?

1. Zafer hiçbir zaman kendi kendine gelmez, o sadece ciddi, vakur ve organize edilmiş bir mücadeleyle elde edilir. Yine de halkı demoralize eden, saflarını en çok dalgalandıran düşman mutlaka yenilmeli, düşman sınıfı parçalanmalıdır.

Bu çok dikkatli bir hazırlığı gerektirmektedir.

Bolşevik Partisi güçlerini seferber etmek ve eyaletlerle mümkün olan en yakın irtibatı kurmak için her fırsatı değerlendirdi. Merkez Komite temsilcilerini tüm toplantılara, kongrelere ve konferanslara gönderiyordu. Bolşevikler, buralardaki delegelere durum hakkında bilgi veriyor ve onlarla birliklerin dağılımını ayarlıyorlardı. Bolşevik delegeler Sovyet Kuzey Kongresinde görevlendirilmiş, dönüşlerinde partinin talimatlarını kendi bölgelerine götürmüşlerdi. Moskova’da yapılan Şehirler Kongresinde Bolşevik delegeler kendi aralarında yaklaşan ayaklanmada üstlenecekleri rolleri ayarlamışlardı. Merkez Komite üyeleri ya da temsilcileri değişik bölgelere gönderildi. Diğer taraftan sanayi merkezlerinden parti görevlileri Merkez Komite’yi ziyaret ettiler. Merkezle yerel birimler arasında sıkı bir iletişim sağlandı. Merkez Komite temsilcileri partinin tam olarak harekete hazır olması için mektup, basın ve telgraf vasıtasıyla parti üyelerini gelişen olaylar hakkında bilgilendirdi.

Ayaklanma hazırlıklarının önemli bir unsuru uzlaşmacı partilerin tecrit edilmesiydi. Başkentte ve sanayi merkezlerinde bu tecrit, Bolşeviklerin, Sovyetlerin denetimini kazanması yoluyla yapılıyordu. Lenin’in önerisinde, Bolşevik Partisi’nin politikasını köylülere anlatmak için kırsal bölgelere konuşmacılar gönderilmesinden bahsediliyordu. İzinli askerler evlerine gitmeden önce kısa bir eğitimden geçirilmeli ve

—————————————————————————————————————–

* 1917 Sovyet Devrimi (Evrensel Basım Yayın) 2.Cilt – sayfa: 261-268

Bolşevik bilinçle donatılmalıydı. Uzlaşmacı partilerin tecriti, devrimci proleterlerin ve

diğer emekçilerin birleşik cephesini oluşturma görevini kolaylaştıracaktı. Ekim Sosyalist Devrimi, Marx’ın bu terimi anladığı anlamda bir halk devrimiydi. Bolşevikler, Sosyalist Devrimcilerden ve Menşeviklerden uzak olan yığınları kazanmışlardı.

Uzlaşmacı partilerin üyelerinden çoğu liderlerini yalnız bırakıp Bolşevikleri izledi. Emekçilerin büyük bir çoğunluğu Bolşevikler tarafından yönlendirilen proleterleri destekledi. Lenin’in yazdığı gibi:

“Biz, kitleleri kendisiyle birlikte sürükleme yeteneğine sahip, devrimin ve halkın öncü kolunun, sınıfın çoğunluğunun desteğine sahibiz. Halkın çoğunluğunun desteğine sahibiz. Bu da devrimin halkçı karakterinin başlıca nedenidir.”69

Ekim Sosyalist Devrimi boyunca Bolşevik Partisi, orduyu kazanmada olağanüstü bir başarı sergiledi. Devrim, orduyu karşıdevrimcilerin elinden çekip aldı. Burjuvaları ise sadece, Beyaz Muhafızlar olarak adlandırılan Kadetler, şok taburları ve subay birlikleri destekledi.

Düşman kesiminin moralini bozma planına büyük önem verildi. Bolşevik propagandacılar Geçici Hükümet kuvvetlerinin aralarına girmeyi başardılar. Subay Eğitim Okulu’nda yardımcı olarak hizmet veren askerlerin çoğu Bolşeviklerin etkisi altındaydı. Bolşevik propagandacılar kuşatma esnasında onları Kışlık Saray’da bulup subayları tutuklattılar.

Lenin’in önerisiyle Stalin’in yönetiminde harekât planını uygulayan ve kuvvetlerin sevkiyatını yapan bir “Devrimci Subaylar” birliği kuruldu. Bu özel birliğe en önemli merkezleri kuşatmaları söylendi. Petrograd içindeki ve dışındaki birliklerin durumu ve sevkiyatıyla ilgili tüm bilgilerin toplanmasına ve Kızıl Muhafızlarla, devrimci alayların ayaklanma için eğitimine büyük bir özen gösterildi. Lenin bu konuda şunlarıyazıyordu:

“Eğer bunu yapmasaydık kendimizi gülünç bir durumda bulabilirdik: İktidar olmadan en güzel çözümlere ve Sovyet’e sahip olmak!”70

“Ayaklanma da savaş gibi bir sanattır.” Bolşevik Partisi, eylemlerinin temeli olarak Marx ve Engels’in bu sözünü kabul etmişti. Parti, Lenin’in önerilerinden oluşan bildirgelerle yönlendiriliyordu:

“Asla ayaklanmayla oynamayın, bir kere başladınız mı sonuna kadar götürmeniz gerektiğini anlamalısınız.”71

2. Ayaklanmanın örgütlenmesinde en önemli şey zamanlamaydı. Lenin, Marx’ın devrimci durumların nasıl oluştuğu konusunda söylediklerini geliştirmiş ve uygulamıştır. O, böyle bir durumu oluşturan koşulları tanımlamış ve devrime geçişi gösteren belirtileri göstermiştir. Yığınları mücadeleye sürükleyen genel bir krizin hakimiyeti, yönetici sınıfların eski yöntemlerle yönetmedeki yeteneksizliği, hükümet kampında anlaşmazlık ve halkın zulme ve sömürüye daha fazla tahammül etmemesi gibi devrimci durumların genel özellikleri olmadan bir ayaklanma ancak bir hüsranla biter. Lenin sadece Marx’ın devrimci bir durumu oluşturan nedenler üzerine fikirlerini geliştirip genişletmemiş, aynı zamanda bilinçli, disiplinli ve ideolojik olarak birleşmiş bir partinin devrimci bir durumu devrime dönüştürebileceğini kanıtlamıştır. Lenin, Menşevik ve Troçkistlerin birbirine karıştırdığı devrimle silahlı ayaklanma arasında net bir ayrım yapmıştır. Açıkça sosyal ilişkilerdeki değişimin zemin hazırladığı belli bir günde yapılacak bir ayaklanmanın planlamasına ve yürütülmesi fikrine karşı olan Menşevik hainlere cevap olarak Lenin şunları yazar:

“Halk devriminin yapılması emredilemez; bu doğru… Fakat koşullar halkçı bir ayaklanma için uygunsa sosyal ilişkilerdeki devrim halihazırda oluşmuştur gerçeğinden yola çıkarak ve eğer onun için hazırsak ayaklanma emredilebilir.”72

Ekim Sosyalist Devrimi, Bolşevik Partisi’nin ayaklanmanın zamanını belirlemedeki yeteneğini çarpıcı bir biçimde göstermiştir. Zinovyev ve Kamenev hainleri tarafından desteklenen kendini beğenmiş, hain Troçki, ayaklanmanın II. Sovyet Kongresi toplanana kadar ertelenmesi gerektiğini önermiş, böylece devrime boyun eğdirmek amacıyla düşmanın güçlerini toplaması için zaman kazanmasına hizmet etme basiretsizliğini göstermiştir.

Devrim taktiklerinde uzmanlaşan Lenin, onların kuvvetlerini hararetli bir şekilde seferber ettiklerini birçok işaretten sezinlemiştir. Bu nedenle ayaklanmanın kongreden önce başlaması ve ilerlemesi gerektiği konusunda ısrar etmiştir. Mücadelenin gidişatı, devrimin önderinin nasıl kıvrak bir zekaya sahip olduğunu kanıtlamıştır. Bolşevik Partisi ayaklanmayı 24 Ekim’de (6 Kasım) başlatmasaydı devrimin seyri tamamen farklı olurdu. Düşman inisiyatifi ele geçirebilirdi.

3. Ayaklanmanın başarılı olması için kuvvetlerin üstünlüğü belli noktalara kilitlenmeliydi. Sahneden ayrılan sınıflar, her zaman yeni egemen sınıftan daha iyi silahlanmışlardır ve yönetimleri altında büyük sayıda askeri uzman bulundururlar. Eski egemen sınıf uzun yıllardan beri sayısız deneyimli komutan yetiştirmekte yetkinleşmişti. Aynı zamanda teknik ekipman bakımından daha üstün ve birçok konuda daha örgütlü ve daha hazırlıklı konumdaydılar. Bu 1917 Ekimindeki durumdu ve neticede devrimciler bu eksikliklerini büyük bir özveriyle gidermek zorundaydılar. Onlar düşmanın çok sayıdaki üstün teknikleri ve askeri örgütlerinin üstesinden gelmeliydiler. Lenin; “… 15 bin ya da 20 bin (belki daha fazla) burjuva muhafızın (Kadetler), ‘Vendee’ (avcı) birliklerin (Kazaklardan bir birim), vb. üzerinde muazzam bir kuvvet üstünlüğünün” yoğunlaşmasının gerekliliğinde ısrar ediyordu.73

Bu kararla ilgili olarak Lenin şunları yazmıştır:

“Belli bir zamanda belli bir noktada kuvvetlerin üstünlüğüne yoğunlaşmalısınız, aksi takdirde daha iyi hazırlık ve örgütlenme avantajına sahip olan düşman, ihtilalcileri yok eder.”74

4. Başarılı olmak için ayaklanma hızlı ve saldırgan olmalı.

Başından sonuna kadar Ekim silahlı ayaklanması Lenin’in bu kurallarının kanıtlanmasına hizmet etti. Öncelikle devrimci emekçi yığınlar bu noktalarda ve sonraki operasyonların yapılmasında son derece pratik önemi olan binaları ele geçirip kendilerini emniyete almıştır. Bu açıdan Lenin’in şu emirleri büyük bir dikkatle yerine getirilmiştir:

“Başarısızlığa uğramadan ele geçir ve ne pahasına olursa olsun elinde tut: a) Telefon Santralı, b) Telgraf Ofisi, c) Demiryolu istasyonu d) ve her şeyden önemlisi, köprüler.”75

Ayaklanma sırasında bu talimatlar mektupla Askeri Devrim Komitesi’ne iletildi.

Bununla devrim ne kazanacaktı? Bunlarla iletişim olanaklarına sahip olacaklardı, özellikle de Merkez Telefon Santralına. Bu, onların Geçici Hükümet’i silahlı güçlerinden yalıtmalarını sağladı. Demiryollarının ele geçirilmesi, cepheden Geçici Hükümet’e yardım birliklerinin gönderilmesini engelledi. Ve tabii ki merkezi, emekçilerin yaşadığı bölgelerden ayıran geniş nehrin bulunduğu şehirdeki köprülerin ele geçirilmesinin büyük önem taşıdığını söylemeye gerek yok.

Taktiksel önemi olan noktaları ve binaları ele geçirdikten sonra, diğer devlet daireleri sırayla ele geçirilecektir. Her saat devrimcilerin başkentte ele geçirdiği diğer noktaların ve Geçici Hükümet’in büyüyen tecritinin haberleri geliyordu.

Lenin’in silahlı ayaklanma taktiklerini yönlendiren ana kural şuydu:

“Bir kere ayaklanma başlayınca kesin bir kararlılıkla hareket etmeli ve başarısızlığa uğramadan saldırmalısınız. Silahlı ayaklanmada savunma ölüm demektir.”76

5. Bir ayaklanmanın başarılı olması için düşmana sürpriz bir şekilde saldırılmalı. Ayaklanmadan birkaç gün önce basın ayaklanma ile ilgili dedikodularla doldurulmalı ve hükümet her taraftan gelen haberlerle yaralanmalı. Bakanlar Kurulu toplantısında, Kerenski’nin yardım bahanesiyle kaçtığı cephede ve uzlaşmacıların ofislerinde, yani her yerde hükümet ayaklanma dedikodularıyla yaralanmalıdır. Sabah kalktıklarında akıllarına gelecek ilk ölümcül düşünce: “Başlıyor!” olmalı. Uzlaşmacılar saraydan saraya koşup, tahkikat yapıp sonunda kaçınılmaz olanın ne zaman olacağını öğrenmeye çalışıyorlardı. Bu arada Bolşevik Partisi, düşmanı ani bir atakla vuracağı anı sakince beklemektedir. Lenin bu konuda şu uyarıda bulundu:

“Düşmanı gafil avlamak zorundasınız; kuvvetlerinin en dağınık olduğu anda harekete geçin.”77

6. Bir ayaklanmanın başarılı olması için, en önemsiz noktada bile sürekli bir başarıya ulaşması gerekmektedir.

Geçici Hükümet’e, Kışlık Saray’ı savunan gruplar ve Geçici Hükümet üyeleri arasında artan bir dehşet yaratan Askeri Devrim Komitesi kuvvetlerinin ardı arkasına binaları işgal ettiği haberleri sürekli olarak geliyordu. Kötü haberler her an Kerenski’ye ulaşıyordu. Bir Kadet heyeti ona Askeri Devrim Komitesi’nin Kışlık Saray’ın boşaltılması ültimatomunu ulaştırdı. Hükümet üyeleri Kronstadt gemicilerinin gelişi hakkında bilgilendirildi. Askeri Bölge Karargâhı subayları şaşkınlık içinde alayların Geçici Hükümet’i desteklemeyi reddettiklerini bildirdiler. Baskıya dayanamayan Kerenski “cepheden gelen birlikleri karşılamaya gitti”.

Tüm bu raporlar derhal devrimcilere ulaştırıldı. Düşman kamplarında yaygınlaşan moralsizlik ve şehrin farklı bölgelerindeki zafer haberleri onların mücadele güçlerini kamçılıyor ve savaşa devam gücü veriyordu. Her yeni başarı düşman saflarının sarsılmasına ve devrimci kuvvetlerin büyümesine neden oluyordu. İleri doğru atılan her adım düşman kamplarında paniği körüklüyor ve devrimci kuvvetlerin kendine olan güvenlerini arttırıyordu. Her yeni noktanın ele geçirilişi hükümet destekçilerini amaçlarının umutsuzluğuna ikna ediyor ve proleterlerin zafere olan inançlarını güçlendiriyordu.

Bu operasyonda devrimciler sistematik olarak Lenin’in önerilerini izliyorlardı:

“En küçük başarılar için bile (bir şehir için saatlik bile olsa) ve ne pahasına olursa olsun moral üstünlüğü sağlamak için günlük başarılar adına bile çabalamalısınız.”78

Ekim’in zaferi, bir güç halk yığınlarını güvenle yönlendirdiğinde, onları proleter partinin militanları yapabileceğini ortaya koymuştur. Uzlaşmacılar ve burjuvazi proleterleri eğer iç savaş çıkarsa kanların nehir olup akacağını öne sürerek korkutmaya çalıştılar. Halbuki başarılı ayaklanma binlerce askeri savaşta ölmekten, milyonlarca köylüyü toprak beylerinin zulmünden ve milyonlarca proleteri işsizlik korkusundan, açlıktan ve sömürülmekten kurtardı.

Tarihteki hiçbir ayaklanma, Ekim ayaklanması gibi örgütlenme, eşgüdüm ve dikkatli bir hazırlanma sürecinden geçmemiştir. Bu özenli hazırlık, örgütlenme, disiplin ve Danton’un dediği gibi; “cüretkârlık, cüretkârlık ve daha çok cüretkârlık”, Lenin ve Stalin’in önderliğindeki Bolşevik Partisi Merkez Komitesi tarafından sağlandı. Merkez Komite tarafından ayaklanmayla ilgili tüm sorular önceden tartışıldı. Genel plan, iletişim, şifreler, geri safların korunması, sloganlar vb. tamamen ve itinayla Merkez Komite tarafından formüle edildi. Bu büyük devrimde, bu önemli ayaklanmada, bu yüz binleri bulan muhteşem güçlerin çarpışmasında çok az sayıda şehit vardı. Çok az sayıda kişi Kışlık Saray’daki çatışmada öldü.

Paris Komünü’nün büyük kahramanları, düşmana karşı ani bir saldırı yapacaklarına Paris’te kendilerini savunmuşlardır. Batı Avrupa’daki 1849 ve 1871 devrimleri süresince ve 1905 Rus Devrimi’nde çok sayıda savaşçı başarı kazanmadan öldüler, çünkü ayaklanmayı sanat olarak kabul eden Marx ve Engels’in öğütlerini izlemekte başarısız olmuşlardı. Lenin ve Stalin’in liderliğinde hazırlanan, örgütlenen ve yürütülen Ekim Sosyalist Devrimi, Paris Komünü savaşçılarının hatalarını düzeltmiş, önceki ayaklanma deneyimlerini dikkate almış ve dünya devrimci proleter hareket kayıtlarına harekâtın zeki ve pratik kılavuzu olarak geçmiştir.

———————————————————————————————————————–

69- V. İ. Lenin, “Marksizm ve Ayaklanma”, Toplu Eserler, İng. basım, c. 21, 1. Kitap, s. 226.

70- V. İ. Lenin, Toplu Eserler, İng. basım, c. XXI, kitap I, s. 266.

71- V. İ. Lenin, “Dışarıdan Birinin Önerileri”, Toplu Eserler, İng. basım, c. XXI, kitap II, s. 97.

72- V. İ. Lenin, “İki Taktik”, Toplu Eserler, İng. basım, c. III, s. 298.

73-V. İ. Lenin, “Dışarıdan Birinin Önerileri”, Toplu Eserler, İng. basım, c. XXI, kitap II, s. 98.

74- agy., s. 97.

75- agy., s. 98.

76- agy.

77- agy.

78- agy.