Dostluk, iyilik, sadakat (2)

6

Saadet Türkmen*

Geçen yazımızda başlıkta ifade edilen konuların düşünce (ve uygulama) tarihini uzunca bir zamandır meşgul ettiği belirtilmişti. Bunu yaparken iki büyük düşünürün fikirlerinden seçme kesitler sunulmuştu. Bu yazıda arkadaşlık/ dostluk konusu Cicero`da arkadaşlık düşüncesi „De Amicitia“ adlı kitap temel alınarak devam edecektir. Bu eserin referans alınma sebebine gelince; Cicero`ya göre arkadaşlığın yoğun ve üst bicimlerinden olan dostluğun Antik Cağ`daki ahlaki değerlerinden biri olarak görmesiyle açıklanabilir. Bir diğer yandan da, geçen yazıda ele alınan Aristoteles`teki arkadaşlık/ dostluk bağlarının Cicero için de temel teşkil ediyor olmasıdır.

Cicero „De Amicitia“ adlı eserinde; Stoa felsefecileri merkezinden, Eski Yunan felsefecilerinin dostluğa dair düşüncelerini, siyasal anlamda dostluk düşüncesinin tartışılmasında temel olarak ele almıştır. Cicero`nun kaynaklarını ise bir yandan Aristoteles`in NE; bir yandan onun öğrencisi Theophrastos`un Peri Filias (Dostluk Hakkında) ve Ksenophones`in Memorabilia adlı yapıtlarındaki düşünceler oluşturmaktadır. Ancak yapıtında Eski Yunan`ın Roma`da ifade kanalı, ya da zemin bulması düşüncesinin merkezi olmasıdır. Başka bir deyişle; Cicero Yunan ve Roma kültürlerinin birbirinden farklı noktalarına hayli önemli bir yer teşkil eder.

Cicero bu yapıtında Romalı aydınlar (daha cok özgür ve politika yapan vatandaşlar arasından seçtikleri ile felsefeciler) arasında geçen hayali bir konuşmayı aktarır. Bu konuşmaların içeriğini dostluğun hangi temelde, kimler arasında, hangi koşul ve şartlarda varolabileceğine yönelik konular kapsamaktadır. Bu sorulara cevapları Eski Yunan`dan örneklerle verilmekteyse de, verilememiş olan cevaplar Roma Dünyasi`na sunularak yeniden tartışılmaya sunulmuştur. Böylelikle Romalı aydınlar bir yandan cevaplanan, ya da yanıtı verilmiş soruların Roma Dünyasi`ndaki değerlendirilmesini yapmak, bir diğer yandan da çözümsüz ve yanıtsız kalmış konu ve sorulara yeni yaklaşımlar sunmakla karşı karşıya bırakılmıştır.

Eski Yunanlı filozoflara göre dostluk, dostluğa temel teskil eden iyilik ve fazilet sayesinde mümkündür, başka bir deyişle dostluk sadece bilge insanlar mümkündür. Romalı aydınlar ise Yunanlıların anladığı anlamda bir bilgeliğe asla erişilemeyeceği tezinden hareketle, „bilge olmayan insanın iyi insan olamayacağı“ düşüncesini reddetmektedir. Bunun yerine tarihten seçtikleri örnek kişilerin düşünce ve eylemlerindeki Roma erdemlerini; övgüye değer yaşantılarını, ruhlarındaki tutkulardan arınmışlığı, aklın yolunda yürümeyi, doğruluk, dürüstlük ve cömertlik özellikleri olan insanları „iyi insan“ kabul ederler.

Cicero „herşeyden önce dostluğun sadece iyi insanlar arasında olabileceğini düşünüyorum. Ama bu konuyu ayrıntılı olarak inceleyenler gibi, bu düsüncemin altını çok fazla çizmiyorum. Belki derinlere dalmak daha doğru olurdu, ama halkın yararına çok fazla katkı sağlamazdı. Çünkü bu kişiler, bilge insan dışında hiç kimsenin iyi insan olacağına inanmıyorlar. (…..) Ama onlar şimdiye kadar hiçbir ölümlünün erşimediği anlamda bir bilgelik tanımı yapıyorlar. Oysa bizim hayalini kurduğumuz ya da özlem duyduğumuz şeylerden çok, günlük kullanımda ve sıradan yaşamımızda geçerli olanları göz önüne almamız gerekir. (…..)

Sadakat, dürüstlük, hakseverlik ve cömertlik açısından toplumun onaylayacağı biçimde davranan ve yaşayan kişilerin, içlerinde hicbir tutku, sehvet ve küstahlık barındırmayanları, (….) büyük bir azme sahip insanların (…..) iyi insan olarak adlandırılması gerektiğini düşünelim; çünkü bu insanlar, (….) iyi yaşamın en mükemmel rehberi olan doğayı izlerler.

Kitabın bir bölümündeki hayali konuşmada Romalı aydınlardan Fannius ve Scaevola, Laelius`tan dostluk hakkında ne düşündüğünü açıklamasını, bu kavramın özellikleri hakkında nasıl bir değerlendirme yaptığını ve hangi kurallar içine soktuğunu açıklamasını isterler. Bunun üzerine Laelius`un cevabı çok çarpıcıdır: „Kendime güvensem, gerçekten hiç zorluk çıkarmazdım. (…) Ama ben kimim ki? Bu konuyu tartışacak kadar yetenekli miyim? Kendilerine verilen bir konuda, hazırlıksız olsalar bile, tartışmak filozofların, en çok da Yunan filozoflarının işidir. Bu zor bir şeydir ve öyle az buz bir çabayla olmaz. Bu nedenle, bence, dostluk üzerine söylenebilecekleri, bu işi meslek edinenlere sorun. Ben ancak dostluğu insan yaşamındaki herşeyin üstünde tutmanızı öğütleyebilirim; çünkü hiçbir şey dostluk kadar doğaya uygun olamaz, iyi yada kötü her koşula onun kadar ayak uyduramaz“ (DA 2005: S.41).

Laelius aracılığıyla Cicero dostluğun temelindeki iyilik ve bilgelik özelliklerden iyiliği yücelterek buna doğaya uygun olmayı da eklemistir. Doğada benzerlerin birbirini çektiğini, birbirlerine yaklaştıkça güçlendiklerini dile getirmistir. Öyleki daha sonraki bir bölümde her ne kadar yurttasları yabancılara, akrabaları ise baska insanlara yeğledigimizi ifade etmekteyse de bunların yeterince güçlü olmadıklarına da dikkatleri çekmistir. Gücü sağlayan bağlayıcı temel öğe ise „iyiliktir“. Bu arkaplanda Cicero dostluğun akrabalıktan üstün olduğunu savunmuştur. Zira: „(….) akrabalıkta iyi niyet yitirilebildiği halde, dostlukta yitirilmez. Iyi niyet ortadan kalktı mi, dostluğun adı da ortadan kalkar, akrabalığınki ise sürer gider“ (DA 2005: S. 45).

Dostluğu herşeyin üstünde tutmak gerektiği düsturu dostluğa neden ihtiyaç duyulduğu sorusunu da akıllara getirir. Dostluk bir çok ihtiyacı karşılar, Cicero`nun Laelius`unun bu konuya yönelik sözleri dikkate değerdir: „(…) servet, kullanılmaya yöneliktir; nüfuz saygınlık, elde etmeye; toplumsal mevkiler övgü kazanmaya; zevkler, keyif vermeye; sağlık, acıdan kurtulmaya ve bedensel işlevlerini gerçekleştirmeye yöneliktir; dostluk ise bir cok amaç içerir: Nereye dönsen oradadır, hiçbir yerde dışlanmaz, hiçbir zaman yersiz, hiçbir zaman can sıkıcı değildir. Bu yüzden, derler ki, birçok yerde ateşten, sudan çok dostluğa gereksinim duyarız.(….) dostluk mutlu günleri daha da aydınlık kılar, sıkıntılı günleri bölüp paylaştırarak katlanılır hale getirir“.

Cicero`ya göre dostluk ölümden sonra da sürer, zira iyi niyet ve fazilet gibi değerler ölümsüzdür. Cicero bunu „söylemesi tuhaf olacak ama, ölüler bile dirilir; dostlara duyulan saygı, onların bizde bıraktıkları anıları ve özlemleri işte bu kadar büyüktür. Böylece aramızdan ayrılan dostların ölümü kutlu bir ölüm olarak anılır, hala beraber yaşadığımız dostların yaşamı ise övgüye değer bulunur. Tüm evrenden iyi niyetin kurduğu bağı kaldıracak olsanız, ne bir ev, ne bir kent ayakta kalabilir, ne de ekili bir tarla“. Özetlerken bir adım daha ileri götürecek olursak; nefret ve çekişmelere, öfkelere rağmen ayakta tutan tek güç iyi niyet ve dostluk duygusudur. Binlerce yıl sürer, sürecektir. Çünkü (Yunanca) dostluk (Filia / Amicitia, amare) kelimesinin türediği sevgi, insanların iyi niyetle birbirlerine kenetlenmesini sağlayan ilk ilkedir. Ve faziletten başka hiçbir şey insanı onun kadar sevgiye çekmez.

*Sosyal Antropolog, Universität Bern