DER İMKER(ARICI); ‘Alp Dağlarından Nurhaklar’a bakmaya devam edeceğim’

7104

“Ben filmin ödülünü şehit olan iki evladım ve tüm şehit evlatlarıma adıyorum. Belgeselin politik öğeleri mümkün olduğunca ön plana alındı. Ülkede yaşadıklarım, Kürt olmam, iki evladımı özgürlük saflarında yitirmem, sürgün olmam ve şu anda da mücadeleye hizmet etmem bütün bunlar filme politik bir içerik kazandıyor. Alp Dağları’ndan Engizekler’e, Nurhaklar’a bakmaya devam edeceğim ve bir gün mutlaka ülkemin dağlarında evlatlarımla birlikte olacağım.”

Bu sözler; 48. Solothurn Film Festivali’nde gösterilen Kürt yönetmen Mano Khalil’in 360 film arasında birinciliği alan ‘Der Imker – Arıcı’ adlı belgeselin ödül töreninde belgesele hayatı konu olan İbrahim Gezer, bir diğer adıyla Apê İbrahim tarafından söylendi.

İbrahim Gezer’in Kürt olmakla başlayan hikayesi,  zorlu dönemeçlerden sonra İsviçre ‘nin Alplerine kadar uzanmış. Zorluklar bitmediği gibi, İsviçre’de de devam etmiş. Her Kürt gibi, Apê İbrahim’inde yaşam hikayesi değişmemiş. Yürekleri dağda ana babaların yaşadığı kaygıyı, kaybı ve üzüntüyü fazlasıyla yaşamış Gezer ailesi. Ve sonra İsviçre’de göçmenlik. Yeni bir dil, yeni bir kültür ve zorluklarla dolu yeni bir yaşam.. Film hem Kürtlerin yaşadıklarını yansıtırken, İsviçre’de de göçmenlerin sorunlarını yansıtmaya çalışmış..

FİLİMLERİM ÇOCUKLARIM BENİM

DSC_0095

4 Mayıs’ta Der İmker(Arıcı), La Chaux-de-Fonds da özel bir gösterimde seyircilerle buluştu. İki seans olarak gösterimi yapılan filme ilgi büyüktü. Sabah 10.30 daki gösterime filmin Rojavalı yönetmeni Mano Khalil ve İbrahim Gezer ‘de katıldılar. Bizde kendilerine filim hakkında bir kaç soru sorduk.

İbrahim Gezer’in ve sizin Kürt olmanız sizi böyle bir belgeselde buluşturdu diyebilir miyiz?

Elbette diyebiliriz. İlk başlarda arıcılık yapması dikkatimi çekmişti. İbrahim Gezer’in hayat hikayesini öğrendikçe yaşamı daha çok dikkatimi çekti. Bunda benim Kürt olmam ve aynı acıları benimde yaşamış olmam bu belgeseli çekmemde önemli bir etkendir. Ben Kürdüm derken ırkçı değilim. Birşeyleri anlatacaksam ayrım yapmam. Ama önce Kürtleri anlatırım.

İnsan yaşadığı her duyguyu en iyi kendi anadilinde anlatır..

Evet ayrıca, İsviçreliler gibi benim ülkem olsaydı, kimliğim olsaydı, yazsaydı anadilimde,  benim için kürtlüğün bir önemi de olmazdı. Kendime Kürt demezdim belkide.. Dediğim gibi acıları anlatacaksam elbette ki önce Kürtleri anlatacağım..

Bu filme bir arıcılıkla girdiniz, ama koca bir Kürdistan’dan çıktınız. İstediğinizi aldınız mı? Tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

10 festivalden 9′undan ödül aldı filim. Ben kendim 4 ödül aldım. Ama bunlar birşey ifade etmiyor. Belirleyici olan filmi izleyenlerin neler aldığıdır. Bunu başarabilmişsek eğer, istediğmi aldım diyebilirim.Tepkiler olumlu yönde oldu ve gittiğimiz her yerde ilgiyle karşılandık.

Bu filim sonraki projelerinizi nasıl etkileyecek? Yani bu filim size yeni bakış açıları kazandırdı mı sinemada?

Bu benim ne ilk filmim, ne de son filmim olacaktır. Uzun ve kısa metrajlı 16 filim çektim. Daha yeni 100 dakikalık bir çekim yaptık Güney Kürdistan’da. Üretmeye devam edeceğim. Elbette her üretim bir öncekini aşmalıdır. Benimde öyle olacak. Ve bunu başardığıma inanıyorum. Bir doğum sonrası nasıl ki çocuklar farklı farklıdır. Benim filmlerimde öyle. Filimlerim benim çocuklarımdır.

Festivallerden ve gösterimlerden izlenimleriniz ne oldu? Kürt halkının gerçekleri dünyadan nasıl görünüyor?

Evet. Her halkın kendine özgü yönleri vardır. Kürt halkı da affedicidir. Kinci değildir, affeder. Ama yaşadığımız ülkelerde bu durum farklıdır. Örneğin Araplar çok kincidir keserler, öldürürler. Kendilerine yapılanı unutmazlar. 100 yıl sonrada olsa unutmaz ve keserler. Ama Kürt halkı böyle değildir, affeder.

Birde Kürtleri yanlış göstermişler. Kürtler vahşidirler, medeniyetten yoksundurlar ve bize medeniyet getiriyorlarmış, bu yüzden bizleri kontrol altında tutuyorlarmış. Gerçekse böyle değildir. Tam tersidir. Bu tür çalışmalarla bunları gösteriyoruz. Mesela İbrahim amca insanları sevebiliyor, Avrupalıları sevebiliyor,  onların çocuklarını seviyor. Bunu gördüklerinde, Kürtlerin hiç söylendiği gibi olmadığını görüyorlar.  Ben bunları söylerken, kendi halkımı yüceltmek amacında değilim. Ama realite bu. Orta Doğu’nun realitesi bu. Araplar keser, diğeri öldürür ama biz kesmeyiz,affederiz. Bunu vermeye çalıştık. Ve başardığımıza inanıyoruz..

Teşekkür ederiz. Son olarak İbrahim amcaya (Gezer) soralım. Hayatınız filim oldu. Peki filim hayatınızı nasıl etkiledi?  Filmden önce ve sonra dersek..

Bu benim yaşadıklarımdır. Zaten benim hayatım. Yabancı değil bana. Zaten yaşadığımız yerde,  Türk devleti bize terörist dedi. Devlet terörle bizi yurdumuzdan, köyümüzden göç ettirdi. Üstüne bize terörist dedi. Ben hayatımda elime silah almamıştım. İlk silahı askerdeyken elime aldım. Evimizi terk ettik terörist olarak. Bana gözaltında ajanlık teklif ettiler. Ya kabul edersin,  ya da tek kurşunla seni öldürürüz yanına da silah indirir terörist öldü deriz. Bende bunu kabul etmedim. 93 de kaçtım, 2000 yılında Avrupa’ya geldim.
Filim benim yaşamım olduğundan insanlar nerde görse, tanısa gelip bana sorular soruyorlar. Yüzlerce mektup aldım. Daha cevap vermemişim. Köln’den bir kadın filmimi izliyor, kalkıp yanımıza geliyor. Bizimle kaldı. Benden bir bal ve üç taş istedi. Memleketime gitti. Balı anneme götürmüş, üç taşıda çocuklarımın ve eşimin mezarlarına bırakıp gelmiş.

Son söz dersek. Bugün İbrahim Gezer yaşadıklarından sonra ne düşünüyor? Bir mesaj olarak bir kaç cümlenizi daha alalım..

Çok acılar çektik. Artık kimse bu tür acılar yaşamasın. Ne asker anası ağlasın ne gerilla anası ağlasın. Artık barış olsun. Herkes renkleriyle, kültürleriyle birlikte, bir arada yaşasın.

İsmail Şimşek