Cemal ÖZÇELİK- Maya Mitolojisi

YILAN_atina_eski_ancient_snake_antik_sahmeran_medusa_MISIR_02

Mayalar çoğunlukla Meksika’nın Yukatan bölgeleri ile daha kuzeyindeki kesimlerde yaşamaktadırlar. İspanyollar 15. Yüzyılda buraları işgal ettiklerinde otuza yakın değişik Maya dili konuşulmaktaydı. Araştırmacılar bunların çoğunun günümüzde de hala kullanıldığını tespit etmektedirler. Maya dilleri arasındaki farklılık veya benzerliği tespit etmek için de kimi Avrupa dilleri ile karşılatırılmaktadırlar. Bunların bir kısmının Portekizce ile İspanyolca kadar bir birlerine yakın, bir kısmınınsa İngilizce ve Fransızca kadar birbirlerinden uzak oldukları belirtilmektedir.(Taube, Karl, Mythen Alter Kulturen) Maya toplulukları arasında sadece dilsel değil, kültürel farklılıklar da tespit edilmiştir. Ama tüm bunlara rağmen, hepsi de kendilerini ortak Maya kimliği ile tanımlamaktadırlar. Bunlar arasındaki dilsel ve kültürel farklılıkların bu kadar yoğun olmaları da, aralarında köklü bir politik birlikteliğin kurulamamış olmasına dayandırılmaktadır. Aynı sebep, yani politik bölünmüşlük, onların İspanyol işgalcilerine karşı gereken direnişi gösterememelerine de yol açmıştır. İşgal sonrası yapılan talan ve katliamlara karşı Mayalar birleşme çabalarına girişmişlerse de, artık çok geç olmuştur.

Maya topluluklarının, aralarındaki çeşitli farklılıklara rağmen, ortak dinsel, mitolojik öğeler taşımaları, onların çok eski tarihlerden gelen derin birlikteliklerine dair bir işarettir, diye düşünüyorum. Kimi benzerlikler sadece Maya toplulukları arasında değil, Ortaamerika’da yaşayan Aztek gibi halklarla da tespit edilmektedir.

Ama bizim için ilginç olan yön, gerek Mayalar, gerekse Aztek v.b Ortaamerika halklarının mitolojileri ile Mezopotamya ve Mısır mitolojileri arasındaki bazı benzerliklerdir. Karl Taube böylesi benzerliklere rastlanmamıştır dese de, çok belirgin olmamakla beraber, ben kimi paralellik ve benzerliklerin tespit edilebileceği inancındayım. Tabi bunların direk bir bağlantıya işaret ettikleri söylenemez, ama insan kültürünün evrensel karakterini göz önüne sermeye yarar diye düşünüyorum.

Yaratılış mitosu
Mayalara göre dünya yaratılmadan önce ilksel denizle gök yüzü hareketsiz bir biçimde varlıklarını öylece sürdürüyorlardı. Denizin altında yeşil kanatlı dev bir yılan yaşamaktadır. Adı Gucumatz’tır. Gök yüzünde ise ‘’göğün yüreği’’ anlamına gelen Huracan isimli bir varlık yaşamaktadır.

Gucumatz ile Hurakan bir birleriyle sohbete dalarlar. Bu aşk dolu sohbet sonucu karalar denizin içinden doğup açığa çıkmaktadır. Tanrılar, güzelliklerini görüp methedecek, aynı zamanda kendilerine tapıp, adaklarla geçimlerini sağlayacak  varlıklara ihtiyaç duyarlar. Bu amaçla türlü türlü hayvanı yaratırlar. Hiç biri sonuç vermez. En son, güzel konuşup övgülü sözler söylemeleri için kuşları yaratırlar, ancak onlar da güzel ötmekle birlikte, tüm çabalamalarına rağmen bir türlü konuşamamaktadırlar. Bunun üzerine tanrılar insanı yaratmaya karar verirler. İlkin çamurdan yaratırlar insanı. Ancak çamur-insanın da konuşamadığı ortaya çıkar. Öyle olunca bu sefer tahtadan yaratmayı denerler. Eski hatalarından da dersler çıkartıp, daha zekice davranmaya çalışırlar. Erkeği tahtadan, kadını da kamıştan yaratırlar. Ne var ki tahta/kamış insanın ruhsuz ve tanrılara karşı saygısız oldukları fark edilince, tahrip edilmelerine karar verilir. Gökten büyük bir yağmur yağar, tufan çıkar. Yetmezmiş gibi yer yüzündeki bütün devler, cinler, hatta ormanda saklı duran türlü türlü hayvanlar ve insanlara ait eşyalar da insanların yüzlerini parçalayıp tahrip etmeye çalışırlar. Ormanda yaşayan maymunların, bu tahta insanlardan ‘’yaratılış hatası’’nın bir hatırası olarak arta kaldıklarına inanılır.

En sonunda tanrılar insanı mısırdan yaratmaya karar verirler. Mısırları ufalayıp ondan oluşan hamuru yoğurarak insanı yaratırlar. Zaten Maya inanışına göre dünya dörtgen şeklindeki bir mısır tarlasını andırmaktadır.

Kahraman ikizler

Her halkta olduğu gibi Mayalarda da değişik kötü demon ve varlıklara karşı savaşan kurtarıcı kahramanlar vardır. En tanınanı Xebalanque ve Hunaphu’durlar. Bunların önemli aksiyonlarından biri, dev kuş Vucub Caquix isimli mahluku öldürmeleridir. Ancak en büyük başarıları, onların yeraltı dünyasının(ki Xibalba diye isimlendiriler) kötücül tanrısı dev varlığı öldürmeleridir.

Maya mitolojisinde birden fazla ikiz kahraman mevcuttur ve aynı soydan gelmektedirler. Bu ikizlerin en çok sevdikleri şey de Ortaamerika’da meşhur olan bir top oyunudur. Top sahası her nekadar yeryüzünde bulunsa da, onun yeraltı ölüler dünyasına açılan patikaları da vardır. Yani yeraltı ve yerüstü dünyasını birleştiriyor adeta. Mayaların top oyunu, bana önceki sayılarımızda yayınladığımız Sümer oyun tahtası ile, Göbekli Tepe’deki ‘’H’’ sembolünü hatırlatmaktadır. Bilim insanlarınca şifresi çözülemeyen bu sembollerin değişik dünyaları, yani gök yüzü, yer yüzü ve yer altı dünyalarını birbirlerine bağlayan bir nevi köprüleri sembolize edebileceklerine dair kendi yorumumu ortaya atmıştım.

Maya ve diğer Ortaamerika kültürlerinde de bu sembolün oryaya çıkması ilginçtir. Bunun bir diğer versiyonunun da eski Yunan kültürlerinde görüldüğünü yine daha önce ayrıntılarıyla açıklamıştım. Bunların bu boyutuyla araştırılıp, aralarındaki bağlantı noktalarının ortaya çıkarılması ilginç sonuçlara götürebilir bizleri.

Yukatan Mayaları
Maya mitolojisinde bölgesel farklılık ve zenginliklere rastlamak da mümkündür. Yukatan Mayalarının da kendilerine has mitolojik anlatımları vardır. Aztekler’de olduğu gibi, Mayalar da dünyanın değişik kereler yıkılıp yeniden yaratıldığına inanmaktadırlar. Onlara göre içinde yaşadığımız dünya da, bir önceki tufanın ardından kurulmuştur. Buna göre Tanrılar önce dört tane oğul tanrı yaratmışlar. Bunlar, aynı zamanda göğü taşıyan dört dağı sembolize ederler.

Tufan
Mayalara göre tufan olayı üç tanrı arasındaki çelişkilerden ötürü ortaya çıkmıştır. Baştanrı Ah Muzencap, yer altı tanrısı Bolon-ti-ku ile birleşerek, göktanrı Oxlahun-ti-ku’nun sihirli sembollerini çalmak için büyükçe bir tufan yaratıp, onun üstüne dökerler. Tanrının sembol eşyalarının çalınması olayı bize Mezopotamya mitolojisinden bildiğimiz, Tanrı Enlil’in ‘’kader tabletleri’’nin İmdiguat isimli kuş tarafından çalınması olayını hatırlatıyor.

Yukatan mayalarının bu tufan mitosunda da, diğerlerinde olduğu gibi belli bir insan soyu da imha olmaktadır.

Yine başka bir versiyonda, tufan olayı yeryüzünde bulunan ‘’İtzam Cab’’ adlı dev bir timsahın(başka bir versiyonda da tufanla özdeş kabul edilen balığın) Bolon-ti-ku tarafından öldürülmesi ve yeniden yaradılışın gerçekleşmesiyle ifade edilir. Bu mitolojik anlatım da bize yine hem tufan, hem de yeniden yaratılış olayını sembolize eden Mezopotamya mitolojisindeki Marduk ile yılan ejderi Tiamat arasındaki kavgayı ve neticede Marduk’un Tiamatı öldürerek, alt kısmından yeryüzünün, üst kısmından da gökyüzünün yaratılması mitolojisini hatırlatmaktadır.

Yine ikiz tanrıların yer altı dünyasına inip, bir yandan ölüler dünyası tanrısına karşı mücadele etmeleri, öte yandan da insanın yeniden yaratılması için gerekli malzemenin aranması yolculuğu da, Mezopotamya ve Mısır’da karşımıza benzer anlatımlarla çıkmaktadır. Bu aynı zamanda Güneşin akşamları yeraltı yolculuğuna çıkıp, sabahları yeniden doğmasını veya belli göksel cisimlerin onlarca yılı alan döngüsel dolaşımlarını sembolize etmektedir. Saman yolu’nun ‘’Cehennem yolu’’ olarak isimlendirilmesi bu bakımdan ilginçtir.