Çağın kusuru yazı

40

Sennur Sezer
Kimse yaşadığı günden memnun değildir. İnsanoğlu daha mutlu bir çağ, daha mutlu bir dünya düşler hep. Kimi zaman yaşadığı yerde, kimi zaman öldükten sonra gerçekleşecek kusursuz bir yaşama biçimi. Bu düşleme daha az uğraşmak sevdiği işlere daha çok zaman ayırmak biçiminde özetlenebilir. Bunun gerçekleşmeme nedenini söyleyip zaten olmayan pazar keyfinizi kaçıracak değilim.
Ancak her gördüğü yazıyı okuma merakım üniversite sınavları için hazırlanmış bir test metnini de okuttu bana. Milliyet gazetesi için Yedi İklim Akademi’nin hazırladığı DGS Deneme Sınavı 13, (Sözel Bölüm) de şu metin de yer alıyor:
“Modern dünyada hemen her yetişkin okuma yazma becerisine sahiptir. Günümüzde, önemli olsa da olmasa da bilinen, düşünülen her şey yazıya dökülüyor; ciddi bilimsel yayınlardan hiçbir bilgi değeri olmayan, dedikodu nitelikli içeriksiz haberlere kadar her şey yazılı hâle getiriliyor. Dolayısıyla bugünden geleceğe kalacak yazılı kaynaklarda birçok önemsiz, hatta gereksiz bilgi yer alacak; bu durum, geleceğin tarihçileri için sorun yaratacak. Eski kültürlerde ise durum çok farklıydı. Okuma yazma küçük bir zümrenin becerisiydi ve yazılar yalnızca belli amaçlara hizmet etmek için yazılıyordu. Hattuşaş’ta bulunan yaklaşık 25 000 tablet parçasında, en çok işlenen konu olan din dışında, diğer devletlerle yapılan yazışmalar ve antlaşmalar, bazı kralların yıllıkları, kanunlar ve görev kurallarına değinen metinler saptanmıştır. Ancak bu kaynaklarda, günlük yaşamın parçası olan tarım, ekonomi, eğitim, zanaat gibi konulara çok az değinilmiştir. Hitit dünyasına ait yazılı kaynaklardaki bu boşluk, arkeolojik kazılardan elde edilen öteki buluntuların yardımıyla doldurulmaya çalışılmaktadır.”
Bu metinle ilgili sorulan sorular da (Hititlerle ilgi olan dışında) şöyle sıralanabilir:
Bu parçaya göre, aşağıdakilerden hangisi geleceğin tarihçilerine günümüz toplumlarını değerlendirmede güçlük çıkaracak durumlardan biridir?
Bu parçada, eski toplumlarla günümüz toplumları arasında aşağıdakilerden hangisi bakımından fark olduğuna değinilmiştir?
Bu soruların doğru yanıtlarında günümüzde her konuda, “önüne gelenin” yazmasının gelecek için yaratacağı zorluk vurgulanıyor. Ben, sınav metnindeki “Günümüzde, önemli olsa da olmasa da bilinen, düşünülen her şey yazıya dökülüyor; ciddi bilimsel yayınlardan hiçbir bilgi değeri olmayan, dedikodu nitelikli içeriksiz haberlere kadar her şey yazılı hâle getiriliyor” bölümünde duraksadım. Öğrencilikte yetkili/öğretici konumdakilerin söylediklerinin, yazdıklarının gizli/açık etkisini bilirim. Şimdi bu satırları okuyan bir ergen, geleceğin tarihçilerini gazete magazin eklerinden artistlerin boşanma haberlerini, bar dedikodularını okuyan kişiler olarak mı düşleyecek? Yoksa yazılı belgelerin tarihçilerin işine yaraması için herkes yazmamalı mı?
Bu satırları yazan, belki de fark etmeden, herkesin okuma yazma bilmediği çağları özlemiş.
Uygarlığın ya da tarihin yazıyla başladığına inanmıyor belli ki. Haklı da çağımızın ve ülkemizin en büyük kusuru ve suçu yazmak, sınırsız düşünce ve ifade özgürlüğüne inanarak yazmak, geleceğin tarihçileri herhalde bunu anlatacaktır.

evrensel.net