Bir fuardan görüntüler

11

480 Milyon Frank’a yaptırılan Avrupa’nın yeni gözdesi Basel Fuar ve Sergi Alanı,  bir mimarlık abidesi olarak adlandırılıyordu. Nisan ayı sonunda 100 binin üzerinde insanı çekti üzerine. 3500 gazeteci ve medya mensubu ordaydı, görmek üzere mücevherleri ve saatleri. Flaşları patlatıp yüzlerce haber geçtiler ajanslarına ve kurumlarına. Işıklı, ‘göz kamaştıran’, ‘muhteşemliğiyle’ cezbenden mücevherlerin, takıların, süs malzemelerinin büyülü dünyasında başı dönüyordu, şatafat, gösteriş düşkünü üst sınıf mensuplarının 1 hafta boyunca. Akşam ünlüler ve seçkinler partilerinde buluşuyor, sonra yine mücevherlerin ‘büyülü’ dünyasına dalarak, her elbise için bir süs, her gece için ayrı bir takı yakıştırmanın tutkusuyla dolaşıyorlardı fuar alanında. Basında marka isimleri boy gösteriyordu. Gelenlerden tutunda neler olduğuna dair her şey yazıldı basında. Hatta ve hatta fuar reklamları için kaç para harcandığı, sokaklara asılan afişlerin bolluğu ve İsviçre’nin afiş asma cenneti olduğuna dair sayfalarca haberler geçildi. Lüks ürünler tanıtıldı heyecanla. Sonra da gelecek yıl yapılacak fuarın randevuları kesildi, tüketilen en pahalı içkilerin su gibi aktığı masalarda. Oysa daha kısa bir süre önce, inşaat halindeyken fuar ve sergi binası, yapılan baskınlarda çıkmıştı ortaya, Polonyalı, Romanyalı işçilerin saati 2 ila 3 Euro’ya çalıştırıldıkları.  -10 derecede soğuktan çatlamış elleriyle geçiriyorlardı, metal profilleri birbirine,  zenginliğin utanmazca kahkahaları yankılansın diye. Farklı ülkelerinden dünyanın, açlıktan ölmemek üzere işliyordu emekçilerin elleri, altın kaplama saatleri, elmasları, yakutları, pırlantaları, başka bir yerde kölelik koşullarında tutuyorlardı altın madeninde çalışan çocuk elleri. Alın diyordu o eller alın, ama örtemez utanmazlığınızı, çirkinliğinizi, bu sahte ışıltılar. Yanılsamadır çünkü gördükleriniz, gerçek biz olduğumuz sürece. Pres başında çekerken saat kalıplarını, ya da işlerken ince ayar en küçük parçalarını, yetmez bir ayda kazandığı para, her gün onlarcasını yaptığı bir saati alamaya, saat işçisinin. İhracat patlama yapar, son bir yılda %12 artış sağlar, ama 1 Frank bile zam alamaz saat işçisi. Baktığınız, boyunlarınıza ve kollarınıza taktığınız, takmaya heveslendiğiniz sizleri daha çirkin daha karanlık etmekten başka bir işe yaramayacaktır oysa. Biliyoruz ki bu sergide camlar arkasına doldurduğunuz bizden çaldığınız emeğimizdir, hayatta kalmak pahasına, ama siz de bilinin ki, almasını biliriz bizde bizden çaldıklarınızı. Yazmasa da gazeteleriniz  ‘görmese’ de bakan gözleriniz. Almasını biliriz bizim ve geleceğimiz olanı…