BASINLA DAYANIŞMA, TÜRKİYE VE ORTADOĞU’DA GÜNCEL GELİŞMELER

10

Ali Korkmaz

Renens de gerçekleşen basın özgürlüğü, Türkiye ve güncel gelişmeler konulu seminer ve Hayat TV ile dayanışma etkinlikleri gerçekleşti.

Etkinliğe Batı Lozan başkenti konumundaki Renens Belediye Başkanı Jean François Clement, Renens şehrinin yürekten selamlarını getirdim, diyerek konuşmasına başladı, Renens şehrinin özeliklerini tanıttı ve konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’ 21’000 nüfusu, 100 den fazla değişik ulusları bir arada barındıran belediyemizin sloganı da ‘Vivre ensemble’ (birlikte yaşamak), farklılığı zorunlu kılmak ve tuhaf söz ve davranışlara saygı duymak. Sizleri bir araya getiren konu basın özgürlüğü zorunluluğu. Basın özgürlüğü demokrasi sisteminin temel prensiplerindendir, ifade özgürlüğü üzerine oluşmuştur ve insan hakları bildirisinde yazılıdır. Daha önceden de 1789 Fransa insan hakları bildirgesinde de belirtilmiştir, basın özgürlüğü konusu evrenseldir, bu bağlamda, gerçekçi, kaliteli, başkasına açık ve çoğulcu bir basın oluşturmak gerekir. Basın özgürlüğü olmadan demokratik bir sistem olabilirmi?’’

Günün 12 Mart olmasından dolayı 12 Mart 1971 yarı askeri faşist cuntası ve daha sonrası Denizler’in idamı ve katliamlara da değinildi. Panelistlerin İsviçre ve Türkiye`deki güncel gelişmelerle ilgili şu sorularla kunuları işlemeleri sağlandı:

-15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası da AKP hükümeti’ne aynı zaman da, gazeteleri kapatma, gazetecileri cezaevine koyma ve alternatif televizyonları kapatmalarını hızlandırdı, Türkiye halkı bu durumdan endişeli değilmi?

-İsviçre’de ve Avrupa’da basın, yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü güç hakimiyet konumunda, İsviçre’de de basınnın özelleştirme çabaları, bir iki büyük tekelin eline geçirme çabaları ve radyo basın desteği olan Bilag Zürih’te bir özel firmaya devredilme girişimleri riskli ve tedirgin edici değilmi?

- Türkiye’deki politik gelişmeler her geçen gün İsviçre ve Avrupa hükümetlerini endişelendiriyor, örneğin Almanya Fransa ve Hollanda. AKP ilk iktidara geldiğinde, Türk devleti’nin başında olan Erdoğan, Avrupa topluluğuna girmekte çok şevkliydi, AKP hükümeti ve Erdoğan Avrupa Birliği’ne girmekten vaz mı geçtiler?

- Neler değişti ? – Sizce demokrasi Türkiye de nasıl geliştirilip yerleştirilebilir?

- Avrupa Birliği ve ABD’li politik sorumlular, otoriter ve dediğini yaptıran Erdoğan’ı eleştiriyormuş gibi görünseler de Türkiye’ de ki otoriter rejimi bir biçimiyle destekli yorlar, NATO ve Rusya’ da bu konumda. Ayağa kalkabilecek bir halk hareketini bastırmak veya kontrol altında tutabilmek içinmi?

- 16 Nisan’daki halk oylamasında ‘evet’ geçerse çoğulcu özgürlük alanında neler olabilir?

- Sayın Aydın Çubukçu, Hayat TV’inin genel yayın yönetmeniyken kanalınız Ve başka kanallarda kapatıldı ve gazeteciler ceza evine konuldu, bundan sonraki yayın faaliyetinizi nasıl izleyicilerinize nasıl ulaştıracaksınız?11

Avukat Luc Rocordon konuşmasında, diktatörlük dönemlerinde basına yapılan baskılar, gözaltılar, komünistler ve yahudiilere Hitler dönemindeki katliamlara insan hakları ihlâllerine değindi. Strasburg insan hakları raporunda, bugün 47 ülke, Türkiye’yi insan hakları bildirisine uymadığı için eleştiriyor şeklinde açıklamalarda bulundu. Ayrıca Cumhuriyet gazetesi yazarı Can Dündar başka gazetecilerin tutuklulanmasınında insan hakları ve düşünce özgürlüğüne aykırı olduğuna değindi. Türkiye’de 15 temmuz 2016‘ da oluşturulmaya çalışan askeri darbe konusunda da düşüncelerini belirten Luc Recordon katılımcıları ve etkinliği organize edenleri selamladı.

Hayat TV genel yayın yönetmeni sayın Aydın Çubukçu’da Türkiye ve Ortadoğu’daki gelişmelere değinirken:’’ Türkiye‘de basını susturarak önemli şeyleri gizlemek istiyorlar, ilk önce gazetecileri akademisyenler tutuklanıyor, işten atılıyor, hor görülerek aşağılanıyorlar, basında, sosyalist kültür dergileride, kısaca yoksul kesimi savunmak ve konuşmak yasaklandı, Evrensel Kültür Dergisi’nin 25. senesini kutlattırmadılar, kapattılar.’’ vurgusunu yaptı.

Sosyalist politikacı Mustafa Yalçıner’ de ; ‘’Aydın Çubukçu ile aynı gazetede yazıyorduk, sosyalist gazeteciler konuşuyordu. Son süreçte 87’000 tutuklanma oldu, 177 medya organı kapatıldı, 216 gazeteci tutuklandı, 158 gazeteci cezaevinde kaldı, 2800 gazeteci işinden atıldı 1000 medya çalışanı açığa alındı, 13 milletvekili cezaevine kondu, çoğunluğu Kürdistan’ da 54 sendikacı işinden atıldı, , grevler yasaklandı, gözaltı süreci 5 günden 30 güne çıkarıldı, 5.000 akademisyen işinden edildi, 2 anayasa yargıcı görevinden alındı ve 3750 sanal medya kulanıcısı tutuklandı. İktidarı elinde tutan tüm faşist diktatörlükler kan içiyorlar, büyük kapital sahipleri bile böylesi bir vahşete karşılar. Irak ve Suriye politikası ile insanları korkutuyorlar.’’ şeklinde konuşmasına devam etti.

12Eski Muş miletvekili Demir Çelik ; ‘’Fransız arkadaşlara katılımları için teşekkür ediyorum. Çubukçu ve Yalçıner’e katılıyorum, onların çizdiği resmi tekrarlamak istemiyorum. Türkiye`de iki önemli problem var, birincisi Kürt halkına zulüm ediliyor, kültürlerine saldırılıyor, darmadağan ediliyor ve varlıkları yok edilmek isteniyor. Diğeri de 2. Dünya savaşından bu yana emperyalistler Orta Doğu’ yu işgal ediyor, Türkiye’de Kürdistan’ı işgal ediyor.’’ dedi.

Sendikacı değerlendirmesiyle de Aldo Ferrari ; ‘’Unia sendikasının basın ve ifade özgürlüğünden yana olduğunu, ancak Unia Sendikası’ nın bir parti olmadığını, işçilerin, ücretlilerin haklarını savunduklarını ve dönem dönem, İsviçre federal hükümetiyle görüşmeler yapıp, işten atılmalar ve insan hakları konusunda taleplerde bulunuyoruz, İsviçre’deki en büyük sendika konumundaki Unia’nın 200 bin üyesi var, sendikamız dikkate alınıyor.’ dedi.

Katılımcıların sorularıylada, içeriği güncel konularla dolan panelin verimli olduğu gözlemlendi. Hayat TV ile dayanışma yemeği esnasında, Kolombiyalı şarkıcı Rakel Bernal ispanyolca ve İtalyanca şarkılar söyledi, müzisyen Yiğit Şahin’de Türkçe ve Kürtçe şarkılar seslendirdi ve etkinlik Tayland geleneksel halk dansı ile son buldu. Bu etkinlik katılımın düşük olması dışında, kaliteli ve güncel ihtiyaçlara cevap veren bir etkinlik oldu.