Basına sansür ve saldırılar protesto edildi

5

Türkiye‘de başbakanın emriyle kapatılan basın-yayın kuruluşlarıyla dayanışmak için Avrupa’da eylemler gerçekleştirildi. Halkın haber alma hakkını engelleyen, sansürcü baskıcı AKP rejimi protesto edilirken, yasak ve karartmaların kaldırılması istendi.

Basel’de yapılan protesto yürüyüşüne DİDF, HDK Bileşenleri ve Türkiyeli Kurumlar ve eyleme destek veren İsviçreliler katıldı. Yürüyüşün ardından Tele Basel önünde yapılan ortak basın açıklamasının ardından, kanal yöneticisi dışarı çıkarak, gelişmeler hakkında bilgi aldı ve gelişmeleri de kanallarına yansıtacaklarını ifade etti.

Almanya’da ise Alman gazeteci örgütlerinin DİDF ile birlikte yaptığı çağrı üzerine Almanya’nın yedi büyük kentinde Türkiye’de basına yönelik saldırılarla televizyonların kapatılması protesto edildi. Köln’de yapılan ana mitinge DJV Başkanı Frank Überall, DJU Merkez Yöneticisi Peter Freitag konuşmacı olarak katılarak destek verdiler.

Konuşmacılar, Alman hükümetini “stratejik ortağıyla” ilişkilerini gözden geçirmeye davet ettiler. Kapatma haberinin duyulmasının ardından birçok bölgede yapılan uyarı nöbetleri, basın açıklamalarının ardından Cuma ve Cumartesi günleri Almanya’nın yedi büyük şehrinde, kapatılan basın organlarıyla dayanışma, OHAL ve KHK’lerle ülkeyi baskı altında tutan AKP hükümetini protesto mitingleri düzenlendi.

Mitinglerin çağrısını yapan Alman Gazeteciler Cemiyeti DJV, Alman Gazeteciler Sendikası Ver.di/DJU ve Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), önümüzdeki dönem bu konuda ortak çalışma, Türkiye’deki gazeteciler üzerinde baskılar kalkıncaya kadar dayanışma etkinliklerini sürdürme çağrısı da yaptılar.

GERÇEKLERİ YAZMAK SUÇ OLAMAZ!

Köln’de yapılan mitingde, “Böyle güneşli bir sonbahar havasında evinizde, ailenizle piknikte olmak yerine Türkiye’deki gazetecilerin yalnız olmadığını göstermek için, Erdoğan hükümetinin basına yönelik saldırılarını, Hayatın Sesi ve diğer televizyon ve radyo kanallarının kapatılmasını protesto etmek üzere buraya geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.” diye konuşmasına başlayan DJV Genel Başkanı Prof. Dr. Frank Überall, Türkiye’de gazetecilerin çok ağır şartlarda ama başları dik olarak çalıştıklarını söyledi.

“Darbe girişiminden birkaç gün önce DİDF’li dostlarımın organize ettiği bir delegasyonla Türkiye’ye gittik ve orada günlük gazeteleri, televizyon kanallarını ve sendikaları ziyaret ettik. İkinci ağızdan değil, bire bir meslektaşlarımızın hangi koşullarda çalıştıklarını, nelere göğüs gerdiklerini kendi gözlerimizle gördük” diye konuşmasını sürdüren Überall, “Bizzat şahit olduk ki Türkiye’de basın özgürlüğü yok, bizzat şahit olduk ki Türkiye’de gazeteciler baskı altında. Türkiye’de basın özgürlüğü daha önce de yoktu” dedi.

Cumhuriyet gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın durumuna dikkat çeken Überall, “Değerli meslektaşımız Dündar’ın tek yaptığı gerçekleri yazmaktı. Gerçekleri yazmak, gazetecilik yapmak suç olamaz” dedi.

TEK DİL, TEK MİLLET… TEK BASIN!

Sol Parti NRW Eş Başkanı Özlem Alev Demirel ise yaptığı konuşmada basına yönelik saldırıların arkasında halkın haber almasının engellenmesi olduğu gibi Türkiye’de yaşananların ortaya çıkmamasının da bulunduğuna dikkat çekti. “Aylarca Kürt illerinde yaşananlar ortaya çıkmasın diye Hayatın Sesi, TV 10 ve diğer kanallar kapatıldı. ‘Tek dil, tek millet’ politikasının en kararlı savunucusu haline gelen Erdoğan ve AKP Hükümeti artık tek basın istiyor. Bundan dolayı televizyon kanalları kapatılıyor, gazeteciler susturulmak isteniyor. Alman hükümeti, stratejik ortağı Türkiye ile ilişkilerini gözden geçirmeli” dedi.

4BÜTÜN GAZETECİLER SERBEST BIRAKILMALI…

Ver.di/DJU Federal Yönetim Kurulu Üyesi Peter Freitag ise yaptığı konuşmada, “Türkiye’de basın özgürlüğü, gazeteciler üzerindeki baskı darbe girişiminden önce içler acısı bir durumdaydı. 15 Temmuz sonrası yaşananları ise ifade etmekte zorlanıyoruz. 100’den fazla yayın organı kapatıldı, 100’den fazla gazeteci cezaevinde. Şimdi en son kapatılan televizyon ve radyolarla yeni bir saldırı dalgası başlatılmış olduğunu görüyoruz” dedi. Hükümetin ülkeyi OHAL ile yönettiğini söyleyen Freitag, “Cumhurbaş kanı Eroğan ve Hükümet ülkedeki her türlü eleştirel sesi boğmak istiyor. Gazeteciler, öğretmenler, profesörler zapturapt altındalar, mesleklerini icra etmeleri engellendiği gibi pasaportlarına el koyularak seyahat özgürlükleri de engelleniyor” dedi.

100’den fazla gazetecinin pratik olarak aleyhlerinde hiçbir delil olmamasına karşın tutsak edildiklerine dikkat çeken Freitag, “Bütün bu meslektaşlarımızın serbest bırakılmasını, yayın organlarının özgürce yayın yapmalarının güvenceye alınmasını talep ediyoruz” dedi. Freitag, Ver.di/DJU olarak Türkiye’yi yakından takip edeceklerini, gazetecilerle dayanışmayı sürdüreceklerini ifade etti.

GAZETECİLER YALNIZ DEĞİLDİR

Berlin’de yapılan mitinge katılan TAZ Gazetesi Redaktörü Gazeteci Pascal Beucker, yaptığı konuşmada, “Eğer Türkiye’de 12 televizyon ve 11 radyo kanalı keyfi olarak kapatılmışsa, Almanya’daki biz gazeteciler buna sessiz kalamayız. Orada sesi kesilmek istenen bizim meslektaşlarımızdır. Onları otoriter Erdoğan rejimi karşısında yalnız bırakamayız. Onların bizim dayanışmamıza ihtiyaçları var” dedi.

DİKTATÖRLÜĞE GİDEN SON ADIMLAR

Beucker, “Meslektaşlarımız demokrasinin en temel ilkesi olan haber verme ve yayma hakkını bizim Almanya’da yaptığımız gibi uyguluyorlar. Hükümetin hoşuna gitmese de. Bunun adı basın özgürlüğüdür. Suç denebilir mi buna? Basın özgürlüğü sahip çıkılması gereken büyük bir değerdir. İster Berlin ya da Ankara, ister İstanbul ya da Diyarbakır’da olsun, fark etmez” dedi. Türkiye’deki durumun kaygı verici olduğuna ilişkin değişik örnekler veren Beucker, “Şu günlerde yaşadığımız olaylar diktatöryal rejime giden son adımlardır. Erdoğan rejimi kendisine muhalefet olan son sesleri de kısmak, boğmak istiyor. Örneğin iki Alevi televizyonundan biri olan TV 10 gibi. İşçi ve emekçinin yanında olan sosyalist kanal Hayatın Sesi TV gibi. Bu olup bitene Alman hükümeti sessiz kalmamalı. Silah sevkıyatının durdurulmasından ağır ekonomik yaptırımlara kadar Erdoğan üzerindeki baskıyı arttırmalı” dedi.

DAYANIŞMAYI YÜKSELTELİM

Köln ve Berlin’in yanı sıra Hamburg, Frankfurt, Stuttgart, Nürnberg ve Münih’te de dayanışma eylemleri yapıldı. Alman basın sendikalarının, partilerinin yanı sıra işçi ve sendika temsilcilerinin katıldığı, çok sayıda göçmen örgütünün de desteklediği eylemlerde yapılan konuşmalarda Türkiye’deki basın özgürlüğü için çabaları artırma, dayanışmayı somut kılmak için adımlar atma çağrıları yapıldı.