Ayaklanmalar, ekmek, iş, özgürlük ve demokrasi için

Bize kendinizi tanıtır mısınız?
Mustafa Habes, Cezairliyim, Sünniyim, cami imamıyım Lozan’da yaşıyorum. Lozan dışında da ihtiyaç olduğunda görevler üstleniyorum, Avrupa’da, İstanbul ve Irak’ta da çeşitli konferanslara katıldım.

Farklı düşüncelere toleranslı mısınız? Sizin gibi düşünmeyenlere tutumunuz nasıl olur?
Elbette toleranslı olmalıyız. “Din de zorlama olamaz”.

Sizce devlet ve diyanet inanç guruplarına karşı tutumu nasıl olmalıdır?
Devlet inanç farklılıklarına karşı eşit olmalıdır. Bir devlet tarafından kurulan camiler var, birde aileler tarafından kurulan özel camiler var. Devlet kurduğu camilere diyanet aracılığıyla tabii ki hakim olmak ister ama camilerde politika olmamalı, insanlar ibadetleri ve kendisi ile Allah arasındaki inancı için ibadet etmelidir.

Dilerseniz Orta Doğu ve Suriye savaşı konularınadeğinelim… Sizce Suriye sorunu nasıl çözülmelidir?
Orta doğu’da insanlar özgürlüğe susamışlar; Tunus, Mısır, Libya ve Suriye’deki bu ayaklanmalar, ekmek iş özgürlük ve demokrasi sorunu. Bu ayaklanmalar Batı’nın gücü falan değil orda yaşayan halkların gücüdür.

Suriye sorunu daha da güncel olduğu için dilerseniz devam eden bu savaşa değinelim…
Esad’ın babası döneminde sorun çözülmeliydi. Bu günkü savaş 35 yıl önce Esad’ın babasının yapmış olduğu katliamların devamıdır. Sorunu çözmek, şimdi daha da zorlaştı.

Peki sizce, enerji, doğal gaz ve petrol üzerindeki, egemenlerin hakim olma hırsları ve rolleri yok mu bu savaşın oluşmasında ve devam etmesinde?
Elbette sıraladığınız enerji kaynakları üzerinde hesapları var, örneğin Amerika’daki 11 Eylül olayları hep önceden hazırlanan olaylardı, ve Irak’a girmek için de iyi bir bahane idi. Libya aynı şekilde petrol üzerindeki hesaplar için işgal edildi. Manipülasyon, hile dalavereler çok oluyor.

Suriye’de görüyoruz 6 dan fazla guruplar ve mezhepler var özelikle El Nusra adını taşıyan grup kendisini savaşın bir parçası olarak görüyor, internet üzerinde gösterdikleri görüntülere bakmak bile çok zor bir durum. Hiç insani bir tarafı yok. Kamyon şoförlerini durdurup Aleviler diye kurşuna diziyorlar. Allah büyüktür diyerek insanları boğazlıyorlar çukurlar oluşturup ateş yakıp insanları diri diri ateşin içine atıyorlar, Müslümanlıkta var mıdır bu?
Bir insan öldürenler, tüm insanlığı öldürmüşlerdir. Bu savaşlar hiç olmamalıdır.
Peygamberimiz bir hadisinde derki; “Sabah kalktığında emniyet, sağlık, günlük yiyeceklere sahip olmak için çaba sarfet” bunlar zenginliğin en güzelidir. Aynı zamanda derki “iyilik yap, hayvanlara karşı saygılı ol, komşunu düşün, sadece kapı komşunu değil, en az 40 tane komşunu düşün, en uzaktaki komşunu düşün, ve devam eder en güzeli de komşularını rahatsız edeceğin dua için kalkma yat uyu daha çok sevaba girersin der.

Kötü yöneticilere karşı ne yapmalı sizce?
Bu sorunuza da kendi yaşamımdan örnekler vereyim; örneğin benim ülkem Kuzey Cezayir Güney Cezayir diye ikiye ayrılmış, kardeşim Güney’de çalışıyor ve annem onu ziyarete gitmek için devletten izin, belge alıp ancak öyle oğlunu ziyaret edebiliyor. Güney’e sadece orada çalışan personel ve işçiler gidebiliyor. Bu tür yanlış yöneticiler kimler tarafından desteklense de kabul etmemek lazım ve bunlara karşı mücadele etmek zorunluluktur.

Bu kuzey güney ayrımı için şöyle söylemek mümkün mü? Egemenlerin adlandırdığı bir tabirle, gerekli Cezayir, gereksiz Cezayir!Yani petrolün olduğu bölge egemenler için gerekli bölge, diğer bölge ise gereksiz bölge!?
Tabi ki, aynen onu demek istedim. Kendi ülkemizde bizler yabancı gibi muamelelere maruz kalıyoruz. Burada Avrupa’da da göçmenliğin beraberinde getirmiş olduğu sorunlarla mücadele edip birlik olmak, örgütlenmek zorundayız.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Eşit ve farklı olmak haktır!Kültürel farklılıklarımızı görüp başkalarını tahammül etmemiz gerekiyor. İsviçre’de 480 bin Müslüman yaşıyor ve bize de sorumluluklar ve görevler düşüyor. Hakkımızı da aramalıyız.

Röportaj: Ali Korkmaz