Arkadaşlık Üzerine

4

Saadet Türkmen*

Bu bölüm şimdiye kadarki arkadaş ve arkadaşlık konulu tartışmaların ücüncü bölümünün ilk parcasını kapsamakta. Bu seferki yazıda, arkadaş ve arkadaşlığı Türkçe dilindeki karşılıkları ve düşünce formasyonuna ilişkin tartışılacaktır. Burada tartışılan bir diğer konu da arkadaşlığın dinamikleri ve süreklileşmeyi sağlayan ögeler üzerine olacaktır. Bunların üzerine antik felsefi arkadaşlık anlayışıyla bağlantıları seçme düşünceler eşliğinde gösterilecektir.

Günlük kullanılan Türkçede Arkadaş ve Arkadaşlık

Ali Püsküllüoğlu`nun yazarı olduğu Türkçe sözlük arkadaşlığı; arkadaşa, dosta yakışır davranış, arkadaş olma durumu olarak tanımlar. Arkadaş kavramı ise iki türlü tanımlanır; 1. Birbirine karşı sevgi, dostluk ve anlayış gösterenlerden her biri; 2. Bir işte birlikte bulunanlardan her biri. Böylece kavram sözlük anlamı itibariyle arkadaşlığın iki ayrı boyutuna da vurgu yapmakta; yani kişisel ve toplumsal boyutuna. Bunlar da günlük yaşamdaki dair dizi etkinlik ve pratik alanını kapsamaktadır.

Birinci anlamda daha çok çocukluk arkadaşlığı; hayat arkadaşlığı gibi değişik süreçleri kapsayan, kişisel ve derinlikli arkadaşlık boyutlarına vurgu yapılırken; ikinci anlamda iş arkadaşlığı; okul arkadaşlığı yada hobi arkadaşlığı gibi bir takım özel durumları dile getirilir. Bunlardan biri ile diğeri arasında bir sınır olmakla birlikte; bu sınırlar keskin, sabit ve değişmez değildir. Sınırlar arasındaki çizgi çok ince olmakla birlikte; sınırlar süreç icinde sürekli değişebilmekte, birbirine dönüşebilmekte hatta birbirinin zıddı durumlar bile oluşturabilmektedir. Yani insan gençlik, orta yaşlılık yada ileri yaşlılık döneminde farklı paylaşımlar yaşayarak arkadaşlığa yeni boyutlar katabilir; yada ileri yasta tanınan biri ile çok derin arkadaşlıklar kurulabilir.

Her iyi arkadaşlığın linear olmamakla birlikte; başlangıç, gelişim ve gerileme süreçleri olduğu, ve gidişata göre sürdüğü ya da sonlandığı gözlemlenebilir. Arkadaşlıklar dinamiklerine ve içinde bulunduğu koşullara, şartlara, kontekslerine bağlı ve de uygun olarak; yeni ve farklı boyutlar, içerikler, form ve fonksiyonlar kazanabilmekte; böylece devam edebilmekte yada sonlanabilmektedir. Böylesi bir arka planda; arkadaşlık kavramı yeniden en genel anlamıyla tanımlanacak olursa: Arkadaşlık duygusal, düşünsel ve eylemsel pratikleri içeren; sosyal, kültürel, ekonomik ve felsefi boyutları olan; içinde yer aldığı toplumun dinamiklerine göre şekillenen sosyal bir ilişki biçimi olarak tanımlanabilir.

Paylaşım, ortaklık ve….

Arkadaşlıklar kimi zaman kan bağından, aile ilişkilerinden kıyaslanamayacak ölçüde geride; kimi zaman ise bir hayli ileride olabilir. Ancak arkadaşlık her halükarda tercihler üzerine kurulur. Bu anlamıyla akrabalıklardan daha değerli olabilir. Yine de herkes için ayni anlamı ifade etmez; zira bazı arkadaşlıklarda arkadaşlar vazgeçilmez iken; kimi arkadaşlıklar çekilmez olabilir. Bazıları için her türlü fedakarlıklar yapılabilecekken, kimi arkadaşlar kıskançlık, çekememe ve haset objesi olabilirler. Kimi arkadaşlar için bir çok şey göze alınırken; kimileri için birşeyleri göze almak konu bile edilmez; kimilerinden yardım beklenirken; kimileri sevdikleri arkadaşları için teklifsizdirler.

Bu noktada yeni bir kavramla karşılaşılmakta; yani arkadaşlık etme ve arkadaşlık etme derece ve yoğunluğu konusuyla. Aynı sözlük arkadaşlık etmek kavramını daha çok kişisel boyutlarını öne çıkararak şöyle tarif eder: „beğenileri, huyları, düşünceleri yakın olduğu, uyduğu icin birbiriyle görüşür olmak“. Bu tanım daha da genişletilebilir. Ancak bu çerçevedeki bir yazıda, seçme eklemelerle tanımı genişletmek uygun olacaktır. Bu ekleme örneğin „amaç ve motivasyonlar“ ile ilgili olabilir; yani başka bir deyişle; „arkadaşlık etme beğenileri, huyları, düşünceleri ve amaçları yakın olduğu, birbiriyle uygun olduğu icin görüşür ve paylaşır durumda olmaktır.

Öte yandan insanlar sadece beğeni, huy ve düşünceleri yakın olan insanlarla; benzer amaçları yoksa da görüşebilir, arkadaşlık edebilirler. Ya da yakın/benzer amaçları olan insanların beğeni, huy ve düşünceleri birbirinden farklı olabilir ve dolayısıyla daha farklı bir temelde arkadaşlık edebilirler. O halde arkadaşlığı süreklileştiren ve dinamize eden, damgasını vuran nedir? Arkadaşlığın yakınlaşma ve uzaklaşma sınırlarını ne ve nasıl belirler? Bu kimi insan için fedakarlıktır, kimi insan için ilgi, özen ve itina, kimi insan için ise bağlılık ve bağımlılıklardır. Bunların hepsi önemlidir, ancak liste daha da uzatılabilir. Ancak ortaklıklar arkadaşlıklar için en önemli belirleyicidir, ortaklıklarda değişik form ve içerikli paylaşımları, birlikte geçirilen zamanları gerektirir

Sevgi arkadaşlığın sebebidir

Aristoteles`in hocası olan Platon`a göre arkadaşlık duygusu ruhsal olan daha üstün bir gerçeklikte konumlanmıştır. Bu da arkadaşlığı sürekli kılar. Yani aslında arkadaşlar karşılaştıklarında birbirlerini idealar aleminden zaten tanıyorlardır. Aristoteles ise arkadaşlığı daha çok var olan zeminde konumlandırmaktadır. Ethika`da ele aldığı biçimiyle Aristoteles`e göre „arkadaşlık yaşam için en gerekli olandır (….), (…..) akrabalıktan ötedir“ ve burada da sevgi belirleyicidir. „Sevgi arkadaşlığın hasmı değil, sebebidir“, der Aristoteles ve iyi arkadaşlıklarda bu tür şüphelerin yeri olmadığını iddia eder. Yani iyi arkadaşlar birbirlerinin niyetini sorgulamaz, birbirlerini söylemeden anlar, güvenir, sahiplenir. Ancak „arkadaşlık sadece ve sadece özgür vatandaşlar arasında gerçekleşir“ der. Bu anlayışa göre, insanlar en çok kendine benzeyenlerle en iyi arkadaşlıkları kurar, başka bir değişle arkadaşlık aynı ruhtaki iki bedendir.

Bu düşünce Fransa’ da Humanizma döneminde yeniden gündeme gelir. Montaigne, arkadaşlığı „Eski Ego, ikinci Ben“ olarak tanımlar. Burada Aristoteles`in izleri oldukça hissedilmektedir. Ancak farklı olarak Aristoteles`teki toplumsal ve politik boyuttan ziyade ziyade, arkadaşlığa daha bireysel bir yaklaşım söz konusudur. Montaigne, insanın kendisini arkadaşlık sayesinde gerçekleştirmesinin mümkün olacağına vurgu yapar. Ancak bireyselliğe rağmen arkadaşlığın politik boyutu güncelliğini yitirmeden halen tartışılan önemli konulardan biridir. Gelecek yazı bu konuya ilişkin olacaktır

*Sosyal Antropolog, Universität Bern