Anayasa referandumu ve genel durum

15

İsmail Şimşek

Türkiye`de 16 Nisan`da yapılacak olan başkanlık referandumuna sayılı günler kaldı. Türkiye’de yaklaşık 55 milyon seçmenin oy kullanacağı referandum için yurtdışında da yaklaşık 3 milyon seçmen oy kullanacak.  İsviçre’de de Bern, Cenevre ve Zürih kentlerinde toplam 94.032 seçmen Başkanlık Anayasası referandumu için oy kullanacak. 27 Mart-9 Nisan tarihleri arasında , Zürich`te 62.546  seçmen, Bern`de 20.518  seçmen ve Cenevre`de 10.968 seçmen Başkanlık Anayasası için sandık başına gidecek.

2014 Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçiminde yurtdışında yaşayan Türkiye vatandaşları ilk defa oy kullanmışlardı.  Yurtdışında yaşayan seçmenlerin randevu sistemi ile oy kullanmaları sonucunda seçime katılım %8.32 olup oldukça düşük seviyelerde kalmıştı.

İsviçre`de 88.748 seçmenden 8715 seçmen 132 sandıkta oy kullanmış, 75 geçersiz ya da boş oylarla katılım %9.90 da kalmıştı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan 3453 oy, Ekmeleddin İhsanoğlu 2779 oy ve Selahattin Demiştaş 2483 oy almıştı.

7 Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde  yurtdışında 2. 863.920 Türkiyeli seçmen için 3664 sandık kurulmuş, bu sandıklarda 918.302 seçmen oy kullanmış, 13.344 oy geçersiz ya da boş kullanılmış, seçimlere katılım oranı %32.53`ler kalmıştır.

İsviçre`de 92.116 seçmenden 35.804 seçmen 168 sandıkta oy kullanmış, 438 geçersiz ya da boş oylarla katılım %39.34`de kalmıştı. 7 Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde HDP 17.012 oy, AKP 8991 oy, CHP 6250 oy ve MHP 2425 oy almıştı.

Son olarak 1 Kasım 2015 Türkiye genel seçimelerinde yurtdışında 2.899.069 seçmenden 1.159.871 seçmen oy kullanmış, 12.179 oy geçersiz ya da boş kullanılmış, seçimlere katılım oranı %40`lar kalmıştır.

İsviçre`de 93.259 seçmenden 126 sandıkta oy kullanmış, 41.328 oy geçerli sayılmıştır. Katılım oranı %44.75 olmuştur.. 1 Kasım 2015 Türkiye genel seçimlerinde HDP 18.867 oy, AKP 12.030 oy, CHP 7374 oy, MHP 2331 oy almıştı.

16 Nisan`da yapılacak olan referandum için günler öncesinden çalışmalarına başlayan İsviçre Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu, bu veriler doğrultusunda önüne görevler koymuş, market önlerinden, kahvehanelere, Türkiyeli göçmen emekçilerin dinine, milliyetine, genel seçimlerdeki tercihlerine bakmadan referandumda “HAYIR” istemek için broşürler çıkartmış, yüzlerce, binlerce emekçiyle yüzyüze gelmiş, hayır için paneller örgütlemiştir.  Lozan, Basel ve çevresinde iki ayrı panel düzenlemiştir. Aydın Çubukçu ve Mustafa Yalçınerin katıldığı bu panellerde  “HAYIR”ın önemi anlatılmıştır.

İlki 11 Mart 2017 Cumartesi günü Basel Pratteln`de gerçekleşen “Anayasa referandumu, Türkiye ve gelişmeler” konulu  panele ilgi oldukça fazlaydı. Burada DİDF Başkanı Haydar Sancar`ın açılış konuşmasıyla başlayan panel, EMEP GYK üyesi Mustafa Yalçıner`in konuşmasıyla devam etti. Mustafa Yalçıner burada yaptığı konuşmasında, emperyalist çelişkileri vurgularken, orta doğuda yaşananlara açıklık getirdi. Özellikle Suriye savaşı ve orta doğudaki gelişmeler konusunda açıklayacı bilgiler veren Yalçıner, Türkiye`de ortaya çıkan yeni burjuvazinin ve onların emperyal emellerine vurgu yaptı. “HAYIR” oylarının örgütlenmesinden “EVET” oylarının azaltmanın yollarının aranması gerektiğinin altını çizen Yalçıner, başkanlık sisteminin neler getireceğini ve Türkiye`yi nasıl bir geleceğin beklediğini, “bunun da şimdiden işçi grevlerinin yasaklanması ile, hak arayanların eylemlerinin yasaklanmasıyla, hayır çalışmaları yapanların enegellenmesi ile ortadır” diyerek, başkanlık sisteminin Türkiye`de yaşayan işçi ve emekçiler için ne ifade ettiğini dile getirdi.Yapılması gereken çalışma, “hayır oylarını arttırmak, evet oylarını sıfıra yaklaştırmaktır, AKP ile Türkiye`yi ayrıştırmak gerekmektedir. Yapılacak çalışmayı buradan ele almak gerekmektedir” “dış düşmanlar yaratarak, hile hurdalarla, AKP ve Tayyip Erdoğan durumu kendi açısından zorlaştığını gördükçe farklı yollara da başvuracaktır ” diyerek sözlerini bitirdi.

Yazar, kapatılan Hayatın Sesi TV yayın yönetmeni Aydın Çubukçu`da burada yaptığı konuşmada, savaş ve faşizm üzerine, emperyalizmin iç çelişkilerini, emperyalizmin  yaşadığı krizleri en aza indirmek için savaşa ihtiyacını dile getiren açıklamalarda bulundu. Aydın Çubukçu “Şiddet ve savaşın siyasi ve ekonomik  kar getirdiği  bir ortamda demokrasi fazlalık haline gelir.  Savaş ve faşizm, geçmişte olduğu gibi, birinci dünya savaşından itibaren her alanda gördüğünüz gibi, kapitalizmin bu iki öz çocuğu birlikte ilerlemeye başladılar. Bütün bunların Türkiye`deki sonuçları açısından da,  gördükki, gittikçe daha şiddetli, savaşı içerde ve dışarda sürdüren bir politika izledikçe halk üzerindeki ekonomik ve demokratik her türlü hakkın gasp edildiğidir. Bu genel olarak AKP`nin kendi iktidarını sürdürmesi bakımından da önemlidir. Yani genel olarak emperyalizm, kapitalizm bundan yararlanıyordu ama özel olarak da AKP`nin iktidarda kalmak gibi, mutlak suretle iktidarda kalmak diye bir derdi vardı. Çünkü gırtlağına kadar suça batmış, gırtlağına kadar hırsızlık, yolsuzluk, katliam gibi suçlar dolayısıyla yargılanmaya hazır vaziyete gelmişler. Böyle bir durumda savaşın ve faşizmin sağladığı avantajları sürdürmek istiyorlar. En küçük bir tökezlemede bu iktidar fena halde hırpalanacak ve yargılanacaktır. Bunu kendisi de biliyor” “15 Temmuz ile birlikte televizyonlar kapatıldı, KHK`larla birçok alanda sindirme, muhalefetin susturulduğu bir ortam yaratıldı. Ve Türkiye teslim alınmaya doğru son adımların atıldığı bir sürece girdi. Son adım referandum.” diyerek AKP nin izlediği politikanın sonuçlarına dikkat çekti. HAYIR cephesi diye bir cephe yoktur.  Ama hayır diyenlerin bir demokrasi cephesinde buluşması, daha önce biraraya gelmekte zorluk çeken kesimler için,  hayırın başarısı daha ileriden demokrasi cephesi için ciddi bir olanak olacaktır.” diyerek “HAYIR”ın kazanması durumunda Türkiye`de verilen demokrasi mücadelesine sağlayacağı avantajların altını çizdi.

İkinci panel 12 Mart Pazar günü Lozan`da gerçekleşti. Yemek ve söyleşi şeklinde gerçekleşen “Basın Özgürlüğü, Türkiye ve Güncel Gelişmeler” olarak yapılan panele, Türkiye`den Aydın Çubukçu ve Mustafa Yalçıner katılırken, İsviçre`den Yeşiller Eski Federal Milletvekili Luc Recondon, UNİA Sendikası Başkan Yardımcısı Aldo Ferrarı ve HDP Muş Eski milletvekili Demir Çelik katıldı.

 “HAYIR” memleketin yararına, “EVET” Tayyip`e

DİDF`in “OHAL’e ve başkanlık anayasasına hayır, demokrasi istiyoruz” açıklaması altında madde madde işlenen Başkanlık anayasasının neler getirdiği İsviçre`de yaşayan Türkiyeli işçi ve emekçilere anlatmak için market önlerinde, esnaf çevrelerinde, kahvehalerde çalışmalar örgütlenmiş, bu çalışmalarda, hayırın önemi anlatılmıştır. Geniş emekçi kesimleriyle yüzyüze gelen DİDF üyeleri buralarda yaptığı konuşmalarda, memleketin içine süreklenmek istenen karanlığın işçi ve emekçiler için, daha fazla sömürü, daha fazla baskı ve demokrasinin kırıntısından da vazgeçilmek anlamına geldiği vurgulanmıştır. Anayasa değişikliğine “HAYIR” oyu verecek çevrelerin, Türkiye`de yaşayan emekçilerin gelecek kaygılarına destek olacağı bilinci bulunurken, “EVET” diyecek çevrelerin oylari, her yerde olduğu gibi, Tayyip`e destek olarak gideceğini söyleyebiliriz. Tamemen siyasi tercihlerinden dolayı evet vereceklere göre, hayır verecekler daha bilinci bir tercih yaptığına inanmakdadırlar..

Herkesin “HAYIR”ı da “EVET”i de kendine

Evet diyen esnafların bir kısmı, Türkiye`de padişahlık isterken, bir kısmıda islam cumhuriyeti vurgusu yapması dikkat çekicidir. Türkiye`de yapılacak anayasa değişikliğine herkesin oyu kendince bir anlam ifade etmekte, herkes kendince beklentilerle evet ve hayır oyu vermektedir. Demokrasi mücadelesinin bir unsuru olarak görenlerin çoğunlukta olduğu bu referandum, İsviçre`de geçmiş seçimlere oranla katılımın yüksek olması beklenmektedir. Sandık kurulan bölgelerden gazetemize ulaşan bilgilere göre, şu ana kadar bunu yansıtacak bir veri yoktur. İsviçre`de yaşayan Türkiyeli seçmenlerin katılımını belirleyecek önümüzdeki son on günlük süreç olacaktır. Kararsız oylardan bahsetmenin mümkün olmadığı referandum seçimlerinde, evet ve hayır oyları bir kutuplaşma yaratmış görünmektedir.

İsviçre kamuoyu Türkiye`de demokrasiden yana

Uzunca bir süredir İsviçre`nin de gündeminde olan Türkiye ve Başkanlık anayasası tartışmalarına, siyasi partilerden, farklı kurum ve kişilere, basına kadar “HAYIR” a destekler devam etmektedir. Özellikle son birkaç yıldır yurtdışında oy vermeye başlayan Türkiyeli seçmenlerin, kendi yaşadığı ülkelerde de Türkiye`nin seçimleri dikkat çekmekte, yapılan çalışmalar, mitingler, yürüyüş ve standlarla dikkatler Türkiye`deki demokrasi mücadelesine çekilmektedir.

Cenevre`de gerçekleşen “Türkiye`de demokrasiye destek” miting ve yürüyüşü, Bern “hayır mitingi”, öncesi ve sonrası tartışmalar, kimi İsviçre basınının Tükiyeli seçmene açıktan yapmış oldukları demokrasi çağrıları, sol partilerin kendi içinde özel gündem yaptığı çalışmalar İsviçre`de yaşayan Türkiyeli göçmen emekçilerin, buradaki siyasi yaşama katılımlarının da bir sonucudur.

Gezi direnişi dönemindeki kadar eylemler olmasa da, Türkiye`de 16 Nisan`da gerçekleşecek olan Başkanlık anayasası referandumu, dünyanın olduğu kadar İsviçre halklarının da Gezi direnişine karşı gösterilen ilgi ve etkiye sahiptir.  Hayırın kazanması, aynı zamanda İsviçre ve dünya halklarının demokrasi mücadelesine etkisi olacağı unutulmamalıdır.

Yapılan çalışmalar sonucunda, hayır oyunun İsviçre`de açık ara ile kazanacağını söylemek için her ne kadar erken olsa da, geçmiş seçimler ve İsviçre`de yaşayan Türkiyeli göçmenlerin siyasi eğilimlerinden de bu sonuca varmak mümkündür.