“AKP, çıkarları gereği Suriye`ye müdahale etmek istiyor”

126

İsviçre DİDF örgütünün Basel`de, Wattwil ve Çevresi Kültür Dayanışma Derneği`nin de Wattwil`de düzenlediği seminerlere konuşmacı olarak katılan araştırmacı yazar Faik Bulut, Ortadoğu ve Suriye ile ilgili birer konuşma yaptı.

Arap coğrafyasında ulusal kurtuluş hareketlerinin II. Dünya savaşından sonra başladığını ve 1980`ler sonrası ise küreselleşme ile birlikte özelleştirmelerin başladığını söyleyerek sözlerine başlayan Bulut; bu ülkelerde askeriyenin toplam sermayenin % 25`ine sahip olduğunu ve küreselleşme ile birlikte orta sınıfın çöktüğünü söyledi. Hiç bir arap ülkesinde siyasi demokrasi  olmadığını, siyasi partilerin düzen içinde küçük itirazları olan partiler olduklarını, bütün arap ülkelerinde bölgecilik olduğunu ve ekonomik yatırımların belli bölgelerde yoğunlaştığını söyledi. Bulut sözlerine şöyle devam etti; “Arap Baharı” olarak adlandırılan hareketlilik devrim değil, birer halk ayaklanmalarıdırlar. Mısır`da bu ayaklanmaları başlatan, içlerinde komünistler ve sosyalistlerin de olduğu liberallerdir. Bu ayaklanmalar iç dinamiklerle başlamış olsa da daha sonra ABD`nin denetimine girmiştir.

Suriye`de ilk başlarda köylüler ve yoksulların ayaklanması olarak ortaya çıkan protestolar zamanla ABD`nin isteğiyle silahli çatışmalara dönüşmüştür. Bundan sonra halk geri çekilmiş ve çatışmalar dinci ürgütler ile devlet arasında cereyan etmeye başlamıştır.

Esad ve ailesinin alevi olduğu doğrudur, ancak Suriye`de alevi azınlığın yönetimde olduğu bir yalan ve çarpıtmadır. Suriye yönetiminde sünni inançta olanlar ağırlıktadır ve her inançtan insanlar bulunmaktadır. Hafiz Esad geleneksel olan Sünni Cumhurbaşkanı anlayışı gereği Emevi Camii`ne gidip sünni olduğunu ilan ettikten sonra cumhurbaşkanı olabilmiştir.”

Suriye`de beş farklı muhalefetin ortaya çıktığını söyleyen Bulut, bu muhalefet gruplarını şöyle sınıflandırdı:

  1.  Dış muhalefet : Dünya`nın farklı merkezlerine bağlı olanların oluşturduğu muhalefet.
  2.  İç muhalefet : Dış müdahele olmadan iktidar değişiminden yana olan muhalefet.
  3.  Yerel muhalefet : ABD`nin devre dışı bırakmak istediği koordinasyon komiteleridir.
  4. Cihat grupları: 14 farklı ülkeden gelen tipik El Kaide ve cihatçı gruplardır.
  5. Kürtler: İlk başlarda temkinli davrandılar. Çatışmalar yoğunlaştıkça devlet Kürdistan`dan çekildi. İkili bir blok oluşturan KDP ve KYB dış muhalefet ile hareket etmek istedi, PYD ise PKK ve BDP`ye yakın hareket ediyor. PYD Öcalan`ı lider kabul etse de direkt olarak PKK`ye bağlı değildir.

AKP`nin Suriye`ye müdahale edilmesini savunmasının farklı nedenleri olduğunu söyleyen Bulut, bu nedenleri şöyle sıraladı;

İdeolojik nedenler: Sezai Karakoç`un İslam federasyonu fikrinin benimsenmiş olması.

Turancılık anlayışı yerine neo-osmanlıcılık hayallerinin benimsenmesi.

AKP`ye yakın sermaye ile cemaat sermayesinin palazlandırılması çabası.

PKK ve kürt sorunundan dolayı ABD ile anlaşıp onun Ortadoğu`da tetikçiliğini yapması.

Türkiye kürtler ile kürtler ve kürtler ile araplar arasında bir çatışma ortamı yaratıp Suriye`ye girmek istiyor ancak şu anda böyle bir müdahale şansı yoktur. Şu anda yapılmak istenen kurtarılmış bölgeler oluşturup bunları Suriye`nin temsilcileri olarak lanse etmek istiyorlar. Katar`da yapılan ABD denetimindeki Suriye muhalefeti toplantısından sonra Türkiye devre dişi bırakılmıştır.

Bugün Türkiye`de savaşa hayır diyen çok geniş ve farklı kesimlerin olduğunu söyleyen Bulut, sözlerine şöyle devam etti, “başta Hatay`da yaşayanlar olmak üzere aleviler ve kürtler olası bir saldırıya müdahele etmek isteyeceklerdir. Özellikle de kürtler ikinci bir Mahabbat deneyimi yaşamak istemiyorlar. ABD`nin Afganistan ve Irak deneyimlerinden sonra Suriye`ye de müdahaleyi göze alamıyor.”

 

Abidin Çetin / Basel