Aile içi şiddet özel bir sorun degildir

306

Tüm Dünya`da olduğu gibi İsviçre`de de binlerce kadın aile içi şiddete maruz kalmaktadır. Bu siddet, dövülmek, tecavüze uğramak ve hatta bazı durumlarda öldürülmek gibi formlarda ortaya çıkabiliyor. Kadınlara yönelik şiddet, ağır bir insan hakları ihlalidir. Birleşmiş Milletler`in yayınladığı Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi`nin 1. Madde`sine göre şiddet; “ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma” olarak tanımlanmaktadır. Bir cok neden bahane edilerek dünya genelinde her 3 kadından 1`i eşinden, erkek arkadaşından ya da aile bireylerinden kötü muamele görüyor, fiziksel ya da duygusal şiddetin kurbanı oluyor. Uluslararası Af Ögütü`nün yaptığı açıklamada belirtildiği gibi kadına yönelik şiddetin dünya çapında çok yaygın olmasına rağmen sağlıklı istatistiki veriler ortaya  çıkarılamamıştır. Bunun nedeni ise kadınların yaşadıklarından utanmaları, yasayacakları diğer olumsuzluklardan çekinmeleridir. Biz de bu sorunu İsviçre özelinde Siddet Kurbanlarına Yardım Kurumu (Opferhilfe Aargau/Solothurn) yöneticisi Susanne Nielen ile konustuk.

 

Öncelikle kurumunuzu (Opferhilfe) tanıtır mısınız?

Kurumumuz (Opferhilfe) Aargau Kanton hükümetine bağlı ancak yasalarca bağımsız çalışmalar yürüten bir kurumdur. Aile içi şiddetten, cinsel tacize ve öldürmeye değin her türlü şiddete maruz kalanlara danışmanlık hizmetinin yanısıra hukuksal ve psikolojik yardım da veriyoruz.

Şiddet nedir? Siz bu kavramı nasıl tanımlarsınız?

Şiddet, başkaları üzerine yapılan saldırıdır. Bu saldırı sözlü, fiziksel veya cinsel anlamda başkalarının istemi dışında özgürlük alanı sınırlarını aşmaktır.

Söz konusu şiddet olunca maalesef ilk akla gelen kadına yönelik şiddet oluyor. İsviçre`yi diger Avrupa ülkeleri ile kıyaslamak gerekirse neler söyleyebilirsiniz?

Bunu kesin rakamlarla söyleyemeyeceğim ancak çok farklı olmadığını söyleyebilirim. Her türlü psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı %10 ile %20 aralığında değişmektedir.

Tabii bu rakamlardan hareketle ne tür bir şiddet olduğunun kesin bir ayrımını yapamıyoruz. Ancak İsviçre`de kadınların % 20`si aile içi şiddete maruz kalıyor ve bu şiddet tanımı içinde, fiziksel şiddet, taciz, tecavüz ve ölümle sonuçlanan darp edilme durumları da var.

Acil bir durumda, yani ölüm tehdidi altındaki bir kadın ne yapmalıdır?

Böyle bir durumda mutlaka ilk önce polise bildirilmelidir. Polis, kendisine gelen bu tür bir şikayeti ilgili kişinin onayını aldıktan sonra bize bildirmekle mükellef olduğu için akabinde biz devreye giriyoruz. Tabii ki göçmen kadınların dil sorunu göz önüne alındığında bu tür yardımların ne kadar amacına ulaşabildiği konusunda şüphelerim var. Ancak biz yine de tercümanlar aracılığı ile yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Basına ve kamuoyuna yansıdığı için sanırım sormamın bir sakıncası yok. Bir süre önce Aarau Kantonu`nda bir türkiyeli, eşini öldürdü. Yetkililerin gerekli tedbirlerin alınması babında bir eksikliği söz konusu mudur?

Başka gazeteciler de sormuştu bu soruyu.

Bu olayın iç yüzünü tam olarak bilemiyoruz. Öldürülen kadın, polise gerekli tedbirlerin alınması için suç duyurusunda bulunmuş mudur. Önceden yapılan tehditler ile ilgili suç duyurusu yoksa polis de fazla bir şey yapamıyor.

Kanunların önleyici olabilmesi açısından bakarsak…

 

 Bir insan karısını dövmek veya öldürmek istemiş ise kanunlar ne yapabilir. Zaman zaman kanunların biraz daha sertleştirilmesini arzuluyoruz ancak ağır cezalar uygulamanın da çözüm olmadığını çok da önleyici olamadığını biliyoruz. Bakın ABD`de çok ağır yaptırımlar uygulanıyor olmasına rağmen cezaevleri ağır suç islemiş mahkumlar ile dolu. Benim talebim bu tür suç işleme eğilimi olanların denetim yada gözetim altında tutulmalarıdır.

Etnik ve kültürel aidiyet veya dinsel aidiyet açısından bakarsak aile içi şiddet ve suç işleme oranı farklılaşıyor mu?

Bütün inanclarda veya etnik aidiyetlerde kadına karşı şiddet uygulayanlar olduğu gibi bunun tam tersi de söz konusudur. Burada önemli olan, kökenden ziyade nasıl yorumlandığıdır.

Ben bu noktada entegrasyonun önemine vurgu yapmak isterim. İnsanlar içinde yaşadıkları toplumun dilini iyi konuşamıyorsa, sosyal dışlanmışlık varsa ve ekonomik sorunlar da buna eklenirse, bu dış faktörler eve olumsuz olarak yansır.

 Başka hangi kurumlara başvurulabilinir?

Öncelikle Kadın Evlerinde bulunan, şiddet görenlere yardım birimine (Opferhilfestelle) danışma amacıyla baş vurabilirler. Eger evlerinde kalmaları sakıncalı ise Kadın Evlerinde yatılı kalmak için müracaat edebilirler.

Şiddet, taciz ya da tecavüz gibi olaylar geçmişe oranla sanki daha artmış gibi…

Bu tür olaylar hep vardı. Toplumlar bu konularda bugün daha hassas durumdalar. Ayrıca bu tür olayların üzerine giden kurumlar çoğaldı ve önleyici tedbir alan kurumlar daha etkin oldukları için bir çok şey artık şeffaf ve toplum tarafında görünür durumda. Aslında aile içi şiddetin özel bir sorun olmaktan çıkması ve bir çok şeyin kamuoyuna yansıması artmış izlenimi yaratıyor.

Aile içi şiddetin özel bir sorun olmadığını söylediniz? İsterseniz bunu biraz daha açalım…

Hiç kimse eşine, çocuklarına ya da ailede herhangi birisine karşı şiddet uygulama hakkına sahip degildir.

İsviçre yasaları aile içi her türlü şiddeti yasaklamıştır.

Göçmenlerde aile içi şiddet nasıl ortaya çıkıyor?

Aile içi şiddet farklı formlarda ortaya çıkıyor. Bunların en önemlisi boşanmak ya da ayrılmak isteyen eşe karşı, önce “benden ayrılırsan oturumunu iptal ettiririm seni memlekete geri gönderirler” gibi psikolojik baskılar ve akabinden gelen fiziksel darp etme veya cinsel taciz ve tecavüz tarzı şiddet olarak ortaya cıkıyor.

İsviçre aile birleşimi yasası(Familienzusammenführung) buna olanak tanıyor..

Olabilir. Ben tam olarak böyle düşünmüyorum. Burada aslolan erkeğin eşine hangi göz ile baktığıdır. Bir eş ya da hayat arkadaşı olarak mı bakıyor, yoksa bir köle olarak mı?

Evli bir kadın yada erkeğin oturum vizesi sahibi olabilmesi için en az 3 yıl evli kalması gerekiyor. Bu durumda olup eşi ile sorunlar yaşayan bir insan ne yapmalıdır?

Bunun için istisnai olan acil durum kriteri gecerlidir.

Nasıl yani? Biraz daha açarsanız…

Bir insan evde ağır şiddete maruz kaldığında bunu doktora ve polise bildirmesi durumunda ilgili kişinin dosyası Göçmenler Dairesi`ne gönderiliyor. Bu durumda Göçmenler Dairesi mağdur olana eşinden bağımsız olarak oturum vizesi verebiliyor. Burada önemli olan kadının gerekli müracaatta bulunmasıdır. Biz tercümanlar aracılığı ile iletişime geçiyoruz ve anlatılan her şey kesinlikle açıklanmaz ve gizli kalır. Tabii ki bütün bu yapılanlar ücretsizdir de.

Söyleşinin konusu şiddete maruz kalan kadınlar ve aile içi şiddet, ancak bu nokada sormadan geçemeyeceğim. Size müracaat edenler arasında şiddete maruz kalan erkekler de var mı? Varsa ne oranda?

 Fazla değil ama farkli şekillerde de olsa bu durumda olan erkekler de var. Size, dosyası bende olan bir örnek vermek isterim; evinde karısının kendisini dövdüğünü söyleyen ve fiziksel olarak oldukça güçlü olan bir erkek bir gün sinirlerine hakim olamayıp eşini dövmekten korktuğu için bize müracaat etti. Aile içi şiddet bir çok farklı formda ortaya çıkar. Yani sadece kadınlar baskı altında ve şiddet görüyorlar diyemem.

Yapılan bir çok araştırmaya göre aile içi şiddet, bazı göçmen grupları arasında daha yaygın, bunların doğruluk payı nedir?

Evet… Genel olarak rakamlar bu yönde.

Sizce neden göçmenler arasında daha yaygın?

Bunun en önemli nedeni bazı göçmen gruplarında ataerkil aile yapısının hala güçlü olmasıdır. Önce hafif tehditlerle başlayıp gittikçe fiziksel siddete evrilen saldırının en önemli temeli bu anlayıştır. Yani belirleyici olan erkektir ve kadın buna sadece uymak zorundadır. Kadınlarin bu konuda ki yanlış tutmlarını da unutmamak lazım.

Nasıl bir yanlış tutumdur bu?

Bazı kadınların aile içi şiddete maruz kalmalarının kendi sosyal çevrelerinde normal karşılanması ve kendilerinin de buna inanması. Ben, Bern Kanton`u polisinin rakamlarına dayanarak, bu tür anlayışların oranının yüksek olduğunu söyleyebilirim.

Hukuksal destek de veriyoruz dediniz, biraz daha detaylı anlatır mısınız?

Psikolojik ve sosyal desteğin yanında hukuksal destek de veriyoruz. Oturum sorunu vasa ya da boşanmak istiyorsa avukat tahsis ediyoruz. Ancak, bu desteğin devam etmesinde şiddete maruz kalan kadının tutumu belirleyicidir. “Beni bazen dövse de sorun değil, zira çocuklarımın babasıdır” diyen bir çok kadın var ve bizim bu durumda yapabileceğimiz bir şey yok.

Böyle düşünen İsviçre`li kadınlar da var mı?

Elbette var. “Eşim dövse de ben geri eşime dönmek istiyorum” diyen bir çok kadın var. Yani her zaman aptalca bir tutum için, iyi bir neden bulunabilir.

Aile içi şiddetin önemli bir ayağını da çocuklara yönelik şiddet oluşturuyor. Bu konuda da size müracaat edenler var mı?

Maalesef çok fazla.

Çocuklara yönelik işlenen suçlarda bir artış olduğu söyleniyor..

Tam olarak bir sayı veremeyeceğim ama pornoğrafi ve internet üzerinden işlenen suçlarda bir artış olduğunu söyleyebilirim. Özellikle de çocukları kandırarak fotoğraflarını yayınlamak çok sık işlenen suçlardan birisi.

Aileler ne yapmalı?

Bu açıdan ailelere önemli görevler düşüyor. İnternet erişimi olan çocukların kimlerle görüştüklerinin mutlaka kontrol edilmesi gerekiyor. Bize müracaat edilmesi durumunda gerekli danışmanlık hizmetini verebiliriz.

Aile içi şiddet açısından…

Cinsel taciz ya da tecavüz açısından bakarsak, failler genellikle aile içinden akraba ve tanıdık kişiler ya da aile çevresinden birileri çıkıyorlar. Çok travmatik sonuçları olan bir diğer olay ise; çocukların, annelerinin fiziksel şiddete maruz kalmasına şahit olmalarıdır.

Cinsel taciz olması durumunda ne yapılmalıdır?

Tabii ki öncelikle çocuk ya da genç, bu olayın tekrarlanmaması için güvenli bir yere alınmalıdır.

Sonra polise ya da şiddete Maruz Kalanlara Yardim Kurumu`na (Opferhilfe) baş vurulmalıdır. İsviçre bu konuda önemli yasalara sahip bir ülke. Polis içinde özellikle de bu durumlar için eğitilmiş elemanlar mevcuttur.

Aileler böyle bir durumu nasıl farkedebilirler? Çocukların davranışlarından mı?

Tam olarak formüle edemeyiz. Ancak bazı durumlarda derslere ilginin azalması, konsantrasyon eksikliği ve kabus görme gibi bir çok seş sayabilirim. Ancak sadece bunların olması böyle bir olayın yaşandığı anlamına gelmez. Bunun için mutlaka bir çocuk psikiyatristine gidilmeli ve varsa böyle bir şey, önce çocuğun bunu psikiyatriste anlatması beklenmelidir.

Abidin Çetin / Zürih