Taleplerimiz için örgütlenmemizi güçlendirelim

Semran Sancar

Kadın emekçilerin eşit işe eşit ücret talebiyle başlatmış oldukları eylem ve etkinlikler, duyulur ve emek örgütleri tarafından kamuoyuna yansıtılır olduktan sonra, sorunlarımızın ortak olduğu, bu sorunların çözümü ve haklarımızın elde edilmesi için mücadele etmemiz gerektiği iş yerinde birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız tarafından da kabul gördü.14 Haziran’da grev yapılacağının ilk etkisi heyecan vericiydi. Çalışma koşullarımızın ağırlığı, iş gücümüzün ücretlendirilmesinde yaşadığımız haksızlık, iş koşullarımızın düzeltilmesi ve ücretlerimizin arttırılması konusunda bizim de yapılan çalışmalara katılmamız üzerine konuşmaya başladık. DİDF’li kadınlar olarak ülke genelinde oluşturulmuş komitelere dahil olmak, yapılacak etkinlik ve eylemlere katılmak, komitelerle bağlantı kurmak üzere harekete geçtik.

 Birçok bölgede oluşturulmuş komiteler içerisinde farklı iş kollarından kadınlar görev almak ve daha çok kişinin katılmasını sağlamak üzere tüm enerjisiyle çalışıyorlardı. Göçmen, yerli, işçi, işsiz kadınlar fark gözetmeksizin haklarının kazanımı için bir araya gelmeye, ortak mücadele ağını örmeye çalışıyorlardı. Bölge komitelerinin altında örgütlenen alt birimler eylem, propaganda, organizasyon olarak ayrılmış ve görevleri de buna göre belirlenmişti. Ben propaganda ve eylem komitesinde yer aldım. Bizim propaganda ve eylem grubunda yer alan kadın arkadaşlar, öğrenci, sendika temsilcisi, sağlık personeli, hizmet sektörü ve serbest çalışanlardan oluşuyordu.  Bölge komitesi toplantılarının yanı sıra, yapılacak eylem ve etkinlikler, propaganda materyallerinin hazırlanması için biz de toplantılarımızı yapmaya, neler yapacağımız üzerine tartışmaya başladık.

Yaklaşan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle hem 8 Mart hem de 14 Haziran grevi için çıkarılan bildirilerin dağıtılması amacıyla karar aldık ve 8 Mart günü Aargau kantonunda başta Aarau, Brugg, Baden olmak üzere ulaşılabilen tüm tren istasyonlarında sabah 6 – 8 saatleri arasında bu bildirileri dağıttık. Aldığımız tepkiler olumlu ve moral vericiydi. Bu çalışmaların etkisi 8 Mart dolayısıyla yapılan eylem ve etkinliklere de yansıdı. Daha çok kadının bu etkinliklere katılmasına olanak sağladı. Sonrasında yaptığımız toplantıda da 1 Mayıs’a taleplerimizle katılmak ve yapılacak bir 1 Mayıs gösterileri ve etkinliklerinde bildiri ve çağrılarımızla yer alarak hem 1 Mayıs’a daha güçlü katılabilmek, hem de daha çok kadın emekçiye ulaşabilmek üzere yapacaklarımızı somutlaştırdık.

Ama bütün bu yoğunluğa rağmen hala ulaşılamamış, iletişim kurulduğunda çalışmalara katılarak güç verecek kadın emekçiler olduğunu da gördük. Çünkü bizi bir araya getiren ortak sorunlarımız ve taleplerimiz, aynı zamanda iz bırakmış ön yargıların kırılmasına, bir bütün olarak emekçi kadınların bu sorunlarının çözümü, haklarının ilerletilmesi için çekim merkezi olmuş, ortak mücadele zemini oluşturulduğunda başarının yolunu açmaya olanak sağlamıştı.

Şimdi bu olanağın güçlendirilmesine ve önümüzdeki döneme kalıcı mücadele zemini bırakması için genişletilmesine göçmen kadınlar olarak daha çok ihtiyacımız var. Bizler de imkânlarımızın olduğu yerlerde çalışmalara katılıp, taleplerimiz için örgütlenmemizi güçlendirelim.