2019 yılı İsviçre için seçim yılı olacak

 Federal ve Kanton Temsilcileri Meclisi seçimleri için yıl içerisinde yapılacak propaganda ve seçim çalışmalarının merkezinde kökleri geride bırakacağımız yıla ve öncesine dayanan birçok sorun ve bu sorunlara yaklaşımların öne çıkacağı tutumlar olacak.

Eşitlik, hak ve adalet mücadelesi devam edecek 32

Yılın son aylarına Fransa’da başlayan Sarı Yelekliler hareketinin rüzgârının da yansımasıyla, hak ve adalet talebinde bulunan kitlelerin isyanının toplu gösteri ve direnişlerle sokağa yansıması, bu direnişin etki alanının Avrupa’da diğer ülkelerde de hissedilir olması, sermaye iktidarının korkularının daha hararetli dışavurumunu da beraber getirdi. Bir taraftan halkın öfkesini ve tepkisini, görmezden gelemeyen basının, Macron hükümetinin gösterileri şiddetle bastırma eğilimi karşısında da Paris sokaklarının anarşizme teslim edildiği, yanan arabaların görüntüleri eşliğinde kaos vurgusu ve propagandası yapıldı. Objektif yayınlar ve haberler bir yana bırakılırsa, bu çarpıtma ve yaftacı haber anlayışının İsviçre iç politikasında bir karşılığının olacağı gözlerden kaçmayacaktır. Çünkü cevabı aranan soru bizde de olur mu? Sorusudur.

Sarı yelekliler hareketinin ortaya çıkış koşullarına bakıldığında, iktidar olanı değişse de sermaye partilerinin hepsinin saldırı hedefinin, emekçi yığınların sosyal siyasal ve ekonomik kazanımları olduğu, gelir dağılımı makasının emekçiler aleyhine daha da açıldığı sermaye politikacıları tarafından da bilinmekte bu durum hissettirilmese de tehdit olarak görülmektedir.  Paris sokaklarının geçtiğimiz yıllar içerisinde de farklı sebeplerden dolayı emekçilerin, gençlik yığınlarının çatışma ve direnişlerine sahne olmasıyla beraber, aynı basın yine benzer tepki vermiş, sermaye iktidarının temsilcileri ile halk ve emekçi yığınların sokakta neden karşı karşıya gelemeyeceğinin sosyal ‘nedenleri’ sıralanmıştı. İşin bu defa da böyle olacağı henüz bilinmemekle birlikte, ortaya çıkan siyasi havanın birçok yönüyle parlamento partilerinin seçimlere hazırlık rotasında yer edindiği söylenebilir.

Geçtiğimiz dönem boyunca da zaten gelir dağılımındaki açıklığın artışının merkezinde yer aldığı, oylamalar, inisiyatifler gündeme gelmiş, dikkatleri toplamıştı. Çünkü bunun maddi bir karşılığı da vardı. 1:12, İnisiyatifi, Herkese Koşulsuz Temel Gelir İnisiyatifi, Abzocker İnisiyatifi gibi oylamalar, kaynağını artan gelir dağılımı eşitsizliğinden almaktaydı. Yandaki grafikten de anlaşılacağı üzere gelir dağılımında ortaya çıkan eşitsizliğin, transfer ödemeleri ile bir birine doğru yaklaştırılması durumunda İsviçre’nin Avrupa ülkeleri arasında 25. Sırada yer aldığı görülmektedir.

Bunun anlamı şudur: zenginden daha az vergi alınmakta, alınan vergilerin geliri daha düşük olan yoksul kesime sosyal ödemelerle dağıtılmasında oluşan orantısızlık Avrupa ülkelerinin çok altında kalmaktadır. İsviçre’nin sermayenin vergi cenneti olarak kabul edilen ülkelerden biri olması altında yatan gerçeklik burada ifadesini bulmaktadır. İş yasalarının esnekleştirilmesi, azgın sömürüye daha açık hale getirilmesi, şirketlere özel vergi indirimlerinin sürekli gündemde tutulması, sosyal kazanımların budanması gibi sermaye sınıfından yönelmiş saldırılar da yukarıdaki tablonun içindedir ve karşıt mücadelenin keskinleştiği durumların başındadır. Bütün bu verilere bakıldığında, 2018 yılı içersinde kadın hareketinin güç kazanması, inşaat işçilerinin hakları için günlerce süren 31direniş ve eylemlerinin kazanım sağlayarak sonlanması gibi eylem ve direnişlerin bıraktığı tecrübe gözetildiğinde, 2019’un, aratan ekonomik ve sosyal sorunların daha da çok gündeme geldiği bir yıl olacağı verileri güçlenmektedir.  Yapılacak seçimlerin de bu tablo eşliğinde gerçekleştirileceği, ırkçılığın ve ırkçı propagandanın, ırkçı ve göçmen düşmanı partiler tarafından kışkırtılarak arttırılacağı görülmekte, halkın, emekçi yığınların hak ve kazanımlarının korunarak ilerletilmesi mücadelesi de bu tablo içerisinde tecrübelerden ders çıkararak yer tutacaktır.

arkadaş